- Kategori
- Futbol
Arsenal'i boşver, Galatasaray'a gel

Chelsea'yi mağlup eden eski, özlenesi kadro..
Yayın hayatına başladığından bugüne kadar sürekli takip ettiğim, Rıdvan Hoca'nın yorumlarını hiç kaçırmadığım bir spor kanalı var. Aynı kanalda pazartesi gecesi Sergen Yalçın ve Hakan Ünsal'ın da bir programı var. Haftayı değerlendiriyorlar, o hafta Avrupa maçı varsa yorum yapıyorlar, "bu takımların hali ne olur" konulu kehanetlerde bulunuyorlar.
Ben bu tarz programları fenerbahçe kimliğimle izlemem hiç. Objektif bakmak isterim çünkü yorumlara. Rıdvan Hoca'yı bile dinlerken zaman zaman fenerbahçeliliğini hissettiğim olur mesela. Ama kendisi gerçekten çok sağduyulu bir insan ve bu ülkede futboldan gerçekten anlayarak yorum yapan ender spor yazarlarından biri. Velev ki aynı şeyleri Hakan Ünsal için söylemek zor. Yorumlarını futbol değerlendirmeleri açısından da fazla doğru bulmamakla birlikte kesinlikle objektif olmadığı kanısındayım. Bu benim şahsi görüşümdür tabi ama ekrana yansıyan bu malesef. Ben fenerbahçeli değil, Bursasporlu, Eskişehirsporlu, Kocaelisporlu vs. de olsam yine aynı şekilde hissederdim. Sergen'e gelirsek... Kendisini eğer teknik direktörlük yapmayıp, yorumculuğu seçerse Erman Toroğlu'nun tahtına aday görüyorum. Tarzları gerçekten benzer. Hele aklına geleni söylemek konusunda ikisi birbiriyle yarışırlar sanıyorum. Bu mesleği seçerse Sergen'in ekranların aranan yorumcusu olacağına şüphe yok. Zira herşeyi dan diye söyleyiveriyor. Bunu yadırgıyorum diye anlaşılmasın, aksine ekranda sempatik görünüyor.
Geçtiğimiz pazartesi şöyle bir öneride bulundu Sergen Yalçın: "Fenerbahçe ve Galatasaray Avrupa maçlarına yedek kadrolarıyla çıksın". Sebebi de belli elbet, derbi var ya haftasonu. İşte o daha önemli demeye getiriyor. Galatasaray benim uzmanlık alanım değil, lakin galatasaray gibi köklü bir klubün "Hadi gelin bu maçta gençleri oynatalım. Benfica'yı yensek ne yenmesek ne? Biz Saraçoğlu'Na hazırlanalım" gibi bir mantıkla hareket etmesi, başında Adnan Polat gibi sağduyulu bir insan varken zor görünüyor. Gelelim Fenerbahçe kanadına. Hakan Ünsal ve Sergen, Fener'in her koşulda mağlup olacağı, kendisini boş yere yormaması gerektiği, Galatasaray maçını düşünerek Arsenal maçına "bundan kötüsü olamaz" mantığıyla yedeklerle çıkması konusunda hemfikirler. Hatta bunun ironisini de yaptılar aralarında gülümseyerek, "mümkün değil" ile "imkansız" arası çeşitli kelimelerle oluşturdukları cümleler, ekran başında benim gibi ne kadar fenerli varsa artık hepsinin umutsuzluk ve sinir içinde uykuya dalmasına neden oldu sanıyorum.
Gerçek şu ki, bizde "Londra'ya gideriz, Arsenal'i yeneriz" iddiasıyla hareket etmiyoruz. Ama Fenerbahçe gibi bir klubün -her ne kadar bu seneki performansıyla hayal kırıklığı yaratsa ve bazılarının diline dolansa da- "Biz Arsenal'e karşı yedeklerimizle, o da olmadı paf takımıyla oynayacağız. Çünkü ne de olsa Galatasaray maçı bizim UEFA kupasına kalabilme ihtimalimizden daha önemli" anlayışıyla sahaya çıkması mümkün müdür? Hiçbir takım sahaya yenilmek için çıkmaz. Şampiyonlar ligi şansı bitmiştir evet ama gözardı edilmemesi gereken bir UEFA'ya kalma ihtimali vardır. Ki bu kupada Arsenal'den daha güçsüz ekiplerle karşılaşılacağı da aşikardır. Koskoca Fenerbahçe yedek ya da paf takımıyla çıkabilir mi ya şampiyonlar ligi maçına?
Galatasaray'la pazar günü önemli bir maç var evet. Neden önemli olduğu da belli. Derbiydi, ezeli rekabetti geçelim bunları. Asıl önemli olan ne biliyor musunuz? Galatasaray yenilirse Skibbe, Fenerbahçe yenilirse Aragones'in yerleri sallantıda. Hele Fenerbahçe için Saraçoğlun'nda alınacak bir yenilgi çok kişiyi bıçak sırtında bırakacaktır. Anketlere bakılırsa zaten Fenerbahçe yenilmiş durumdadır. Ama unutmayın ki Fenerbahçe büyük bir klüptür. Bu zor günlerde geçecektir elbet. Arsenal'in karşısına yedeklerle çıkılmayacağı gibi, Saraçoğlu'da kolay düşmeyecektir. En azından Fenerbahçe taraftarının umudu budur.