- Kategori
- Güncel
Askerim hoş geldin

Büyüttüm besledim asker eyledim demiştim...
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=37492
Terörün en civcivli bir yerine yollamıştım oğlumu, onun gideceği yeri bana gelen telefon mesajından duyduğum anda otobüsten inip avazım çıktığı kadar bağırmak istemiştim, şaşkındı oğlum ama vatan görevi.
Kendi elleri ile belirlemişti gideceği yeri.
Düşündüm; bunda da bir hayır var elbet dedim gideceği yerde onun mutlak yararlı olacağı acısını dindireceği Mehmetçilerde vardı mutlaka hem mutlaka oralarda da birilerinin askerlik yapması gerekirdi, oraya gidenler de ana kuzusu idi.
Hüzünlendik önceleri nasıl geçer diye, gözümüzde öyle çok büyüyordu ki o zaman...
televizyonda sıkça görev yaptığı güney doğuda ki il ve ilçenin adı geçiyordu, her duyduğumda yüreğimden bir şeyler kopup gidiyordu, hemen telefona sarılıp sesini duymak istiyordum şartlar elverdiğince.
Arada şaka yollu takılıyordu bize "anne size Iraktan ne getireyim diye" işi şakaya vurduruyordu. şafak saymağa yüzüncü günden itibaren başladım küçük küçük notlarda yazıyordum, onu özlediğimi, zamanın geçmek bilmediğini
onu sevdiğimi...
Ve bugun artık finale geldik; oğul balım yoldasın biliyorum, hoşgeldin benim askerim, tüm annelere oğullarının gelişini görmelerini nasip et Allahım dedim. HOŞ GELDİN... askerim..
Sevdiğin tüm yemekleri hazırlamış babaannen, kanat takıp uçmadığı kaldı babannenin bilirsin seninle ilgili sevgisini anlatmak için şu cümleyi kurardı her zaman "Kızım bu oğlanı bir doğurmadım ben o benim herşeyim" derdin sen onun yaşama olan sımsıkı bağı oldun pek çok rahatsızlığına rağmen sayende ömrü uzadı benim güzel gözlü oğlum.
seni özledimi kara kaşlı kara gözlü türküler söylerdi hep, pencere kenarına tüneyip ay ışığında maviş gözlerinden gözyaşını dökerdi geceye ve sessizliğe...
Düğün bayram bize bugun, yazdım bugünü bir kenara...
Ben mi paşam... ben ben sevincimi içimde yaşıyorum...parçamsın sen tamalandım gelişinle benim yakışıklım
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=37492
Terörün en civcivli bir yerine yollamıştım oğlumu, onun gideceği yeri bana gelen telefon mesajından duyduğum anda otobüsten inip avazım çıktığı kadar bağırmak istemiştim, şaşkındı oğlum ama vatan görevi.
Kendi elleri ile belirlemişti gideceği yeri.
Düşündüm; bunda da bir hayır var elbet dedim gideceği yerde onun mutlak yararlı olacağı acısını dindireceği Mehmetçilerde vardı mutlaka hem mutlaka oralarda da birilerinin askerlik yapması gerekirdi, oraya gidenler de ana kuzusu idi.
Hüzünlendik önceleri nasıl geçer diye, gözümüzde öyle çok büyüyordu ki o zaman...
televizyonda sıkça görev yaptığı güney doğuda ki il ve ilçenin adı geçiyordu, her duyduğumda yüreğimden bir şeyler kopup gidiyordu, hemen telefona sarılıp sesini duymak istiyordum şartlar elverdiğince.
Arada şaka yollu takılıyordu bize "anne size Iraktan ne getireyim diye" işi şakaya vurduruyordu. şafak saymağa yüzüncü günden itibaren başladım küçük küçük notlarda yazıyordum, onu özlediğimi, zamanın geçmek bilmediğini
onu sevdiğimi...
Ve bugun artık finale geldik; oğul balım yoldasın biliyorum, hoşgeldin benim askerim, tüm annelere oğullarının gelişini görmelerini nasip et Allahım dedim. HOŞ GELDİN... askerim..
Sevdiğin tüm yemekleri hazırlamış babaannen, kanat takıp uçmadığı kaldı babannenin bilirsin seninle ilgili sevgisini anlatmak için şu cümleyi kurardı her zaman "Kızım bu oğlanı bir doğurmadım ben o benim herşeyim" derdin sen onun yaşama olan sımsıkı bağı oldun pek çok rahatsızlığına rağmen sayende ömrü uzadı benim güzel gözlü oğlum.
seni özledimi kara kaşlı kara gözlü türküler söylerdi hep, pencere kenarına tüneyip ay ışığında maviş gözlerinden gözyaşını dökerdi geceye ve sessizliğe...
Düğün bayram bize bugun, yazdım bugünü bir kenara...
Ben mi paşam... ben ben sevincimi içimde yaşıyorum...parçamsın sen tamalandım gelişinle benim yakışıklım