- Kategori
- Futbol
Asıl Şükrü Saracoğlu gerçeği budur

Efsane FB 1907 Baterist Metin koduyla 24.Ağustos.2007 günü Milliyet Blog’da yayınlanan “Şükrü Saracoğlu Gerçeği” (http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=59143) isimli yazıyı görünce bu yazıyı yazmaya karar verdim. Adı geçen yazıda, Şükrü Saracoğlu’dan övgüyle bahsedilmektedir. Oysa hiç de öyle değildir. Yazı çok eksiktir.
Bir defa Şükrü Saracoğlu çok sıkı Almanseverdir. Saracoğlu hükümetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu “VARLIK VERGİSİ”, 11.Kasım.1942 günü oybirliği ile TBMM’nde kabul edilmiştir. Türk tarihi açısından çok kara bir leke olan bu yasa, insanları göçe zorlamak için yapılmıştır. Bugün de acısını çektiğimiz bir zamanların çok kültürlü Türk toplumundan şimdi hiçbir eser yoktur. Ama Türk milleti olarak yaban ellerde, oraların vatandaşlığını elde etmek için binbir türlü oyunlar, taklalar, saltolar atmaktayız. Daha dün Alman Meclisinden geçen yeni göç yasasına tepkiler duymaktayız. Neden? “Türk toplumu üzerinde baskılar var, bundan sonra da olacaktır” demekteyiz. Almanya’ya artık göçler eskisi gibi olmayacak, “eşlerden biri Almanya’dayken diğer eş Türkiye’deyse, Almanya’ya gitmesi zorlaşacak” diye tepki koymaktayız. Yeni birçok zorunluluklar ve yükümlülükler getiren yasanın en önemli maddesi, Almanya’ya gidecek eşin Almanca bilmek zorunluluğuna tabi ve çeşitli sınavlardan geçip Almanya’ya öyle giriş yapmasının zorunlu olmasıdır.
Biz de aynı şeyi, Şükrü Saracoğlu hükümeti zamanında yaptık. Üstelik, burada oturanın Türk vatandaşı olmasına rağmen. Üstelik, Türkçe de biliyor olmasına rağmen. Almanya’nın şimdi yaptığı, bizim o zaman yaptığımızdan daha masumdur. Almanya’nın şimdiki yasasıyla yapmaya çalıştığı uygulamada, bu yasadan sonrakiler tabi olacak. Yani Almanca bilmeyenlere ve henüz Alman vatandaşı olmayanlara uygulanacak.
Varlık Vergisi, Türkiye’deki Yahudi, Rum, Ermeni ve Levanten azınlığı ekonomik açıdan çökermek için çıkarılmıştı. Bu yasada Müslümanlar servetlerinin sekizde birini, dönmeler (tabiyet değiştirenler) dörtte birini, gayrimüslümler ise yarısını vergi olarak veriyorlardı (Bakınız İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul 1994, Cilt 7, sayfa: 369). Saracoğlu hükümetinin ayrımcı tutumuna en güzel örneği oluşturan bu uygulama, sayısız çatışmalara neden olmuştu. Bu modeli HİTLER ALMANYASI’ndan alan Saracoğlu, “göçe zorlama” politikasının en güzel örneğini vermiştir. Adeta Hitler’in toplama kamplarından örnekler sunan bu uygulama, görünürde çalışmayı teşvik eder gibi görünse de, bu vergilerin çalışarak ödenmesi olasılığı o zamanlarda hiç yoktu. “Çalışın verin, veremezseniz terk edin gidin” mantığı, Hitler’in “Çalışmak Özgürleştirir” (Arbeit macht frei) mantığından alınmıştı. Şükrü Saracoğlu, çok iyi bir Almanseverdi (Bakınız Korkut Boratav, 100 Soruda Türkiye’de Devlet’çilik, Gerçek Yayınevi, İstanbul 1974). Çalışma zorunluluğu yalnızca gayrimüslimlere uygulanıyordu (Bakınız Boratav, sayfa:348).
Şükrü Saracoğlu’nun Hitler’inkine benzer “toplama kampı” tutkusundan, Hitler’in elinden kaçan ve Türkiye’ye sığınan bir çok bilim adamı da nasibini aldı. 100 kadar Alman, 1944-1945 yılları arasında Çorum, Yozgat ve Kırşehir’de açılan toplama kamplarına gönderildi (Bakınız: Deniz Kavukçuoğlu, “Şükrü Saracoğlu Üzerine Ek Notlar”, Cumhuriyet, 16.Eylül.1998).
Deniz Kavukçuoğlu, Cumhuriyet gazetesindeki yazısının sonunu şöyle bağlıyor:
“Şükrü Saracoğlu işte böyle bir adamdı. Fenerbahçe stadyumu şimdi onun adını taşıyor. Ne diyelim.. Fenerbahçelilere hayırlı olsun!.. Elli metre ötede de zaten “Kenan Evren Lisesi” var..Doğrusu çok yakışıyorlar birbirlerine!”