- Kategori
- İlişkiler
Aşk'ın halleri..

Saklı duran yaraları, bile bile kanatırız bazen... Geceleri kendi vampirimiz oluruz. O kanı içmek haz verir. Eski defterleri karıştırırız mutsuz olduğumuz zamanlarda... İçimiz içimize sığmaz, bir el sürekli sıkar yüreğimizi...
Deliler gibi aşığım, hiç aşık oldum mu? sorgusuna dönüşür bir süre sonra... Oysa aşk ısmarlama olunacak bir şey değildir. Soyuttur. Gelir geçer, deler geçer. Sızısı kalır.. O hep özlenen, beklenendir hayatımızda. Yürek çarpıntıları, o konuşurken ellerin, sesin titremesi, ilk dokunuşta bayılma hissi, içinizden birşeylerin kopması hep yaşanmak istenendir. Konuşurken gözlerinde kaybolursunuz, başınız omzundayken tek güvendiğiniz insandır o sizin için, 24 saat yetmez, telefonla konuşabilmek için gece sokaklara çıkarsınız, arabanın içi buz gibi olsa da sizin için en sıcak yerdir.
Yemek yemek istemezsiniz, uyurken ona sarılıp uyur, gözlerinizi açtığınızda ilk önce telefonunuzu kontrol edersiniz.
Sonra birşeyler olur! O büyük ve büyülü aşk bitiverir aniden. Nedenleri muhteliftir. Sonuçta biter. İlk aşk, hep mukayese edilir. Yeni gelen aşk hep talihsizlik yaşar. Yeniden... Yeniden...
Bu denli güçlü bir duygu, sürekli yaşanmak istendiği için çabuk tüketilir. Öyle bir an gelir ki tüm aşık olduğunuz insanların, birbirini tamamladığını, fakat istediğiniz özelliklerin hepsinin, tek kişide olmadığını farkedersiniz. O zaman yaşadığım neydi? Neden mutsuzum ? Ne zaman karşıma çıkacak ? soruları devreye girer. Halbuki siz, sıkça aşık olarak beklentilerinizi arttırmış, duygularınızı yitirmişsinizdir aslında.
İlk aşık olduğunuzda , tenine dokunmaya çekindiğiniz, sadece kokusunu içinize çektiğiniz, heyecandan terlediğiniz kadınlar, artık sıradanlaşmıştır. Aşk ile sevgi ayrı evlerde kalan iki sevgili olmadığı sürece hep aranacak, hep peşinden koşulacaktır. Sevgi sahiplenilebilir olduğundan heyecan biter. Aşk'ta heyecan vardır çünkü o sahiplenilemez. O özgür olmalıdır. Aşk "rağmen" yaşanır... Yaşanmıyorsa aşk değildir.
Bu nedenledir ki herkes duygu peşinde, ıssız adam bu kadar çok izlendi, diziler özel hayatımızın taa içine kadar girmiş durumda...
Aşk, imkânsızı istemek. İsterken , beynin hesap yapmadığı, yarınsız ve doğaçlama yaşanan bir duygu. Bedel ödenmesi gerekiyorsa ödenen...
Aşk'ta "benimsin." yoktur. "Ait olma " duygusu, birbirinde yok olma boyutundadır.
Aşk bir çiçek bahçesidir, narin ve hassastır, yaşatmak için emek ister, sabır ister. Tomurcuklar açtığında , seyretmeye doyamaz, dokunmaya kıyamaz , ya solarsa korkusuyla gözünüzün önünden ayırmazsınız.. Bir gün solduklarında, yeni bir tohum ekersiniz toprağa ama onun aynısı olmayacaktır.
Belki bir gün, bir yerlerde, farklı iklimlerde benzeri çıkacaktır karşınıza. O zamanda kopartıp alamazsınız. O, o topraklara aittir. Özgür ve asi...
Deliler gibi aşığım, hiç aşık oldum mu? sorgusuna dönüşür bir süre sonra... Oysa aşk ısmarlama olunacak bir şey değildir. Soyuttur. Gelir geçer, deler geçer. Sızısı kalır.. O hep özlenen, beklenendir hayatımızda. Yürek çarpıntıları, o konuşurken ellerin, sesin titremesi, ilk dokunuşta bayılma hissi, içinizden birşeylerin kopması hep yaşanmak istenendir. Konuşurken gözlerinde kaybolursunuz, başınız omzundayken tek güvendiğiniz insandır o sizin için, 24 saat yetmez, telefonla konuşabilmek için gece sokaklara çıkarsınız, arabanın içi buz gibi olsa da sizin için en sıcak yerdir.
Yemek yemek istemezsiniz, uyurken ona sarılıp uyur, gözlerinizi açtığınızda ilk önce telefonunuzu kontrol edersiniz.
Sonra birşeyler olur! O büyük ve büyülü aşk bitiverir aniden. Nedenleri muhteliftir. Sonuçta biter. İlk aşk, hep mukayese edilir. Yeni gelen aşk hep talihsizlik yaşar. Yeniden... Yeniden...
Bu denli güçlü bir duygu, sürekli yaşanmak istendiği için çabuk tüketilir. Öyle bir an gelir ki tüm aşık olduğunuz insanların, birbirini tamamladığını, fakat istediğiniz özelliklerin hepsinin, tek kişide olmadığını farkedersiniz. O zaman yaşadığım neydi? Neden mutsuzum ? Ne zaman karşıma çıkacak ? soruları devreye girer. Halbuki siz, sıkça aşık olarak beklentilerinizi arttırmış, duygularınızı yitirmişsinizdir aslında.
İlk aşık olduğunuzda , tenine dokunmaya çekindiğiniz, sadece kokusunu içinize çektiğiniz, heyecandan terlediğiniz kadınlar, artık sıradanlaşmıştır. Aşk ile sevgi ayrı evlerde kalan iki sevgili olmadığı sürece hep aranacak, hep peşinden koşulacaktır. Sevgi sahiplenilebilir olduğundan heyecan biter. Aşk'ta heyecan vardır çünkü o sahiplenilemez. O özgür olmalıdır. Aşk "rağmen" yaşanır... Yaşanmıyorsa aşk değildir.
Bu nedenledir ki herkes duygu peşinde, ıssız adam bu kadar çok izlendi, diziler özel hayatımızın taa içine kadar girmiş durumda...
Aşk, imkânsızı istemek. İsterken , beynin hesap yapmadığı, yarınsız ve doğaçlama yaşanan bir duygu. Bedel ödenmesi gerekiyorsa ödenen...
Aşk'ta "benimsin." yoktur. "Ait olma " duygusu, birbirinde yok olma boyutundadır.
Aşk bir çiçek bahçesidir, narin ve hassastır, yaşatmak için emek ister, sabır ister. Tomurcuklar açtığında , seyretmeye doyamaz, dokunmaya kıyamaz , ya solarsa korkusuyla gözünüzün önünden ayırmazsınız.. Bir gün solduklarında, yeni bir tohum ekersiniz toprağa ama onun aynısı olmayacaktır.
Belki bir gün, bir yerlerde, farklı iklimlerde benzeri çıkacaktır karşınıza. O zamanda kopartıp alamazsınız. O, o topraklara aittir. Özgür ve asi...