​ Aşk masalları / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Aşk masalları

Aşk masalları
 

Gözler kalbin aynasıdır. Yalan nedir, bilmez onlar. Kah mavi yeşil olup, aşkı inkar etmez onlar…
Ne güzel söylüyordu. Ferdi Özbeğen, dilinden bu tatlı nağmeleri dinlerken aşkın sonrasında bir yalana, acı bir sona dönüşeceğini kim hayal edebilir ki?
Bütün aşklar tatlı başlar. Bir gülümsemeye, bir tatlı söze, bir ömür bağışlanır, kimi zaman.
Karşılıklı bakışmaların yerini kalp çarpıntıları, heyecanlar alır. Cesaretler toplanıp, tanışma faslına geçildiğinde ise kalp ve beyin, hızlı ve ateşli bir münazaraya girer. İlk bakışta her şey dikkat çeker. Boy, pos, endam, gözler, dudaklar gamzeler bile fark edilir.
Karşılıklı jestlerin kısa merhabaların, yerini romantik hediyeler, sürpriz buluşmalar, uzun süren telefon konuşmaları alır. Sonra dokunmalar başlar. Böylece kalp, dönmek istemediği bir yola girer. Yol aldıkça büyüyen engellenemeyen sahiplenme duygusu ortaya çıkar. Benimsin, Senin im’lerle başlayan sözler aşkın egosunu devreye sokar. Onsuz nefes alamadığını, yaşamadığını sanırsın.
Hiç vazgeçemeyeceğini ve hiç bitmeyeceğini düşündüğün, bir aşk masalında yerini alırsın. Karşılıklı sözler verilir. Dil söylemese de, göz söyler, gönül söyler. Sevincin onun sevinci, üzüntün onun üzüntüsü olur. Hayatın yükünü birlikte sırtlanırsın.
Ama gün gelir, bir taraf sıkılır başka arayışlara yelken açmaya başlar. Çaktırmadan sinsice ilerler. Bir an gelir tüm verilen sözler, yaşanan kalp çarpıntıları heyecanlı bekleyişler unutulur. Doyumsuzluğun doruğuna varmış insanlar, yeni heyecanlar, yeni mutluluklar aramaya başlar. Eğer bu durum yaşanırken gerçekler söylenebilse aldatmanın onursuzluğu bu kadar ağır olmaz.
Gözlerle başlayan aşk, yine başkasının gözleri ile sonlanıverir. Sevgi sözcükleri, yerini yalana küçük kaçamaklara bırakır. Neden dürüst olunmaz? Neden söylenmez ? Artık sevmiyorum denmez. Dürüstlük yerine kaçışı tercih eden aldatan, bir riyanın ardında, yeni aşkların zevklerin peşinde koşar.
Bu suç mudur? Hayır? Suç olan yalan dır, riyadır. Neden sevmezde bitirmez? Kendini de, karşısındakini de, esir eder. Aldatan, gönlündeki aşk kuşlarını serbest bırakırken , evinde gönlünde onu bekleyenini azat etmez.
Bu mudur sevmek? Sevileni seveni ezmek onu yaşadığı onursuzlukta boğmak mı?Aldatma ne zaman başlar? Bence paylaşımlar bitip de söylenmediği, iki yabancı misali olmayı, hayatın yüküne yada minicik çocuklara atmaya başladığımızda, bireyler zaten kendilerini aldatmaya başlamıştır bile. Güzellik ilgi alaka sadece sığınılacak sahte bir limandır. Güzel olanda sevende aldatılmıştır.
Aşk iki kişiliktir. Üçüncü şahısların da yardımıyla fikren başlayan aldatmalar, fiile dönüşünce birliktelik temelinden sarsılmış olur. Ve bu beraberlikleri devam ettirme düşüncesi kendini kandırmak mutsuz etmekten başka bir şey değildir. Aldatan gerçeği söyleyemeyecek kadar cesaretsiz ama yalan söyleyebilecek kadar cesaretli olduğu için onursuzdur. Kadın veya erkek aldatıldığını asla unutmaz ve unutturmaz.
Bir kere de aynıdır, bin kerede.
Aldatma önce zihinde başlar. Sonuçlar ise her zaman aynı olmaz. Kimi kendinden başkasını tercih eden sevdiğine, gözünü gönlünü kapatıp ayrılır. Kimisi de , aldatmanın yaşandığı onursuzlukta riyakar bir insanın ardında, benliğini, gururunu hiçe sayıp onu sevdiğini söylemeye devam eder. Karşı tarafa vermek istediği cezada aslında kendini infaz eder.
Yalancı bir ruhun esiri olmaktan, hayatını bitirip tüketmekten ileri gidemez. Aldatmanın onursuzluğunda ve aldatılmanın ağırlığında ezilip gider.

 
Toplam blog
: 18
: 920
Kayıt tarihi
: 18.05.07
 
 

1971 İstanbul doğumluyum. Evliyim, dört yaşında bir oğlum var. Her ne kadar şu an ev hanımı olarak g..