Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '16

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
199
 

Asıl Onur Belgesi senin kalbin!

Asıl Onur Belgesi senin kalbin!
 

Çocuk İstismarcısı müdürü tutuklatan Saadet Öğretmen Türkiye' yi ağlattı.


Güdüleriyle değil, hür aklı ve vicdanı ile yaşayan insandır. Aklından evvel de vicdani vasıflarını kaybeden insanlığını kaybeder. Bir sosyal paylaşım sitesinde izlediğim video ile bu gerçeği bir kez daha çok acı bir şekilde fark ettim.
 
Çocuklarımız; sevgiyle yoğurduğumuz, umutlarla yeşertip sağlıklı toplumlar yetiştirme çabasının en birinci elemanı olan çocuklarımız…
 
Onları, belli bir yaştan sonra en kutsal meslek sahibi olduğuna inandığımız öğretmenlerimize emanet ediyoruz. Okul öncesi eğitimden başlayarak, ilk, orta ve lise çağlarında bile öğretmenlerini titizlikle seçiyor, en iyi eğitim ve öğretimin verilebileceği öğrenim kurumlarına kaydetme çabasına giriyoruz. Kimi zaman zorluklarla karşılaşıyor olsak da bu seçim aşamasında tüm bu kaygıların bilincinde olarak peşlerini bırakmıyoruz.
 
Peki, hakikaten bunu hepimiz yapıyor muyuz? Sistem buna ne derece izin veriyor? Çocuklarımızın hem ruhsal, hem bedensel, hem de zihinsel gelişimlerinin eğitimine en doğru şekilde yön vermeleri için bilinçli ebeveynleri olarak çaba göstermemiz, özveride bulunmamız şart.
 
Bakın gün geçmiyor ki gazetelerde, tacizci öğretmenler, doktorlar, idareciler, okumuş diplomalı cahil meslek sahipleri ve sokakta hala daha kız çocuklarına ve kadınlara ikinci bir canlı gözüyle bakan örümceklenmiş beyinlerin, insanlık suçu olan manşet, sür manşet haberleriyle karşılaşmayalım. Hatta ve hatta erkek çocuklarına tacize kadar giden bu iğrenç insanlık dışı suçun örnekleriyle karşılaşıyoruz.
 
Bunun en iyi yolu dini öğretilerden geçiyor diyen büyük ağızlar, bu dini eğitimin dahi hangi yaş grubunda uygulanması gerekliliğinin bile farkında değiller. Oluşturdukları örnekler de bilhassa kendileri oluyor çoğu zaman. Bazı otoritelerin dahi henüz bu doygunluğu ve ahlaki değerleri kendi gelişimlerinde oturtamamış olmaları, tutarsız söylemleriyle görsel örnek oluşturmaları da gelişme çağında ki insanların küçük beyinler de vücut bularak, yine çelişkili davranışların oluşmasına sebep oluyor. Bu en başta travmaya, ileri ki zamanlarda da “suç’a” dönüşüyor.
 
İşte bu beyinler, simyayla kimyayı, ilimle bilimi; nazariye ile teoriyi; astrofizikle ile falı; kadınlıkla adamlığı; insanlıkla canlı olmayı; soyutla somutu ayırt edemiyorlar.
 
Bir anda şişirilmiş dolgu maddesine dönüşen beyinler, sizce ne kadar sağlıklı ve kalıcı eğitime tabi tutulabilir? Kendi bedensel temizliklerinden bile aciz bu küçük beyinler, teknik onlarca dersin yanında deneyini yapamadığı, formül dahi kuramadığı, cismini algılayamadığı manevi olguların en derin aşamalarıyla dolduruluyor ve ezberciliğe alıştırılıyorlar.
 
Beyin o kadar saf, genç ve taze ki; o beyinler ne verirsen kaydediyor. Ama kayıt, ruh beden ve zihinde işleve geçtiğinde onlarca yanlışı da ardı ardına sıralıyor. Neyi nereye sıkıştırdığını, nerelere kaydedip şekle soktuğunu bilemeyen zihin oyun oynuyor. Arıza veriyor çoğu zaman. Sonrasını onarmak da bir o kadar güç ve zaman alıyor. İş; bu onarım aşamasında kendine veya başka canlılara zarar vermeden tamamlanabilmesinde.
 
