- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşk'a dair benden birşeyler...

Uzun bir aradan sonra yine geçtim klavyenin başına. Gündem hakkında değil de gelir geçer şeyler yerine her zaman güncel olan aşk'a dair bugün yazmak istediklerim.Anna Nebretko ''Song To The Moon'' u söylüyor ben de içimden geçenleri yazıyorum...
Aşk Allah'ın biz kullarına bahşettiği değerli hediyelerden biri. İnsan üzerinde aşktan daha etkili hiç şey yok. Kim ne derse desin aşk başka. Ucuz pespayeliklerin adına aşk deseler de başka herşey olabilirler ama ''aşk'' değiller. Gerçek sevgi kendini bir şekilde gösteriyor. Seven insanın yüzündeki aydınlıkta ''aşk'' yazıyor, görmesini bilene tabii.
İnsan sevdiğinde değişik bir dünyaya girmiş gibi oluyor sanki. Bildiğimiz ve içinde yaşadığımız dünyadan ayrı bir yer orası. Kendine ait kuralları ve doğruları var ve bunlar bildiklerimizden çok farklı. Fakiri de zengini de güzeli de çirkini de evlisi de bekarı da yaşlısı da genci de aşk karşısında eşit.
Aşık olacağımız kişiyi seçme şansımız yok. Eros'un okları neye göre hedef seçiyor bilinmez. Bilinen, getirdikleri ve yaşananlar. Duygularımız bizi yönetiyor, aşkın kurallarına teslimiz. Mutluluktan kanat taktığımız günler de var, acıdan kör kuyularda sabahladığımız günler de. Olmadık birine aşık olabilir insan. Olmadık olan kendi de olabilir, yaşlıdır, çirkindir veya evlidir. Taraflardan birinin diğerine göre değiştiremeyeceği koşullar vardır. Yaşadığı ortamda aşkda güç bulmuştur. Sevdası, hayatın hala yaşamaya değer olduğunu göstermiş ve inandırmıştır. Gözlerindeki pırıltı, yaşam sevincidir. O pırıltıyı sadece aynalarla paylaşabilir veya bütün dünyaya ilan edebilir. Sevmeyi bilen biri böyle bir durumda karşısındakini asla kınamaz, yargılamaz, bilir ki aşk varsa herşeyiyle vardır, doğru olan ''aşk''dır..
Aşk, gerçek bir sevgi ise eğer insanı bambaşka biri yapabilir. Normal zamanlarda prensip sahibi, mantıklı olarak bildiğiniz biri aşık olmuşsa eğer bir anda tanınmayacak biri olup çıkmış, ''asla yapmam'', ''asla olmaz'' dediği ve üstüne üstlük başkalarında görünce ayıpladığı şeyleri kendi yapar olmuş. Gayet de mutlu mesut. ''Aaaaa ne oldu buna?''dersiniz veya kötü bir olay olur ve o kişinin tuhaf şeyler yaptığına şahit olursunuz.. Hayretle izlersiniz bu değişimi. Böyle zamanlar insanın karakterinin ortaya çıktığı anlardır derler, kumaşının kalitesi belli olur derler ama ben aynı fikirde değilim. Aşkın kendi doğruları insana herşeyi her şekilde yorumlayabilecek, belki de yanlış anlayacak şekilde gösterir ve yaptırır. Bize göre aslında olmayan birşey o kişinin gerçeğidir. Öyle görür öyle bilir, öyle zanneder, öyle aksettirir. Fısıltı perileri zaten esen yele minik minik fesatlık tohumları iliştirip havaya salmaya başlamıştır, bir şekilde önünüze gelir daha çok şaşırırsınız. Siz sevdayı anlayan biriyseniz eğer, üzerinize düşen düşen sükunetinizi korumak ve bu sevgiye hürmet etmektir. Sevgisini taşımasını bilene saygı gösterilir. Sevilen belki az önce yazdığım gibi olmadık biri olabilir ama önemli olan sevmek değil midir? O sevdayı yüreğinde kutsal bir hazine gibi saklamak değil midir? Sevdalı olmak hayata meydan okumak anlamına gelmez mi aynı zamanda? Sevilen nasıl olursa olsun seven değil midir önemli olan? Sevileni değerli kılan sevilmesi değil midir? Seveni halden hale koyan sevilen değil midir? Öyleyse seven, sevdiği için saygıya layıktır, sevilen de sevildiği için. Duygular karşılıklı olmasa da aslolan sevmektir. Her zaman için seven biri sevilenden güçlüdür. Aşka teslim olmak, er kişi harcıdır, er kişi olmak da kadın olmak erkek olmak demek değildir. Kocaman bir yürek taşıyan kişidir ''erkişi''. O yüreğe de sadece hürmet edilir.
Hayatınızda her daim ''aşk'' olması dileğiyle...