Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
923
 

Artık sadece anımsıyor...

Artık sadece anımsıyor...
 

"Yaşlılar için hayat çok zor." diyor. "Evet bunu görebiliyorum" diye karşılık veriyorum. "Görmek yetmez kızım görmek yetmez." diyor.

Anneannem 90 yaşında. Kendini berbat hissediyor bunu biliyorum. Çünkü hayatı hareket üzerine kurulu bir insanın yatağa bağlı kalması çok zor. Bahçe ve ev işleri, tavuklar, inekler, arı kovanları ile çerçevelenmiş bir hayatın birden dağılıvermesi, o çerçevenin birden boş kalması gibi şimdi onun hayatı.

Önce arılar gitti. O kocaman bahçede pembe,sarı, kırmızı güller, papatyalar üzerinde mağrur uçan arılar. Kimseye karışmadan kendi işine gücüne bakan o arılar. Koyu renkli ballarını alıp gittiler. Anneannemin evinde hep petek kokusu kaldı yadigar. Kıyamadı o bal çerçevelerini atmaya. Kullanmadığı bir odada, duvara asıp bıraktı onları. Bakıp bakıp yad etmek, eski günleri bir an bile olsa yeniden yaşamak için.

Sonra ineği gitti. Sarıkızı, Ceylan'ı, Ceren'i. Toprak ocakta bembeyaz köpüklerine baka baka kaynattığı sütler, tadından yenmeyecek yoğurtlar gitti. Üzüldü. Uzun zaman bozmadı ahırını. Yem kovalarını atmaya kıyamadı. Anlattı durdu. Unutmadı.

En son tavukları gitti. Tavuklara bakamaz olması onun için iyice elden ayaktan düşmek demekti. Bunu kabul etti ve onlardan vazgeçti. Artık taze yumurtalar yok. Tavukların önüne savrulan yemler, büyük bir gürültü kopararak o yemlere koşan kırmızı, siyah, beyaz tavuklar yok. Hepsi gittiler.

Anneannem ara sıra kalkabiliyor şimdi binbir güçlükle. Bacakları ona ihanet etti. Kolları, kasları, damarları, tüm vücudu onu yarı yolda bırakıp pes ettiler. Bir tek hafızası bırakmadı onu. Savaş zamanını anımsıyor hala, küçük bir çocuk olduğunu, o zamanlar korkudan başka birşeye aklının ermediğini. Sonra bu koca apartmanlarla çevrelenmiş mahallede bir tek kerpiçten küçük bir evin olduğunu, o evi dedemin kendi elleriyle yaptığını, geceleri kurtların indiğini anlatıyor. Dedemin hastalığından sonra ekmeğini kazanmak için açtığı küçük bakkal dükkanını, okuma yazma bilmediği halde kendine özgü bir yöntemle nasıl hesap tuttuğunu anlatıyor. Çocuklarını okutabilmek için gündüzleri tarlalarda pamuk topladığını, geceleri ise yer fıstıklarını kabuklarından ayırdığını anlatıyor. Ölenleri anlatıyor, göçenleri, bir daha görmediklerini, küstüklerini, ona küsenleri, ailedeki asi evlatları, aklını yitirip başka alemlere dalanları anlatıyor.

Artık hep anlatıyor. Korkuyor aklının da ona ihanet edeceğinden belki. Belki de tek yapabildiği bu. Anlatmak. Hayatla bir tek bu bağı kaldı ya da. Bunu bilemiyorum. Ama o hiç bir şeyi unutmuyor. Acısı ile tatlısı ile yaşadığı o 90 senenin her gününü ince bir özenle anımsıyor. Onları manevi değeri olan el işi dantelalar gibi beyninin sandığında saklıyor. Bir gelirse, biri onu dinlemek isterse o hatıralar sandıktan çıkıp gün ışığında havandırılıyor.

Anneannem unutmuyor. Gün ışığı dantelalarının üzerinde parıldıyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

öncelikle Allah acil şifalar versin.. ben buna hayata tutunma azmi diyorum. yavaş yavaş bedenin seni bırakmaya başlıyor ama aklı ihanet etmiyor insana. sıkıca sarılıyor. benim babaannemde böyle hayatı sıkıca kavrayanlardan. geçirdiği nice zor ve sıkıntılı günlere rağmen ayakta kalmayı başarabilmiş çocuklarına güzel bir gelecek sağlamış. öyle güzel bir kalbi varki. kendini düşünmeyi bir türlü becerememiş hayatı boyunca. Halada öyle. Biraz geç gelsen eve ortalığı ayağa kaldırır içinde kötü bir niyet yoktur. O karşılıksız saf sevgisi kaygılara sürükler onu. Seni gördüğünde gözlerindeki ışıltı bunun en büyük kanıtı zaten. Babaannem 60 yaşındaki oğluna da böyle 25 yaşındaki torununa da. Siz benim parçamsınız görmeden nasıl yapayım der hep. Bende en küçük torunu olmam sebebiyle şımarırda şımarırım. Beni, görmezsen iyileşemezsin sen diye uğraşır dururum onunla.. Allah yokluklarını göstermesin bize. Hemen gitmeliyim Fulya..hemen kocaman bir öpücük almalıyım ondan..Sevgiler..

