Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '10

 
Kategori
Haber
 

Aşk'ın kanununu, kimyası bozarsa, " temyiz'i " var mı?!

Aşk'ın kanununu, kimyası bozarsa, " temyiz'i " var mı?!
 

En iyisi mi, aşkın kanununu, yeniden yazmak. (Resim, alıntı)


“Aşkın ömrü, ‘2 yıl, 11 ay, 8 gün’ müş! Bu haberi, gazetelerde okuduk. İngiliz bilim adamları, ayrıca da, “kusursuz” aşka ulaşmak için, 1 yıl geçmesini savunuyor. Ve ekliyorlar, “bu sürecin sonun da, beraberlikler çöküşe geçiyor, hiçbir şey, eskisi gibi olmuyor!”

Dört bin çifte de sorulmuş “evliliğinizin hangi döneminde mutlu oldunuz?” diye. Cevap olarak da “mutlu zamanlarını, ilişkilerinin üçüncü yılına doğru yaşadıklarını “ söylemişler.

Zaten aşk denilen ikilemin içine böylesi rakamlar girdi mi, o iş hayır etmez.. Aman aman, ötede dursun öyle düttürü aşklar

Aşkın bir kanunu var, bizim bildiğimiz. Kimyasalı da var. Bu kimya mıdır, simya mıdır her ne ise, demek ki aşkı da, kanununu da bozuyor. Kısacası, “içine” ediyor.

Nedir şı Allahasen aşkın kanunu, simyası?! Benzin istasyonlarına varıp, motor kapağını açarak, “depoyu doldur” dercesine kimya mı alıyoruz. Yahut aktarlara varıp, pantolon cebimizi göstererek, “şuraya 5 kâğıtlık kimya doldur” mu diyoruz. Yooo! Anladığımız şu “aşkın kanununu, aşkın kimyası bozuyor!” Olanlar bunlar.

Bu ne menem bir kimyadır, simyadır, sıvıdır ki ne görülmüştür, ne koklanmıştır, ne de elle tutulmuştur. Benzinlikte, aktarlarda satılmaz.. Nedir, necidir bu meret?!

Bizim bildiğimiz, en ideali olarak “ihtiras, samimiyet ve bağlılık” la donanımlı olanlar, aşk gemisini yürütür. Bunlardan bir tanesi eksikse, teknenin altı “sürtüyor”dur. Veya bir de bakmışsınız ki “Aaaa deniz bitmiş!”

Kadınlar geç aşık oluyor. Yeni aşklarda “pat!” diye start almıyor öyle. Keten helva arabasında bile, hazırda yoksa, “pat” diye şekerli helvayı elinize tutuşturmuyorlar. Makine kızsın diye başında bekleyeceksiniz. Kar gibi, rengarenk pamuk helvalar, saç saç, tel tel ondan sonrası oluşuyor. Değil mi? Durun bakalım, makine kızışsın biyo!

Her insanın aşk makinesi, aynı anda, aynı dereceyi tutturamıyor. Markalar değişik çünkü. Lâfı uzattık. Kadınlar, karşısındakine yüzde 58 “inanıyor” Erkeklerde bu rakam 67. Varın siz hesap edin.

Aşkın çeşitli halleri var. Uzatmalı aşklar, yanar döner aşklar, (Ne demekse!) ihtiraslı’sı, uzatmalı’sı, zilzurnalı’sı, göstermelik olanları, romantik olanları, delidolu olanları, serseri’ lisi, çikletlisi, bal dudaklı’sı, say sayabildiğince.

İşin başka bir boyutu da var. “tutku’yu beraberinde getiren bir takım kimyasal salgılar. Farklı salgılanmalar, beyinde şekilleniyor. İşte buna dayanaraktan da “aşksız seks olur ama, seksiz aşk olmaz” deniyor. Yani aşk sürdüğü sürece bağlılık vardır. İçinde de “cinsellik” vardır. Onun için, “aşksız seks olur ama, seks’siz aşk olmaz!”

Aşkın kaderini, beyinden idare edilen sıvıların kudretine madem ki havale ettik, o zaman evleneceklerin neden beyin MR’ları alınmaz? Bizde bu iş, şöyle kotarılıyor: Doktor şöyle bir süzer çiftleri “evlenmeye mani bir halleri yoktur” der, basar imzayı.

