​ Antik/acı - 4 / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '12

 
Kategori
Öykü
 

Antik/acı - 4

Antik/acı  - 4
 

Ve, Mehmet Amca sordu

“Yurdagül nasıl iyi mi?”

Mehmet Amca kızının soyadı değişikliğini bilmediği için, şair olduğunu antik/acı-lığı gibi sonradan benden öğreniyordu. Çok şaşırmıştı duyduğunda.

Pirinç han’da ,yeni açtığı antikacı dükkanında kendisini bir emanet gibi hissettiği her halinden anlaşılıyordu. Mutsuzluğu belliydi. Yaşama kırıklığı, yüz derisindeki alabildiğine karışık ve o derin kırışıklıklardan okunuyordu.

Ve çaycıya seslendi;

“Bize iki iyi çay” 

Çayımızı yudumlarken Yurdagül’ün adresini defterine yazmak için gözlüğünü arıyordu. ama sevinç gözyaşlarından önündeki gözlüğü göremiyordu. Mehmet amcaya, eski eşyalar arasına karışan gözlüğünü uzatım. Yüzüme bakıp ışıldayan mavi gözleriyle;

“Yaşlandık artık kızım doğumum 1932, sen hesapla artık yaşımı” dedi.

Çayımın son yudumunda, her cildi mevsim renklerinden oluşmuş, iki parmak kalınlığa sahip, eski bir Ansiklopedi’ye ilişmişti gözlerim. Yeşil, kızıl, sarı, hâkî, kimyonî, taba ve hardal renklerinden sekiz cilt üst üste yatırılmış duruyordu. Belki hayata artık dik duramayacaklarını sanarak antikacı Mehmet amca yatırmış olmalıydı her bir cildi. Oysa ansiklopedinin sırt kısmında enince "HAYAT", boyunca da  büyük puntolarla yazılmış "ANSİKLOPEDİSİ" yazısı, hala harflerinin oluşturduğu anlamlarla güçlü gözüküyordu.

Sonbahar renkleriyle ve buruşmuş cilt kapaklarıyla, bir insanın yorgun duran bedenini hatırlatıyor gibi olsa da, merak edip içindekileri, sekiz cilt'ten en solgun renkteki ikinci cilde uzandı  parmak uçlarım ve elime alıp rastgele araladım. Yaşamışlığın sararmış sayfalarını tararken bilgiler arasında yer verilmiş, çok iyi tanımadığım bir halk ozanı, elinde sazıyla çekilmiş bir fotoğrafından bana bakıyor gibiydi. Hayat Ansiklopedisinde öylesine canlıydı ki, Ancak, eminim ki hayatta değildi. Elimdeki değerin varlığını duyumsayarak, var edene hürmetle, basım yılına göz attım. “Tarih :1932” yazıyordu. Bu tarihle birden titredim. Bugünün takviminde 2008 yazarken, geçen yılları hesapladım. Tam 76 yıllık bir geçmişle yüzleşmekteydim.Tıpkı Mehmet Amcamla olduğu gibi, Yıllara tutunan o incecik sarı sayfalara, zorlara göğüs geren, yaşamış bir insana gülümser gibi, her bir cildine bakıp bakıp gülümsedim. Ve ani bir sesle irkildim:

"Hala eski ansiklopedilere bakanlar var." diyordu, yanımdan geçen biri. Kinayeli bir söz müydü ?  Yoksa bir taktir mi doğrusu düşünmedim… Zira, zihnimden o an, “sazlar”, “kitaplar” ve “ayaklar” geçiyordu…ve yıllar ve yıllar ahh! Yıllar ! …

Seslendim:

“Bakar mısın Mehmet amca ! Bu Ansiklopedinin fiyatı nedir ?” 

 ntikacı Mehmet amca gür sesiyle cevap verdi.

“Ver ne verirsen”

Ansiklopedinin en son cildin arkasına yapıştırılmış yeni etiketteki 75.YTL fiyatı  sonradan fark ettim ve Yüz YTL yi tezgahına  itiraz etmesine rağmen zorla bıraktım.

“Mehmet amca, poşete ciltleri dikine koyar mısın lütfen!” derken,

İçimdeki sevinç ve ümit, anlaşılır ve anlatılır gibi değildi.

“Hala umut var.” dedim seslice ve,

“Keşke! tüm kitaplar antikacılarda satılabilse !”.

Nevin   KURULAR

nevinkurular@hotmail.com

 Yazıların telif hakkı yazarına aittir izinsiz çoğaltılamaz.

 
Toplam blog
: 47
: 832
Kayıt tarihi
: 27.02.08
 
 

Şiirlerim 1979 yılından bu yana yayınlanmakta. 50 ye yakın antolojide, 4 özel sayıda, edebiyat de..