Hoşsada 
 13.10.2006 23:14
Cevap :
Sevgili Hoşsada, Babaannene sağlık ve huzur diliyorum. Benim için de öp onu. Sevgiler...  13.10.2006 23:29
 

Sevgili Fulya, Anneanneler (nineler) de annedir. Büyük annedir onlar üstelik. Önce tek tek nelerinin gittiğini yazmışsın, tavuklarına kadar. Bir de onların neler verdiklerini yazsan!... Analarımızın-nenelerimizin romanı yazılmadı. Onların ki ne büyük emek, ne büyük sabır ve ne kadar dolu bir çile; bir gün bu anaların-nenelerin romanını yazan çıkarsa birlikte okuruz. Ve takatsız kalan ayaklar, dizler ne kadar çok meşakkatın sırrı ile doludur bilen bilir. Tatlı bir yaşlılık diliyorum ninenize... Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 12.10.2006 21:30
Cevap :
Sevgili Cemal Bey, Aslında onunla ilgili anlatacak öyle çok şey var ki. Onun şimdi tutmayan dizleri, Çökmüş omuzları hayatın öyle ağır yüklerini taşımış ki bu anlatılsa roman olur. Yorumuz için çok teşekkür ediyorum ve anneanneme iyi dileklerinizi mutlaka ileteceğim. Sevgiler...  12.10.2006 22:27
 

Sağlık sorunları ve ilerleyen yaşından dolayı zor geçen günleri için şifa dileyerek, ellerinden öpüyorum anneannenin.Şanslı olduğunun farkındasındır, canlı bir tarihe sahip olduğun, sevgini boynuna sarılarak, dizlerinde yatarak gösterdiğin için. Senin yazınla da coştu yüreğim. Anneannem, Babaannemli günleri yaşıyorum anılarda, kah gülüp kah hüzünleniyorum.Değişmeyen yıllar geçtikçe artan özlem. Anneannenin boynuna bir kez daha sarılmaya şimdi....hadi ne duruyorsun...Sevgiler.

Tuğba 
 12.10.2006 20:27
Cevap :
Canım Tuğba, Anneanneme ileteceğim ve ellerinden öpeceğim. Kesinlikle çok şanslı olduğumun farkındayım.Hemen gidip ona sarılıyorum :) Sevgiler...  12.10.2006 21:03
 

Yaşlılık ve hatıralardan bahsetmişsiniz. Yine güzel bir yazı yazmışsınız! Unutmayışının nedenini bilemiyorum demişsiniz! Unutmayışının nedeni bu olayları sürekli beyninde tekrarlıyor olması. Türk filmlerinde vardır ya, birisine iyi ya da kötü bir şey söylenir ve karakter o şoku üzerinden atana kadar hep aynı sözler döner durur kafasında. Dışavurum tekniğiyle biz de duyarız bu sesleri.Yaşlı insanların hafızası da böyle işte. Yaşanan olaylar hep en iyi hatırlananlar! Benim babaannem de 100 küsür yaşında ve hala en küçük detayı hatırlayabiliyor, belki de bu yüzden bıu yaşa gelebiliyorlar, beyinleri sürekli çalışıyor çünkü, pes etmiyorlar bu yolla. Anneannenizinki de pes etmeyiş olabilir! Ama ellerinde hatıralardan başka ne var ki zaten! melek

melek dagdelen 
 12.10.2006 16:58
Cevap :
Sevgili Melek Hanım, Çok doğru ellerinde hatıralarından başka ne var ki. Ama onların farkı şu galiba, bizim kadar çok fazla bilgiye maruz kalmadıkları için hep sıcak insan ilişkilerini anımsıyorlar. O anıların güzelliğiyle yaşıyorlar. Babaannenizin ellerinden öpüyorum. Kendinize iyi bakın ve o tatlı kızınıza da kucak dolusu sevgiler....  12.10.2006 21:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1086
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster