​ Anti vesayetçilik, anti darbecilik / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
 

Anti vesayetçilik, anti darbecilik

Ülkemizde asker, belki başka ülkelerde olmadığı kadar siyasaldır. Hatta siyasalın da ötesinde belli bir siyasal aktördür. Bu siyasal görüş Atatürkçülüktür.

Bu siyasal aktörlük, kimilerine göre vesayet denen şey, kimilerine ve askeriyeye göre misyondur. Bu siyaset bilim açısından pek sorunlu değildir. Asker doğal olarak ülkenin kurucu ideolojisine bağlıdır. Ancak bizdekinin ayırıcı bir özelliği var. Askerin, ülkenin kurucu ideolojisini, siyasal olarak misyon edinişi, sivil iktidarın gücünden bağımsızlaşmıştır.

‘Askerin ideolojik güç olması vesayet midir, yoksa misyondur mudur?’ diye sorulabilir. Buna kafadan ne vesayettir, ne de misyondur demek mümkündür. Örneğin analojik akıl yürütme ile hareket ederseniz, ‘hiçbir batı ülkesinde askerin ideolojisi olmaz’ diyerek, saf batıcı bir bakış izlerseniz, ‘vesayet’ dersiniz. Ama yine batıcı tarzda, ülkenin batılı kurumları ekseninde, -demokrasi, cumhuriyet, laisizm, üniter/ulus devlet- halen kurulmakta olan, kuruluşunun tamamlayamamış, hıristiyan değil şeriatizme daha yakın dinsel reformizmini yaşamamış müslüman dünyasının bir ülkesi olarak bakarsanız, ‘askerin misyonu vardır’ dersiniz. Aslında analojik akıl yürütme sorunludur. Çünkü her şeyin kendine özgü koşulları ve yapısal ilişkileri vardır. Örneğin ‘İngiltere’nin yazılı Anayasası yokmuş, bizde de olmasın’ demek ne kadar saçmaysa, ‘Avrupa’da askerin ideolojisi yok, bizde de olmasın’ demek o kadar saçmadır, eğer düşünmenize orijinal unsurları katmıyorsanız. Burada itiraz edilen, basmakalıpların düşünce diye sunulmasıdır.

Bunun gerçekte ne olduğunu anlamayı bir kenara bırakır da, şu an neyin –mış gibi yaşandığına bakarsak 3 temel şey var:

Askere karşı, askerin vesayetini ortadan kaldırmak üzere yapılan propaganda.

Askerin aktüel olarak cuntacı unsurlar barındırdığına yönelik iddia.

Aynı zamanda, aynı temelarla, askerin ideolojisine yakın sivil siyasal görüş olan ulusalcılık başlığı altındaki -özellikle siyasal rakipleri tarafından da bilinçli olarak yapılan adlandırma- siyasal kişilere yönelik yapılan toplama.

Anti vesayetçi ile anti darbeci söylemin birlikte gittiğini ve oysa bunların birbirini zorunlu olarak gerektirmediğinin ayrımını yapmak önemli. Çünkü anti vesayetçilik, askerin ülkedeki genel ideolojisine ve konumuna karşı bir söylem iken, anti darbecilik, daha tekil, verili ya da olgusal bir duruma karşı söylemdir. Anti darbecilik, askeri topyekün vesayetçi görmeyi gerektirmez. Anti darbeci propangada, anti vesayetçi söyleme destek veriyor, anti vesayetçi söylem de anti darbeci propagandaya destek veriyor. Bunlar birbiriyle özdeşleştiriliyor. O zaman askerin vesayeti, darbecilik oluyor. Ya da darbecilik, askerin ideolojisi oluyor.

Burada gözden saklanan ve en dipteki amaç, askeri, vesayetçi ve darbeci göstererek, geniş halk kesimlerince kabul gören ülkenin kurucu ideolojisine meşru bağlılığını da bu veseyatçi ve darbeci anlayışa bağlamaktır, onu karatmaktır. Harekatın spekülatif amacı budur.

Siz eğer salt darbecilere yönelik olarak bir mücadele gösterirseniz, bu dipteki meşru yapıya bir zarar veremezsiniz, sadece belli kişileri cezalandırmış ve askere yaptırım tehdidi göstermiş olursunuz, ama o anlayış orada hala durur. Bunu askeriye üzerine almaz sadece uçarı maceraperestler üzerine alır.

Bu aslında bilerek oynanan bir oyundur.

Burada hiç kuşkusuz, olgusal bir durumdan yola çıkan darbecilik soruşturması, bir propagandaya dönüştürülmüştür. Yapılmak istenen, askeri bir daha hiç darbe yapmayacak duruma sokmaktan ötedir. Kaygı bu değildir. Yapılmak istenen, askerin belli bir ideolojiye, yani Atatürkçü ideolojiyi savunur durumdan çıkarmaktır. Dert askerin siyasallaşması değildir, siyasallaşma tarzıdır.

Amaç, üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Bu ülkede darbeler sayılmaya başlandığı zaman, sondan geriye doğru, yanlış adlandırmıyorsam, 27 Nisan muhtırası, A. Gül’ün cumhurbaşkanlığı seçilebileceği ama seçilemediği günün gecesi internette yayınlanan komik metin, sonra 28 Şubat ve 12 Eylül. Gerçekten anti darbeci olan ve askerin, devletin kurucu ideolojisini benimsemesiyle bir sorunu olmayan bir güç, bir iktidar, öncelikle bunlarla hesaplaşmak zorunda değil midir?

Bir vatandaş olarak, bir hükümete ne için oy veriyorsunuz? Ülkenin askerinin ideolojisini yıpratsın diye alicengiz oyunları oynaması için mi, yoksa ülkeyi demokratik bir şekilde, hukuka göre yönetmesi için mi? Ama tabi niyet başka olduğu için, doğru yoldan gidilememektedir.

Yakın geçmişte, zorlama bir 367 kararı ile halk nasıl AKP’ye yüklendiyse, bu son zamanlarda olanlar nedeniyle de AKP önemli bir oy kaybı yaşayacaktır. Çünkü kendilerine yapılan metazori şeyleri şimdi kendileri yapmaktadır.

Yanlışları, yanlış yaparak doğru hale getiremezsiniz ve yanlışınızı saklayamazsınız. Asker hiç de savunulur bir durumda değildir, ama bir deyiş var, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' diye, bu olaylarda, 'düşmanımın düşmanı da düşmanım' durumu yaşanmaktadır. Yani, yanlışa yanlışla giden de yanlıştır.

Bütün dünyanın sahtekarlık gücü sizin olsun, gerçeğin kılını kıpırdatamazsınız.

 
Toplam blog
: 467
: 1012
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..