​ Aşık olmak Kimyamızı nasıl değiştiriyor ? / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '13

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Aşık olmak Kimyamızı nasıl değiştiriyor ?

Aşık olmak Kimyamızı nasıl değiştiriyor ?
 

Aşık olmak vücudumuzu nasıl etkiler?


Nutkun tutulması, dizlerin bağlarının çözülmesi, düşüncelere dalıp gitme, ondan başka hiçbir şey düşünememe, zaman ve yer kavramını kaybetme... 

Tüm bunlar aşkın vücudumuzdaki tezahürü. Aşık olunca vücudumuzda neler değişiyor? 
Aşık olmayı herkes becerebilir mi? Aşık olma öğrenilebilir mi?
İşte cevaplar... 

Herkes hayatında mutlaka en az bir kez de olsa aşık olmak ister. Ancak aşık olan insan hayatından kopar, kendi başına oluşturduğu farklı bir dünyada yaşamaya başlar. 

Ben aşkı bu yüzden “hipnoz” fenomenine benzetirim. Çünkü hipnoz altında da yer ve zaman kavramları değişiyor. 

Bir psikoloğa göre aşık olmak dünyanın en gerçekçi, en dürüst ve olgun eylemi. İnsana yaşam enerjisi veriyor, kendini olumlu koşullandırmayı sağlıyor. 
Aşkın aslında kuralı, kanunu yok. Nasıl aşık olurum diye bakabileceğiniz bir yol gösterici kitap da bulamazsınız. Ama yine de aşık olunca yapılabilecekler var. Nasıl mı? 

Aşık olduğumuzda vücudumuzda neler oluyor?
Amerikalı bilim insanları aşık olan kişilerin beyinlerindeki kan akışının değiştiğini saptadı. Özellikle aşırı yoğun tutku ile birlikte beyinde “Dopamin, Oksitosin, Prolaktin, Noradrenalin ve Feniletilamin” maddelerinin salgı artıyor.

Bunun sonucunda da aşık olma sırasında yaşadığımız;

- Ellerde terleme ve titreme
- Nefes alışverişinde artma
- Kalp çarpıntısı
- Tükürük salgısının azalması
- Yüzün soluklaşması veya kızarması gibi vücutsal tepkimeler gözleniyor.


Aşkın Hormonu Oksitosin
Aşkın ana hormonu ise “oksitosin”. Yani kadınlarda rahimi kasan hormon. İlginç şekilde oksitosin doğum sırasında rahimi kasarak doğumu hızlandırmak için kullanılıyor. 
Aşk olma sırasında beyinden salgılanan hormonlar aynı zamanda cinsel ilişkide orgazm anında da salınıyor. Yani aşk ve cinselliği bir arada düşünmek gerekiyor. Bu da diğer ilginç bir tespit…
Tutku ne kadar artarsa, beyinde heyecan ve keyif duygusunu salgılamaya yarayan hormonlar da o kadar çok artıyor. Beynin bir kısmındaki hücreler çok daha aktif hale geliyor. 
Dopamin, noradrenalin ve feniletilamin maddeleri tansiyonumuzu yükseltiyor, kalp atışlarımızı hızlandırıyor, nefes alışı verişimizi arttırıyor. Hatta beyinden salgılanan feniletilaminin halüsinojen etkisinden dolayı olmadık hayallere dalıp, olmayan bir dünyaya atıveriyoruz kendimizi. 

Aşık olunca hayattan kopuyoruz. Yemek yemek, uyumak aklımıza bile gelmiyor. Adrenerjik sitemimizin etkisi ile kan şekerimiz yükseliyor. Hatta yine aynı sistem bizi daha duyarlı ve daha agresif bir hale getirebiliyor. 
İtalyan biliminsanları aşık olan kişilerin beyinlerindeki serotonin hormonu seviyelerinde yarı yarıyaya yakın azalmalar tespit etmiş. Hani şu bize şu mutluluk veren, çikolata yenince yükselen hormon var ya; işte o serotonin. Serotonin azalınca da depresyon başlıyor. Tüm antidepresann ilaçları beyinde serotonin düzeyini arttırmaya çalışıyor. İşte aşkın bizi depresif, unutkan, dalgın yapmasının sebebi de bu serotoninin azlığı. 
Adrenalin insanda nasıl bir bağımlılık yapıyorsa aşk da bizi kendisine bağlıyor ve rutin hayatımıza adapte olmada zorluk yaşıyoruz. Hepsi şu hormonlara bağlı, ah şu hormonlar J

Bir insan aşık olmayı öğrenebilir mi?
Çoğu zaman aşık olmak bir anda ortaya çıkıveriyor. Küçük bir davranış, bir gülümseme, farklı bir bakış bizi başkası etrafında pervane ediyor. İlk görüşte aşk dediğimiz durum ortaya çıkıveriyor. Ne mi oluyor? Tabi ki başta oksitosin ve dopamin olmak üzere hormonal sistemlerimiz bir anda aktive oluyor. Eğer ki ruh halimiz bir arayışa girmiş ise bu olay çok daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Bunun içinde cinsel dürtü de yer alıyor. Zaten aşkı ve cinselliği bir arada düşünmek gerekiyor. 
Bazı kimseler çok hızlı bir şekilde aşık olabiliyorlar. Bazıları hayatları boyunca o duyguyu yaşamadıklarını ifade ediyor. İnsanlara karşı “yakınlaşma korkusu” ise aşkın en büyük düşmanı. 

Eğer bir gün dopamin – oksitosin sistemini uyarmayı becerirsek veya kimyevi maddelerle arttırabilirsek çok daha kolay aşık olacağımız kesin. 

Aşık olmak hastalık mıdır? 
Nereden baktığınıza bağlı. Aşık olma içinde bir takıntı da yer alıyor, kontrolü tamamen kaybetme, kontrolü başkasına kaptırma da. 

Sakın yanlış anlaşılmasın; aşk gibi güzel bir duyguyu sakın yaşamayın demek değil bu ! Hayat arkadaşımıza tutku ve aşkımız hiç bitmesin! 
Sevgilerimle...

Dr. Süleyman Eserdağ 
Jinekolog, Cinsel Terapist ve Aile Danışmanı

 
Toplam blog
: 37
: 8189
Kayıt tarihi
: 18.04.13
 
 

Jinekolog ve Cinsel Terapist Op. Dr. Süleyman Eserdağ 1969 yılında Bursa’da doğdu. 1986 yılı..