Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
518
 

Aşırı içten ilişkiler

Aşırı içten ilişkiler
 

Bazılarına iltifat etmeye gelmiyor. Böyle düşünüyordum önce. Oysa o gün güzel bir gündü. Böyle günlerde insan iyi şeyler düşünüyor. Belki düşünmek istiyor. Toplumca kabul gören iyi bir iş yapmak, odanızı temizleyen bayana günaydın demek, çay servisi yapan çocuğa mesela çay ısmarlamak, en azından ısmarlamayı istemek, çevreye gülücükler dağıtmak, oda arkadaşına “sen yorulma ben hallederim” demek böylesi günlerin ürünü…

Kısaca istemekle ilgili…

Güzel günleri de oluyor insanın.

İşte öyle bir gündü.

Kapıdan her zaman ki gibi, özellikle günün güzelliğiyle uyuşmayan yine aynı kirli sarılı, cafcaf kırmızılı rezalet kıyafetiyle girmesine karşın, günaydın dedim, nasılsın? Dedim, her zamankinden daha güzelsin dedim, başka ne deseydim.

Daha önceleri çirkin miydim? Demez mi?

Anlaşılan son cümleye takılmış. Söyledim ya iltifat etmeye gelmiyor.

Ama güzel bir gündü. Duymazlıktan gelmiştim. Ancak gerginliği de gidermem gerekiyordu. Dişlerin ne kadar beyaz… Sonunda fırçalamışsın.

Olay bu cümlemle birlikte koptu. Ne terbiyesizliğim kaldı ne kabalığım. Yahu ne demişim ben! Söylediklerim de bir kötülük mü var? Mesela ağzın yine kanalizasyon gibi kokuyor mu? Deseydim.

Evet, yalan söylüyordum, ama bunu onun için söylüyordum. Güzel bir günün hatırına söylüyordum. Üstelik herkese anlattığım gibi ağzı da kokuyordu.

Ben onun için neler düşünmüştüm.

Ama iyi bir gününde olmadığını bilmiyordum ki!

***

Oysa neler yapmıştım.

Pazartesi günü genel müdürün gözlerini kıpkırmızı görmüştüm de bir vesileyle onun adını zikretmiştim. “Aydan gibi yapın” demiştim, “fazla yorulmayın, nasıl olsa işi yapacak biri bulunur, mesela sürekli telefonla görüşün, bilgisayarda oyun oynayın, Aydan ruh sağlığını bütün bunları yapmasına borçlu” diyerek içeriği olmayan bir konuşmada, özellikle adının iki kez geçmesini sağlamıştım. Bu amiri tarafından tanınmayan bir çalışan için çok önemlidir. Hatta bunun da ötesinde salt onun için Genel Müdürün klavyesinin tuşlarını yeniden düzenlemiştim.

Tam ortaya gelecek şekilde, “f”, “g”, “h”, “j” ve “k” harflerini “a”, “y”, “d”, “a” ve “n” harfleriyle değiştirmiştim: “AYDAN”. İsmini yazmıştım. Yine ismini zikretmiştim. Aydan’daki ikinci “a”yı Genel Müdür Yardımcısının klavyesinden sökmüştüm. Çıkardığım “t” harfini tuvalete atmıştım. Bunları yaparken kaç kez yakalanma korkusu yaşamıştım, anlatılamaz. Ama onun için yapmıştım. Bu satırın altına tiner ile incelttiğim yağlı boya ile “siziseviyorum” cümlesini de ben yazmıştım. “Sizi” ve “seviyorum” kelimelerinin arasına boşluk bırakamamıştım. Çünkü buradaki tuşlar bu cümleyi ancak bu şekilde karşılıyorlardı.

Hep aynı gün aynı saatte ziyaretine gelen karısının o gün o saatte ofiste olacağını nereden bilebilirdim?

Hadi biliyordum diyelim, yaldızlı kırmızı boya ile klavyenin siyah tuşlarına belirgin bir şekilde yazılmış yazıyı fark edeceğini nereden bilebilirdim?

İhtar almıştın.

***

Yahu Aydan, neden ihtar aldığını ben nereden bileyim. Sürekli telefonla görüştüğünü, oyun oynadığını sadece ben mi biliyorum? Adamın ajanları var. Takip ediliyoruz. Evet, ben bunları söyledim, ama bildiğini bildiğim için söyledim. Yumuşatmak için… Yaptığının yararlı olduğunu bilmesini istediğim için… Unutma, adamın çocuğunun doğum gününde senin adına doğum günü hediyesini de ben almıştım. Yani senin adına, salt yalakalık olsun diye. Kabul, babanızı hatırlatıyor notunu düşmeyecektim. Sonuçta aldığım bir oyuncak öküzdü. Ama unutma, o da sevimli bir öküzdü.

