- Kategori
- Gündelik Yaşam
Aşk acısı…

Kaynak:img139imageshack.us
Durmaksızın yağmur yağıyor İzmir’de, sabaha yüz tutmuş gece; nereden aklıma geldiyse: “Kim bilir kaç kişi ağlıyordur yine?”
Bilmeyene atlatması çok zor; abartı zanneder, hatta zayıflık etiketini yapıştırıverir kolayca…
Oysa… Kaç kişi koynunda cep telefonu ile uyumuştur “Ararsa duymam” kaygısıyla…
Kaç kişi şimşekten korkmuş, ille de onun göğsüne sığınmak istemiştir?
Yokluğu deler geçer!
Garip bir duygudur: Bir tarafı pek ala bilir ki aramaz, heyhat, diğer taraf ısrarla düşler üretir; üretmekle kalsa iyi, inandırır bir de üstelik, kanıtı anılardır…
Ahh… O anılar değil midir ki zaten perperişan eder insanı!
******
Git-gellerin hesabı sorulmaz; dişi tarafını pek iyi bilirim ki saatte bin kereye ulaştığı vaki olmuştur, neredeyse…
Gündüzler biraz daha dik tutar insanı, biraz daha gerçekçi olunur, o yüzden “Bitti artık!” deyişlerimiz gündüzlerde seslendirilir, yürek söz dinler gibi olur.
Ne yaparsa geceler yapar; en maskesiz, en çıplak hallerimizi gecelerin göz yummalarında yaşarız ya zaten!
Gündüz alınan tüm kararlar bir bir erir gider…
Bir acı ve bir umut vardır artık elde; yürek umudu tercih eder!...
Beyin, karışmamayı tercih eder o anlarda, niyeyse…
******
Yüreklerde bir eller vardır ki; durmadan sıkarlar, nefes alamaz hale gelir insan!
O sırada biri gelir “Üzme ne olur bu kadar kendini…” der, ya halinize ağlarsınız o arada, ya söyleyene kızarsınız!
Evet, kızarsınız, iyiliğinizi istediğini bilmenize rağmen!
Yeterince anlaşılmadığınızı düşünürken, içten içe içinde bulunduğunuz durumu yakıştıramazsınız kendinize…
Ya kendinizi suçlamaya başlarsınız, ya da O’nu; döngü böylece devam eder bir şekilde…
******
Bir taraftan göz yumduğunuz gerçekler gör artık bizi diye sahnede yerlerini almak için itişip kakışırlar; kötü tabii ki, görmek ayrı bir acı, görmemeye çalışmak yine aynı: İlle de can acıyacak!
Böyle zamanlara denk gelir minicik bir hoşluk oluverir; sizde kalan bir eşyasını almak için araması dahi sonsuz mutluluk senaryoları yaratmaya yetebilir!
“Bahaneydi eşya, aslında beni aramak istedi!”
Artık bir saat mi, beş saat mi sürer bu hayali mutluluk, ayaklar yere değmek için ısrar ederken en kötü senaryoya geçmiştir bile kişi: Demek ki sevgilisi var, ev tuttular ve kalan eşyasını istiyor, hayvan!
Kızgınlık da bir saat mi sürer, beş saat mi; yerini yine bahanelere bırakacaktır, el mahkum!
******
Offf, kalbim sıkıştı vallaha!
Yaşamayana anlatması zor, yaşayana da yaşaması pek zor!
Lakin, gelin görün ki geçiyor, vallaha!
O, her dakika aramasını beklediğiniz günler, geceler; onurunuzu paspas yapıp da önüne serdiğiniz ve de neticesinde hepten örselendiğiniz zamanlar geçiyor bir şekilde…
Vallaha, sırf size özel değil, yüreğini avucuna alıp da sunanların ortak derdi… Yani, demem o ki: Kendinizi boş yere bir de yüzden hırpalamayın!...
Aha, benden söylemesi!
******
Ağlanıyor, hatalar yapılıyor, yeri geliyor gecenin bir saati aranıp neredeyse özürler döşeniliyor, falan…
Bir gerçeği de atlamak lazım, yaşanacak şeyler var diye düşünürken karşı tarafın bitirmesinden; söylenecek sözler varken söylenememesinden kaynaklanıyor bu durum daha çok!
Sonlanmamışlık en çok delirtiyor ya zaten insanı!
Bizden kaçtığını sandığımız kişi yetersizlik ve korkularından dolayı da kaçmış olabilir; şimdi aşk acısı depreşik olanlar bundan bir sonuç çıkarıp, “Ayyy canım, kıyamam ben sana” diye düşünerek telefonlarına sarılmasınlar!
Aşık olan sağlıklı bir insan kaçmaz!
Ya aşık değildir ya da mantık örgüsü sağlıksızdır; farklı nedenleri olanlar da vardır belki… Eee, ama onlar da adam gibi açıklasınlar yani…
“Seni çok seviyorum ama evliyim, evliliğimi de yıkmak istememekteyim!” gibi…
******
Doya doya yaşayın aşk acınızı, doymadan geçmiyor zira bu acı!...
Ama, size bir şey diyeyim mi, geçtiğinde sizi öyle bir büyütmüş oluyor ki; kaç kitap okunsa, kaç üniversite bitirilse karşılayamaz bu durumu!
Kişinin en saf, salak, beyinsiz olduğu durumdur; yüreğin en geniş, onurun en gözden çıkarılmış halidir…
Her türlü maddiyatın önemsenmediği nadir durumlardan biridir!
Tüm toplumsal baskıların hiçe sayıldığı zamanlardır; bu yüzden gün geliyor teşekkür dahi ediyor insan onlara, bu acıyı yaşamasaydım, inan, büyüyemezdim belki bu kadar!...