- Kategori
- Çocuklar ve ilkler
Anneee, üfleee..!

Oğlum, haşarılıklarının ilk meyvelerini topluyor…
Bacakları, dizleri berelerle doldu…
Koltukların, dolapların tepesinde dolanınca olacağı buydu..!
Gerçi, her an peşindeyim ama,
ne yapıyor, ne ediyor yine de kafasını, gözünü bir yerlere çarpıyor...!
Ben de onu teselli etmekle meşgulüm...:(
Hep aynı ses kulağımda çınlıyor…
Anneee, üfleee..!
Tamam,
şimdi de öp,
geçtiii…
O gözyaşları ben öpünce,
nasıl bu kadar kısa sürede kesiliyor, anlayamıyorum…
Keşke bütün kırgınlıklarımızı,
ruhumuzun morluklarını da bu kadar kolay tedavi edebilsek…!
Onun her hareketi bana bir ders hayatta…
Bazen o mu beni,
ben mi onu eğitiyorum,
karıştırıyorum doğrusu..:)
Bu afacanlıkların sonuçlarıyla uğraşıyoruz şimdilerde….
İlk morluklarla, ilk aşkı aynı döneme geldi…
Özgü…
Oğlumun aşkı…
Benim de yeni haberim oldu…
Yakınlarda kreşinde uçurtma şenliği yapıldı…
İşyerim site içinde…
Oğlumun kreşine ulaşmam, benim bulunduğum mavi binadan beş dakika almıyor…
İşlerimi kolaylayıp, üç buçuktaki şenliğe zar zor yetiştim…
Zaten kapıdan çıkar çıkmaz, gözüm hemen otoparkın üstündeki tepeliğe takılı kaldı…
Rengârenk uçurtmaları görünce,
bendeki geç kalmanın verdiği telaşın yerini,
uçurtma uçurmanın heyecanı aldı…
Allah’ tan,
bugüne uygun düz pabuçlar giymiştim,
koşar adımlarla, beş dakikalık yolu bir iki dakikada aldım…
Alana ulaştığımda,
mesire yerine gelmiş gibi hissetim kendimi…:)
Bir kısım veli, çocuklarıyla birlikte uçurtma uçurma telaşında,
Rüzgârın yönüne göre, bir o yana bir bu yana koşturuyordu…
Anneler babalar, çocuklardan daha memnundu,
Büyükler, miniklerden kapmışlardı uçurtmaları…
Artık onların elinden almanın imkanı yoktu…
Küçük bebeklerini pusetleriyle getirenler,
çimleri sulayan fıskiyenin üzerinden zıplayan çocukların kahkahaları…
Öğretmenlerimiz bile cıvıl cıvıl giyinmiş, daha neşelilerdi…
Ayaküstü sohbet ettiğimizde Menekşe Öğretmen,
“Velilerimiz bizi yalnız bırakmadı,
bu birlikteliği yakalamak inanılmaz..!dedi…
Çok haklıydı bu konuda,
Kreş giriş çıkışında birbiriyle sadece selamlaşıp,
gülümseyenlerimiz bile kaynaşmıştı..:)
Uçurtma uçurmanın, insanı bu kadar mutlu edeceğini
ve birbirlerine yaklaştıracağını bilmiyordum..!
Gökyüzünü çizgi film kahramanları,
gülen suratlar,
aslanlar,
kırmızılar, sarılar, turuncular…
istila etmişti…
Bizim uçurtmamız yeşil fon üzerine,
sevimli mi sevimli bir baykuştu….
Ama,
ne yazık ki uçuramadık bir türlü…
uçurtmanın ipliğini sımsıkı tutmuş oğlum her defasında,
“Anneee, o annelerin değil,
Çocukların…
Sen oynama..!:
Tepkisiyle karşılaştım…:(
Hevesim yarıda kaldı…
Bir ara, güneş ışıklarının kırmızı yapraklarından dantel gibi süzüldüğü,
Japon eriğinin dibinde mola verdik, azığımız erikler oldu…
Burada oğlum,
Anneee,
Özgü nerede..?demeye başladı.
Efendim, Özgü mü? Dememe kalmadı,
kendimi tepeden, kreşin hemen yanındaki oyun parkına inerken buldum…
“ Kara Murat”lı Türk filmlerinin içindeydim sanki,
Biri esir düşmüş, biz de onu kurtarıyoruz…
Özgüü, Özgüü diye yeri göğü inletiyoruz…
Çınar ağacının hemen altındaki kaydırakta kayarken,
Yanımızda bızdık bir kız belirdi…
Bizimki,
“Özgüüü, beni takip et..!” demeye başladı.
Öbürü de tin tin bizimkinin peşinde…
Bir kaydırağın altını kendilerine mesken tuttular,
Diğer kızları, erkekleri yaklaştırmıyorlar…
Hemen elleriyle durdurup,
“Girme evime…!” diye bağırıyorlar…
Kızın babası da oradaymış…
“Özgü, evde çok bahsediyor, oğlunuzdan..”
Benim hiç haberim yok,
oğlum ketum,
ağzından bir kelime zor çıkar, canı isterse konuşur…
Psikologlara, psikiyatrlara gittim, kişiliği böyle dediler…
Bana ilk morluklarıyla birlikte, ilk aşkının aynı zamana gelmesi ilginç geldi…
Sevdalarda başka türlü acıtıyor çünkü..!
Bunun, bir minik sevda olduğunu nereden biliyorum..?
Şimdilerde;
Anneee, Özgü bizim eve gelsin mi..?
Anneee, Özgü gelince ona da sütlaç yapar mısın..?
Anneee, babaannemin yazlığına Özgü’yü de götürelim mi..? demeye başladı…
Şimdiye kadar,bir tek kelime almak için takla attığımız,
ufak çapkının bu durumu aşkın ilk filizleri değil de nedir..?
Şaka bir yana..:)
oğlum,
daha yolun başında,
ne darbeler alacak,
ne can acısı çekecek,
kalp kıracak,
belki kalbi kırılacak,
ama o sızılar,
Anneee üfleee..!
Tamam,
şimdi de öp,
geçtiii…
Dediğinde öyle kolay geçecek mi..?
Bilmiyorum..!