Oysaki zamanında, yeri geldiğinde, hatta yeteneğine göre verilen, sevgiyle sevdirilerek aktarılabilen, sıkıştırmadan, sıkmadan aktarılan bilgi, pozitif beden, ruh ve zihin de şekil bulacak, sağlıklı nesillerin oluşumunu sağlayacaktır. Sağlıklı nesil, ilerleyen, çağdaş ve önünde kimselerin duramayacağı bilginin sayesinde, çok güçlü olacaktır. Bilgiyle orantılı kazanılan güç, vicdanı da, onuru da, dürüstçe ve sevgiyle yaşamı da sunacaktır topluma.
 
Anne babalar, öğretmenler, doktorlar, kısacası insanla uğraşan, özellikle küçük gelişme ve eğitim öğretim çağında olan insanlarla uğraşan meslek dallarına bu pedagojik ve psikolojik katkı dersleri, en mükemmel şekilde verilmeli ve uygulama aşamaları da titizlikle takip edilmelidir.
 
Duyar gibiyim: -Hala daha 7 Milyon insanın okuma yazma bilmediği bu ülkede, nasıl mümkün olabilir ki dediğinizi!
 
Video da bir bayan öğretmen; okul Müdürü nün içeriden kilitlediği makam odasında, 7-8 yaş gurubunda ki birçok öğrenciye çirkin tacizini ağlayarak anlatıyor. Bayan öğretmen, öğrencilerinin uğradığı çirkin saldırıyı ve yıllarca öğrencileri için verdiği mücadelede birçok kapının da yüzüne kapandığını anlatıyor. Bu zorlu süreçten etkilenen bir öğrencisinin teşekkürü üç puanla kaçırdığı için kendisine sarılarak ağladığını da söylüyor.
 
Öğretmen, öğrencisine:
 
-Ağlama sakın, sen kahramansın, benim kahramanım. “ ASIL ONUR BELGESİNİ SENİN KALBİN ALDI” diyor.
 
Onurlu, mesleğini aşkla yapan bir öğretmen, akabinde insani vasıfları kaybetmiş başka bir öğretmen!
 
Onurlu, dürüst, mesleğini aşkla yapan tüm kocaman yürekli öğretmenlerimize selam olsun. Bizler sizlere minnettarız. Çocuklarımızı sizlere sevgi ve güvenle emanet ediyoruz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukların psikolojisi ile sosyal hayattaki evmelerden geçerek şekillenmelerine ışık tutan - ve ayrıca anne sevgisiyle yoğrulu olarak bir pedagog tarzıyle işlenen bu yazı ve yazarını, önemsemek gerekli. Gündelik hayhuylar arasında bu tür sosyal yazılar unutulur belki ama, satır başlarından bir potburi yaparsak, ders mahiyetinde siyasilere, ebeveynlere ve çok bilmiş eğitimcilere uçsuz bucaksız göndermeler var. İşte yazı dediğin budur. Defaatle okunacak bir yazı. İster çocuğunuz olsun, ister olmasın, isterse yolda olsun, muhakkak ders çıkarılacak manalarla dolu bir yazı bu. Yazarını kutlarım.

Muzaffer Cellek 
 05.10.2016 0:28
Cevap :
Duyarlı bir toplum olmak için, en azından çaba gösterme amacın da geç kalmış sayılmayız. Karmaşık ve akıl almaz olaylar içerisinde ardarda şoklanan bir toplumun evvela el atacağı unsur eğitimdir. Layıkıyle ve çıtanın hızla yükseltilebileceği bir sistemi oturtmak şart. Uzun bir süre oturtulamamış bir eğitim sisteminin kayıpları toplumun tümünü oluşturabilir. En tehlikelisi de bu dur ki; toparlamak ve yeniden atağa geçme çabasını da düşünürseniz muhasır medeniyetler seviyesinin daha da altına düşecektir. Hızla yükselmek hayal unsuru olacak, toplumu özentili nesillerle doldurup, dış güçlerin kucağına atacaktır. Suçlar ve cezalar da artacak, okul yerine hapishaneler inşaa edilecek, bazı suçların cezaları da toplumun eritmesine bırakılacaktır. Atatürk ve yakın tarihimizi lütfen özenerek bir kez daha okuyun. Sayın Celleğe teşekkür ediyor, memleketin en ücra köşelerine kadar inmek gerekiyor. Silkelenmek de en büyük iş; kalemi,kelamıyla, özüyle sanatçıya ve eğitimciye düşüyor.  07.10.2016 13:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 116
Kayıt tarihi
: 09.02.16
 
 

Zonguldak da doğdum,  Bartın'lıyım,Evli, iki erkek çocuk annesiyim. Büyük oğlum Türkçe öğretmeni, k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster