- Kategori
- Öykü
Artık fark etmez- 11. bölüm

"RESİM:ALINTI"
“Uğultular dolaşıyor elini kolunu sallayarak
Fırtınalar kopuyor yüreğimde
Çok geç kaldım belki de bu kararı vermekte
Bırakıp da seni gitmekte…”
Emel telefonu kaldırarak sekreter hanıma yeni bir hasta göndermesini söyledi… Kapı aralandı ve adam içeri girdi. Buyurun oturun dedi kız başını kaldırmadan… Adam sessizce oturdu masanın hemen önündeki koltuğa…
“Şikayetiniz nedir… Tansiyon ya da şeker “ diyerek başını kaldırdığında yüzünde kocaman bir şaşkınlık ve gülümseme oluştu.
“Abi… Abiciğim… Sen ne zaman geldin… “
“Dışarıda hasta yoktu… Ben de…”
Emel yerinden kalkarak kucakladı abisini.
“Hangi rüzgâr attı seni…”
“Geçiyordum uğradım demek isterdim ama… Bu gece Bursa’ya hareket ediyorum… Bir kongre var ve katılmam gerekiyor… Onu haber vermek için uğradım…”
“Bursa demek… Güzel…”
“Gel seni de götüreyim… Yol arkadaşı ol bana..”
“Kaç gün sürecek bu kongre… Sadece hafta sonu içinse olabilir..”
“Korkarım değil prenses… Bir hafta sürecek…”
“Gelemem… Hay Allah yine gidiyorsun demek…Ama ben abime daha yeni kavuşmuştum.”
“Bir hafta Emelciğim. Göz açıp kapayıncaya kadar geçer.”
“Öyle olsun bakalım.” derken kız odanın kapısı açıldı ve yüzü gözü dönmüş bir halde Nisan girdi içeriye.
“Merhaba “ diyerek oturdu masasına. Bilgisayarını açtı… Ama ekranla değil düşünceleriyle ilgiliydi daha ziyade… Sulu suluydu kadının gözleri. Ağladığı her halinden belli idi.
Kenan göz kırptı kardeşine neyi var gibilerinden.
Omuzları hafifçe havaya kalktı Emel’in, dudak kıvrımları havaya kalktı bilmiyorum dercesine…
Telefonu kaldırdı kız ve AŞTİ yi aradı… Mudanya’ya direkt otobüs yoktu ne yazık ki… Bursa otobüsüne yer ayırttı… Ve yine gözlerini bilgisayarının ekranına dikti.
“Nisan… “
Duymadı bile kız…
“Nisan canım…”
“Ahh. Efendim Emel… “
“İyi misin?”
“Bilmiyorum.”
“Konuştunuz mu Fecri ile? ”
Nisan göz ucu ile arkadaşının yanında oturan adama baktı ve neden patavatsızca sorular soruyorsun gibilerinden arkadaşına baktı… Anlamıştı Nisan’ın endişesini Emel…
“Nisan…Yabancı değil O … Kenan ‘ı tanıyamadın mı?”
Nisan o an sıyrıldı kafasındaki düşüncelerden..
“Kenan…”
“Merhaba Nisan.”
“Merhaba. Emel döndüğünü söylemişti ama ben odadan içeri girince seni hasta sandım ve… Uzun zaman da görmeyince… ”
“Önemli değil…“ dedi Kenan gülümseyerek…
“Geçen gün de yanımdan geçip gittin..”
“Öyle mi. Kusura bakma.. Son günlerde kafam karışık biraz…”
Kenan şöyle bir süzdü kızı tepeden tırnağa.
“Hiç değişmemişsin Nisan.” dedi yumuşak bir ses tonu ile.
“Sahi mi “ dedi Nisan zorla gülümsemeye çalışarak.
“ Yıllar sana hiç dokunmamış… Asıl değişmeyen sensin Kenan… Her zaman çok yakışıklı…”
Bu cümle hoşuna gitmişti Kenan’ın. Nisan tarafından beğenilmeyi her zaman istemişti zaten.
“Eee. Konuştun mu Fecri ile…”
Nisan tereddüt etti konuşmak için… Kenan ayağa kalktı her zamanki nezaketi ile ve bir bahane uydurarak dışarı çıkmak istedi.
“Lütfen kal Kenan… Belki bana bir yardımın dokunabilir..”
Oturdu Kenan…
“Konuştum… Psikolog yardımı almayı reddediyor her zaman ki gibi… “
“Hay Allah…”
“ Sorun nedir Nisan?” diye araya girdi Kenan. Ne de olsa O da bir psikologdu ve konu ilgisini çekmişti. Nisan söz konusu olunca her şey dikkatini çekerdi Kenan’ın oldu bitti…
“Fecri alkol bağımlısı Kenan.”
Ama Kenan artık odada değildi… Yıllar öncesine yolculuk yapıyordu bir an için.
O yaz Fecri ile evlendiği o yaz… Çekip gitmemiş miydi Amerika‘ ya Nisan’ ı unutmak için… Tam duygularından emin olup Ona açılacakken çıkıvermişti ortaya Fecri. Ve sevdiği kadını çekip almıştı Kenan’ın elinden. Nisan’ın hiçbir zaman haberi olmamıştı Kenan ‘ın gizlice kendisini sevdiğinden… Kahrolmuştu Kenan… Ve Türkiye’de daha fazla kalamamıştı, mastır bahanesiyle kendisini Amerika’ya atmıştı. Yıllar sonra Onu unuttuğuna inandırarak kendini, dönmüştü Türkiye’ye… Ama işte Nisan tam da karşısında oturuyordu. Çok üzgündü… Çaresizdi… Ve uzanıp saçlarını okşamak, omuz vermek istiyordu ama kımıldamadan öylece oturması gerekiyordu Kenan’ın. Yıllar önce olduğu gibi yine sessiz kalması gerekiyordu.
“Keşke keşke sen mutlu olsaydın Nisan… Seni böyle görmek beni çok üzdü “ diye düşündü genç adam.
“Ben senin yerine de kendimi feda ederdim yine…”
“Abi… Sen bizi dinlemiyor musun?”
“Affedersin Emel dalmışım.. Akşamki seyahat ile ilgili bir iki şey var da halletmem gereken…” diyerek Nisan’a döndü.
“Sen de affedersin Nisan… Fecri’nin alkol alması… “
“Sadece O değil Kenan… Artık çalışamaz halde… Elleri titriyor… İşini yapamıyor… Beni hırpalıyor… “
“Şiddet… Şiddet uyguluyor öyle mi?”
Nisan bu durumdan utanır gibi başını önüne eğdi.
“Dün geceye kadar kızımdan saklıyordum bu durumu babasından korkmasın, nefret etmesin diye ama dün gece hiç istemediğim şeylere tanık oldu Fulya…Onca emeğim boşa gitti…”
“Onu da mı hırpaladı?”
“Evet..”
“Bu nasıl bir adam? Hadi içiyor ama size neden zarar veriyor.. Kabul edilecek gibi değil… Mutlaka bir psikologa görünmesi ve alkol olayını önce kafasında bitirmesi gerek.”
“Söylüyorum… Defalarca söyledim ama kabul etmiyor. Gurur yapıyor ve söz veriyor bana…”
“Söz veriyor ama uygulamıyor değil mi?” diye sordu Kenan.
“Öyle…” dedi kız yutkunarak..
“Sonra da Afife Hanım ile görüşmeye gittim..”
“Bilmiyor musun o kadının huyunu Nisan. Niye gittin ki?”
“Fecri‘ ye yardımı olur diye… O çocuğumun babası… Kocam… Aslında kötü biri değil… Ama alkol Onun ve benim kabusumuz oldu. Korkarım Fecri‘ nin de sonu olacak.” diyerek durdu kadın…
“Belki de vicdanımı rahatlatmak için… Bilemiyorum “ derken gözlerinden bir iki damla yaş süzüldü Nisan’ın.
“Umutsuzluğa kapılma diyeceğim ama… Sen de bir şeyler söylesene abi.”
“ İstersen ben… Onu görürüm… Size gelebilirim O gelmiyorsa misafir gibi…İzlerim… Ne dersin Nisan?”
“Anlar… Ondan gizli iş çevirdiğim için de …”
“Anlıyorum… “
Nisan derin bir nefes aldı ve devlet sırrı açıklayacakmış gibi dikleşti.
“Ben bir karar aldım Emel. Boşanmak istiyorum Fecri’ den.”
“Ne… Sen… Fecri’den boşanmak istiyorsun. Doğru mu anladım?”
Kenan’ın yüzünde bir gülümseme belirmişti elinde olmadan. Yıllardan beri duymayı beklediği şey şu an yanında gerçekleşiyordu kadere bak ki…
“Evet… Bugün Fecri’ye de söyledim… Eğer tedavi görmezse Ondan boşanacağımı… “
“Boşanacak mısın peki?”
“ Bilmiyorum Nisan “ diyerek eliyle alnını tuttu kadın.
“Kafam o kadar karışık ki… Bu yüzden uzaklaşacağım Ankara’dan… Gelmeden önce Başhekim Beyle görüştüm… Bir ay iznimi aldım… Gideceğim buradan… Böylesi hem Fecri hem de bizim için iyi olacak…”
“Nereye gideceksin Nisan?”
“Mudanya’ya… Babamın yanına.” diye cevapladı kadın göz yaşlarını kurulayarak.
“Az önce Bursa otobüsüne yer ayırtım ya…”
“Kendin için miydi?”
Başını salladı Nisan evet anlamında.
“ Bu gece Kenan‘ da Bursa’ ya gidiyor..”
“Ya. Hangi firmayla.”
“Nilüfer ile..”
“Sahi mi. Biz de… On bir otobüsüne bineceğiz…”
“Görüyor musun Emel sen yol arkadaşım olmayı kabul etmedin ama ben iki yol arkadaşı buldum bile.
“Aynı otobüste miyiz? ” dedi Nisan gülümsemeye çalışarak…