​ Aşk iki kişilik olmuyor! / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Aşk iki kişilik olmuyor!

Aşk iki kişilik olmuyor!
 

Aldatmak-aldatılmak


Diyelim ki arkadaşınız var sevgiliniz. Ya da eşiniz var sevgiliniz. Yani kısaca ve özetle konumu ne olursa olsun sevgili olarak gördüğünüz, yüreğinizde yer açtığınız birisi var. 

Erkeksiniz ya da kadınsınız fark etmiyor. Karşınızda bir sevgiliniz var. Karşı cinsiniz. 

Sanıyorsunuz ki bu "aşk iki kişilik". Siz ve sevgiliniz. 

İşte kendini böyle sanan bir arkadaşım eline geçen belgelerle büyük üzüntüye kapılmış. Çünkü, o sanıyormuş ki aşkı iki kişilik. Zavallı yıllarca da öyle sanmış. 

Birgün bir arkadaşı onun eline üç-dört mektup vermiş. Arkadaşım, sevgilisi sandığı kişiye yazılmış bu notları görünce donakalmış. Çünkü, uzun zamandır sürdürdüğü sevgililik durumu sırasında meğer ne de çok aldatılmış? 

İlk mektubu bana da okudu: "Selam. Tıpkı yukarıda bahsettiğin mehtaplı bir gecede tanıdım seni biliyorsun. Trandilin en önünde denizden yeni çıkmış ve rüzgara karşı duran bir nymphe gibiydin o gece. Aslında karşı durduğun hayattı sanki. Uzun ve ince parmaklarının arasında duran sigaranın dumanından derin bir nefes çektin ve bana çevirdin başını. Ben seni hep böyle hatırlıyorum" 

Arkadaşım, sevgilisi böyle bir mektuba sert yanıt verse anlayacak ki bu düzmece bir mektup. Hayır, o da gayet samimi bir yanıt yazıyor. 

Arkadaşın yüreği kırık, gözü yaşlı devam ediyor mektuplara: "Ben giderken seni yanımda götürdüm. Bu yüzden hiç unutmadım Türkçe'yi, Mayıs'ta adaya mutlak geliyorum. Artık orda yaşacam. Bu yaz kurtulamazsın benden" (Mektuplardaki yazım yanlışlıkları tamamen yazana aittir) 

Ben şaşırmadım. Çünkü, ben biliyorum hiç bir aşk hiç bir zaman iki kişilik olmuyor. 

Sonra bir mektup daha çıkarıyor arkadaş: "On numara aşk... aşk... aşk... Küçüklüğümden beri severdim sizin bu türküleri, bilirsin. Ama bazıları başka gerçekten. Bu da öyle ve sen bulup çıkarıverirsin orta yere bu güzellikleri. Paylaştıklarını izliyorum sabahtan beri. Ve ne çok şeyi kaybettiğimi..." 

Ben okuyorum, arkadaşım aldatılmanın verdiği sıkıntıyla sinirden titriyor. Hani, onu avutmak için bazı sözler söylüyorum ama, boşuna. O hâlâ sevgilisi sandığı kızı düşünüyor. 

"Bu son mektup" diyor bana uzatıyor: "Bizim çocukluğumuzun Adamo şarkıları gibi. Mamam çok sonraları galiba 90 ların sonuydu dinletirdi bize hatırla... Ada da bizim evin bahçesindeki begonvillerden bir tutam takardı saçına ve salına salına dolaşırdı. Çok özledim çok... herşeyi, hepinizi, gidenleri, kalanları..." 

"Hepsi bu" dedi arkadaşım. 

"Bu mektuplar bende kalabilir mi?" diye sordum. 

"Neden?" dedi. 

"İbretlik ilişkiler tarihini yazarsam gerekir" dedim. Güldüm. O gülmedi. Anlamadı suratıma baktı. 

"Biliyor musun" dedi "Şimdi kimbilir ne yalanlarla bu aldatmadan da sıyrılmaya çalışacak?" 

"Çünkü çok kere aynı şeyi yaptı" 

Ne diyelim? Hepimizin başında. Hangimizin aşkı iki kişilik Allah aşkına? 

Hele bir düşünün! 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 278
: 3275
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..