Valla benim kafam yattı. En iyisi, çiftlerin beyninin içine bakmak. Oradaki çizgiler eğrimi, kırık mı, yamuk mu onlara bakılır da, kısa yoldan dönülür. Ne şiş yanar ne de kebap…Yol kısa iken, di mi?

Sahi yahu. Erkek ne diller dökmüştür. EMAR cihazındaki ölçümlere girmeyeceğini bilse, daha da ileri gidip daha ne diller dökecektir aşığımız, bilinmez tabi.

“Eğer aşkın bir sabun ise, köpürt beni Septuze!” Erkek, kızı tavlamak için dil dökecek ya! Kız hemen araya girerek, MR’ını görelim derse, ortalık toz duman olur. Erkek samimi değilse bu “köpürtme” işinde, MR tetkiklerinde ne köpük çıkacak ortaya ne de aşk sabunu ne de köpürten maddeler. Fasa fiso tabi netice.

Biz de, rastladıklarımıza sorduk: “ Aşk, kalıplara sığdırılabilir mi?” diye. Cevaplar muhtelif. Ama, birleşilen nokta, “aşkta saygı esas!”

1-ÇİĞDEM TÖZGE (Gıda Müh.) Aşk’ta bence, zaman, kıstas olamaz. Aşk, belli kalıplara sokulmaz. Duygusallık baş roldedir daima. Aşkın, sorguya suale ihtiyacı da yoktur zaten

2- GÖKÇE ERGÜN (Müzisyen) Cemal safi'nin "Aşk" şiirinde kaleme aldığı gibi yıllarca tarifi yapılmamış aşk’ın. Aşkı yapılandırmak için, uzun sürelere ihtiyaç yoktur. Aşk, bir anda doğar, bir anda da yok olabilir. Aşkı yakaladığımızda doyasıya yaşamak en iyisidir. Aslında çok söylenecek söz var amma…

3- ELİAN KOPRİ ( Emekli) Kimi ellerde aşk kısadır. Kiminde kısırdır. Aşkı sevgiye döndürmek hünerdir. Bu da saygı ile olur.

3/A YILDIZ ÖZVEREN: (İş kadını) Sevgi bitince, her şey biter. Saygı esastır

4- BETÜL YETKİN: (Ev hanımı) Aşkın kimyası, çabuk geçiyor. Beyinde olan bir olay bu. Zamanı gelince de duruluyor.Geriye saygı kalıyor.

5- İLHAN KINLI ( Ev kadını) Aşk, bir elma şekeri. Elmayı, bu işte, sapıyle bir tutmamalıyız.

6- SARA GÜL TURAN (Blog’cu - yazar) Bu işte ruhunuzun, sevdiğinizin ruhu içine girmesidir aşk. Anlaşamadıklarında, birinden biri, dışta kalıyor. Mesele budur. Bu sıcaklarda, Allahasen, hiç mi işin kalmadı!”

7- ÖZCAN ŞARAP ( Muhasebeci) Aşk, zamanla biter. Yerini, alışkanlıklar alır. Evlilikte saygı esastır.

8- TUFAN AKSOY (Müzisyen) Kimyasal değişiklikler unutulmamalı. Bunlar,vücutta önemli yer tutar. Etkisi kısa veya uzun olabilir. Maksat, onu uzun tutabilme. Aşk önemli bu işte.

9- TUĞBA TARHAN: ( Blogcumuz)(Resimsiz) Aşkın ömrü var mıdır ? 3 sn.. 10 dk... 1, 2, 3... yıl. Aşkın ömrü tartışılıyor
Yaşanılan bir hayatın evreleri gibi aşkın da ömrü vardır ama aritmetik bir ortalamayla ele alıp sonuca bağlamak doğru değildir. Ömrü uzatmak için gösterilen itina, nefes alıp, yaşamaktan alınan keyif , sağlıklı beslenme, ne kadar etkili ise aşkın özünde yer alan sevgi için de verilen emek o kadar etkilidir. Sevginin ölçüsü maddiyatla sınırlı değilse, güven duygusu güçlüyse, kişiler birbirilerinde keşfedecek özellikler bulup monotonluğa fırsat vermiyorsa aşkın ömrü uzundur..Aşkın sonunu belirleyen o duyguyu yaşayanlardır. İki kişi istemediği sürece kimse engel değildir aşkın, sevginin ömrünü kısaltmaya. Aşkın ömrü, o duyguyu yaşayanlara bağlıdır.

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..