Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

09 Nisan '10

 
Kategori
Kent Yaşamı
 

Anteplinin Baklava İsyanı (Anteplice)

Anteplinin Baklava İsyanı (Anteplice)
 


Baklava harika bi tatlı ama bir yandan da biz Anteplilerin başının belası! (“Tatlı bela” demek daha uygun düşer tabii). Bir kalori deposu olarak göbeklerin ihtişamına epeyce katkıda bulunurken fiyatıyla da cüzdanlarda kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Bu nefis tatlımızın bir özelliği de neredeyse isminin Antep’le özdeşleşmiş olması… Öyle ki, Antep deyince baklava, baklava deyince Antep akla geliyor hemen. Hakiki Antep imalatı baklavayı bir kere tadan bir daha kolay kolay unutamıyor. Mübarek tatlı, insanın damağına bir defa dokundu mu eroin gibi bağımlılık yapıyor. Kişi ondan sonra şu reklam filminde “dodi dodi dodi” diye dodileyen zavallılar gibi “baklava baklava” diye sayıklamaya başlıyor. Vaziyet böyle olunca da kabak biz Anteplilerin başına patlıyor. Ne zaman Antep’ten dışarı çıksak ya da dışarıdaysak Antep’e ziyarete gidip dönsek ille yanımızda birkaç kutu baklava taşımamız şart.

Tabii dostuna arkadaşına götürdüğün hediyenin lafı da zahmeti de olmaz ama bu iş zamanla öyle bir hal alıyor ki, dışarı memlekette tanıdığı her insana Antep imalatı baklava hediye etmek bir Anteplinin kaçınılmaz görevi, doğal yükümlülüğü gibi bir şey oluyor. Bu da biz Anteplileri biraz strese sokuyor. Hediyeleşmek çok güzel bir şey ama keşke baklava biraz ucuz bi şey olsa da herkese götürebilsek.

İşte bu baklava hediye etme stresine daha fazla dayanamayan bi hemşerim bakın ızdırabını Anteplice nasıl dile getirmiş. Metin, Anteplice yayın yapan hoş bir interaktif sözlük olan http://www.eskiliufaksozluk.com ‘dan alıntıdır. Anlaşılmayan kelimeler için metnin sonuna kısa bir Anteplice sözlük ekledim.


Başlı başına bir fenomen olan Antep dili ve kültürünü bir başka yazıda ele almak dileğiyle.


Ohuyun, hemşerimin feryadına eyi gulak verin! :)

***

Dışarılıların Antepliden Baklava İstemesi


Ağam şindi Antep'in dışında yaşıyan bi Antepliysen günün birinde ille başına gelir bu hadise. Mesela memleketini, uşağını devşeğini, ananı bubanı göresin geldi, "acı gidiim de hem onnarnan hasret gideriym hem birez balcan kebabı, ölü mecimek aşı, eşgili ufak küfte yiyim geliym" didin ve ne biliym, sınıf arkadaşlarına, çalışıysan iş arkadaşlarına, gonşularına, asgerdeysen gomutanına filan Antep'e gideceeni açıkladın. Biletini aldın, "aha ben gettim, haydı allasmalladık" dir dimez hemen yapışdırırlar siparişi: "gelirken baklava getir!"

Ge şindi ne deyciyn buna! Temam, getiriym de nası getiricim ağam/bacım? Hanı parası? Çorumluya leblebi mi ısmarlıyn sen? Haydı hamballığından geçtim, baklavanın kilovsu neçiye haberin var mı senin? Şaha diyip geçsen şaha deel, içinde en az yüzde gırk gerçek payı var, gerçekten istiiy yani adam/gadın. Annamazlıktan gelsen olmaz, adın pintiye çıhar. "he hö, olur olur, baharık hele" diye bişeyler geveler durursun. Amma bi kere akliyn bi gurnasına yerleşip galır o söz.

Dönüş günü geldiği vahıt, dolmalık guru balcanı, biberi, salçayı, gaçak çayı, eşgiliyi bi güzel golilere doldurur paketlersin. Senin işin temam oldu amma o ayaküstü verilen baklava siparişi n'olucu? Bi de baklava muhasebesine girersin. Baklavanın kilovsu olmuş 32 kaat. Elin boş gitsen olmaz. Birine götürsen birine götürmesen olmaz, herkeşe birer gutu yapdırim götürüym desen bi aylık maaşını ona bağlaman lazım. Eski bi Yargıtay başganının dediği kimi, vicdanınla cüzdanın arasında sıhışır galırsın.

La yoorum bize niyen beyle yapıysiniz siz?

Bu paklava denen mübareği Haci Nasır Camı’sının gapısında sebil diye mi daadıylar?

Beni Güllüoğlu'nun ortağı mı sandınız?

Benim baklavacı düvenim mi var?

Yoksa bu baklava Alleben'in gıraanda gendi gendine mi yetişiy? Eyle olsa canınız sağ olsun, heç erinmem, "acı gelmişken şurdan iki şimel baklava yoluym da elediym arhadaşlarıma, onnarın da göynü olsun, dili datlansın" dir getiririm.

Bana beyle yapman! Bize beyle yapman! Erzincan'a giden arhadaşım, ben senden tulum pendiri istedim mi? Trabzon'a giden deyze, ben sana "acı navar geliyken bana bi ölbe tereyağı getir, sabahları yumurta bişiriym de yiyim" didim mi heç? Ya Mersin'e giden dayı, sana da "acı şeyle sulusundan bi gasa portahal getir suyunu sıhak da içek" didim mi? Ya ispartalı halfem, ben senden nazaman gül istedim ağam? Ey Bursalı vatandaş, ben kestane şekerine bayılırım amma senden kestane şekeri istemek heç aklımdan geçmedi; çünkü bilirim, o baklavadan da pahalı bi nimet.


Herkeş gendi şeyini yisin içsin gardaşım! Bu ney yav!
…..


Anteplice mini sözlük:

Acı navar: ne olur, n'olur. (acı: “azıcık” anlamındadır)
Alleben: Antep'in içinden geçen küçük dere.
Balcan: patlıcan
Dışarılı: Antep dışındaki şehirlerden olan kişiler.
Düven: dükkân
Eledmek: götürmek.
Eşgili: turşu (ekşili)
Gırak: kenar, kıyı.
Gurna: kurna > köşe.

Halfe: kalfa.
Haci Nasır Camısı
: Hacı Nasır Camii. Antep’te tarihi bir camii.
Nazaman: ne zaman
Neçiye: kaç para?

Ölbe: eskiden saklama kaba olarak kullanılan, genellikle ince ahşaptan yapılma silindir biçiminde kap.
Ölü mecimek aşı: kırmızı mercimekle yapılan lapamsı kıvamda yenen bir çeşit pilav; kabuklarından ayrılmış işlenmiş mercimeğe Antepliler "ölü mecimek” der.

Pendir: peynir.
Şimel: bir avuca sığacak büyüklükte bir demet.
Uşak devşek: çoluk çocuk.
Yoorum: bi çeşit hitap, muhtemelen “yavrum”dan dönüşme.

 
Toplam blog
: 431
: 3853
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara