- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşk bir turna balığı

Böyle olacağını hiç düşünmemişti aslında.Ayrılık dünyanın en mantıklı fikri gibi görünmüştü ona. Oltanın ucundan kurtulup mavi sulara geri dönen bir balık kadar keyifliydi. Sonra pullarının eskisi kadar parlak olmadığını fark etti. Solungaçlarından birinin ortasından geçen delik canını acıtıyordu. Derin bir nefes aldı. Oturduğu yerden oltasına, kovalarına baktı canı balık tutmak istemiyordu bugün; onu hatırladı:
“Neden turna balığı avlamayı seviyorsun” diye sormuştu bir defasında.
“Bilmem ki. Turnayı yakalamaya çalışırken başka hiçbir şey düşünmezsin. Kafanın içi kuytu bir orman kadar sessizdir. Bazen dizlerine bazen beline kadar suya girmek zorunda kalırsın. Su bazen çok soğuk olur ürperirsin. Soğuktan ve hareketsizlikten bacakların uyuşur. Sonra onu fark edersin; aniden ortaya çıkar. Yakalamak için yaklaşık üç saniyelik bir zamanın vardır. Üç saniyelik bir kavga. Sonra ya ellerinin arasından kayıp gider ya da avuçlarının içinde çırpınmaktadır, senindir. Sanırım bu yüzden seviyorum turna yakalamayı. Üç saniyelik zafer üç saniyelik mutluluk için. Onu yakaladığım an kalp atışlarım düzene girer, eğilip yavaşça suya bırakırım. Ve onu suya bıraktığım an tekrar yakalamanın hayalini kurarım. demişti sonra da eklemişti:
“Sen bir turna balığısın”
“Ben bir turna balığıyım ve sen beni suya bırakıyorsun.”
"Evet sen bir turna balığısın ve ben seni suya bırakıyorum, bırakmasam ölürsün çünkü"
"Bırakırsan da ölürüm"
Aşkın turna balığı yakalamaktan hiçbir farkı yok diye düşündü. Eşyalarını topladı eski bir şarkıyı mırıldanarak uzaklaştı.