Bütün bunları senin için yaptım ama sen güzel başlayan bir günümü rezil etmek için elinden geleni yaptın.

Bazı hatalarım olabilir. Ben de insanım. Sadece söyle. Düzeltirim. Senin için, senin bilmediğin bir dolu iş yaptım. Mesela sen dün uyurken odaya geldi. Neyse ki masanın üzerine koyduğum Lütfen rahatsız etmeyin yazısını gördü de, elinde getirdiği kâğıda yeni bir şeyler ekleyip, seni rahatsız etmeden gitti. Giderken yetti artık! dediğini duydum. Evet, yılışarak onayladım. Ama onu onaylamamam durumu değiştirmeyecekti ki!

Bilgisayarının mause’nı da masasına bu yüzden yapıştırmıştım. Çünkü Genel Müdüre de söylediğim gibi sürekli uyuyordun. Her tıklayışında, masaya her sürünüşünde yan odadan öylesine sesler geliyordu ki, rahatsız olursun da uyanırsın diye korktum.

***

Demek kovuldun.

Eşyalarını toplamak için geldin.

Bu yüzden iltifatlarıma ters cevaplar veriyordun. Oysa bugün çok güzel bir gündü. Her zamankinden daha güzelsin dediğimde Daha önceleri çirkindin şeklindeki bir cümleyi kesinlikle aklımdan geçirmedim. Çünkü zaten öyleydin. Bunu söylemeye ya da düşünmeye ne gerek vardı ne de cesaret.

Nasıl atarlar seni işten!

Nasıl değersizleştirirler insan ruhundaki masumiyeti!

Ne diyebilirim.

Bunlar böyle işte!

Yarın yine işe geleceğim.

Ama üzüntülü görünmeyeceğim. Seni kovdukları için nasıl üzüntü duyduğumu onlara göstermeyeceğim. Hatta masalarına giderek bu isabetli kararlarından dolayı kutlayacağım. Şaşıracaklar. Bunu sana şimdiden söylüyorum, çünkü ortak düşmanlarımız aramızı bozmak için bunu sana yetiştirecekler. Oysa onlara mutlu olma fırsatı vermemek için bunu yapacağım. Aysel’in gidişinde de, Namık’ın kovulmasında da aynı şeyi yapmıştım. Namık Aysel’in yerine, Sen de Namık’ın yerine gelmiştin.

Emin ol yerine gelecek arkadaşa da aynısını yapacağım. Bu yönetici kesimini daha da çok kızdıracak.

Yarının da güzel bir gün olma ihtimalini akşamdan düşüneceğim.

Ayrıca onlara, ne kadar zorlarlarsa zorlasınlar aptal olduklarını söyleme nezaketsizliğinde de bulunmayacağım. Bunu yapacak ve yeni gelen arkadaşı kaldığı süre içerisinde seni hiç aratmayacak bir forma mutlaka sokacağım.

Daha öncekiler için de rapor tuttuğumu sana olduğu gibi ona da söylemeyeceğim. Erkek arkadaşına kucak dolusu selamlar.

Elveda sadece gözleri güzelim.

Not: Erkek arkadaşınla ilişkiniz hakkında, hani şu çocuk aldırma falan, bana anlattıklarını panoya ben asmıştım. Asmamda kötü bir niyet yoktu. Amacım sadece muhtemel söylentilere karşı seni önceden alıştırmaktı. Bir anlamda merakını gidermekti. Hani bir duyulursa diye merak edip duruyordun ya!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıyla ilgili tespitlerimi kurgulayıp, hikâyeleştirsem... Yıkım bir öykü çıkar ortaya.... Siz bilmemiz gerektiği kadar anlatmışsınız... Dediğiniz gibi bu gün güzel bir gün, daha güzel günlerinizi olmuştu ama : ))

Ali Gülcü 
 20.10.2008 16:27
Cevap :
Öyle bir öyküyü, yıkım da olsa çok okumak isterdim ::)) Bundan da güzel günlerim olduğuna emin ol... :) selamlar  20.10.2008 16:42
 

Böylesine önemli memleket meseleleri dışında, normal görevinizi yapabiliyormusunuz sahi? :-)) Yoksa ayrıca haftasonları da gitmeniz gerekiyormu? ( da ekini ayırdım hocam, nasıl olmuş? :-))Selamlar..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 20.10.2008 14:17
Cevap :
Valla ben bu yazıyı evde yazdım. Yazarken de bayağı eğlendim... Hafta sonları başka işler yapmayı yeğlerim :)) Selamlarımla...  20.10.2008 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 669
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1584
Kayıt tarihi
: 10.03.08
 
 

Basınla ilgili bir kuruluşda çalışmaktayım. Uzun yıllar basınla ilgili konularda danışmanlık yapt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster