​ Aşkı sıkı tutun, düşürmeyin sakın / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '08

 
Kategori
Futbol
 

Aşkı sıkı tutun, düşürmeyin sakın

Aşkı sıkı tutun, düşürmeyin sakın
 

Ülke futboluna, adı “Futbol bayramı” olarak mıhlanmıştır Fenerbahçe-Galatasaray maçları. Her yıl istisnasız iki defa kutlanır bu bayram. Sayıyı çoğaltmak çekilen kuraların insafına muhtaçtır. TFF moralliyse eğer; o yıl takvime bir ya da iki futbol bayramı daha serpiştiriverilir. Ama yok moralsiz ise, bu sayı ikiden yukarı öldürseniz adımını atmaz. Bu sezon TFF’nin ruh analizini henüz yapamadığımızdan kestiremiyoruz bayram sayısının ikiden yukarı çıkıp çıkmayacağını.

Sezonun ilk futbol bayramının arefesinde; biz ada sahillerindeki Emirates madeninden gümüş kılığına sokulmuş altın puan ya da puanları tırnaklarımızla kazımaya ant içerken, rakibimiz Galatasaray ise; Mayıs ayında Kadıköy’ün göbeğindeki “Saracoğlu Futbol Terbiye Merkezi”mizde vizyona girecek olan “Uefa Cup 2009” adlı bilim-kurgu futbol resitaline saha içinden bilet kapabilme derdindeydi Portekiz gişelerinde.

Birileri, Emirates’te Arsenal’den yiyeceğimiz olası gollerin muhasebeciliğine kendilerini adarken, Volkan soyadının sonuna “diven” ekleyip “Demirel’diven” kelimesini türeterek, iş bırakma eylemi yapmalarına sebep oldu bu şuursuz muhasebecilerin. Tabi tank paletli kramponlarıyla defans ve orta sahada görev yapan kanaryalarında emeklerini göz ardı edemeyiz.

Bu maçın ertesi akşamında, şuursuz muhasebecilerin fark yeme beklentilerini kursaklarında bırakmamızın gururuyla, aşık olmayı bize sil baştan öğreten “Aşk tutulması”nı izlemek ayrı bir keyif doğrusu. Omurgasını Fenerbahçe’mizin oluşturduğu filmi seyrederken bir anda kendimden kesitler buldum sanki. Kah güldüm, kah mani olamadım sarı-laci gözyaşlarıma. Ama en çok da gurur duydum kendimle bu takımın taraftarı olduğum için. Filmin sloganı takıldı kafama; Gerçekten de takımımıza duyduğumuz aşkı ve sadakati, sevgilimize gösterebilir miyiz diye?

O gece başımı yastığa koyarken ansızın serseri bir “Keşke” düğümleniverdi yüreğimin ta orta yerinde. “Keşke” dedim, “Keşke bu filmi kanaryalarımızda izleyebilseler. Ne güzel olur hafta sonu kutlanacak futbol bayramı öncesinde.”

“Aklın yolu birdir” diyen ne güzel bir laf etmiş, yüreğine sağlık. Takımımın futbol bayramından 4-1 gibi karizmatik bir skorla galip ayrılmasını “Aşk Tutulması”na borçluymuşuz meğer. Maçtan bir gün önce aşk tutulmuş, Samandıra’ya getirilmiş başrol oyuncusu ve yönetmeniyle. Yabancı oyuncularımızın ve teknik heyetimizin aşka yeterince tutulabilmeleri adına hiçbir fedakarlıktan kaçınılmayıp, İspanyolca ve Portekizceye çevirirmiş film.

Aşka tutulmanın etkilerini ortaya çıkan 4-1’lik skordan ziyade, sergilenen doyurucu ve vitamin içeren futbolumuzdan da anlamak mümkün. Şahin Selçuk’a ek bir parantez açarsak; Attığı golün dışında Lincoln’ü kilitleyip imha etti dersek yanlış olmaz sanırım. İkinci denemesinde meşin yuvarlağı iğne deliğinden geçirip beraberlik sayımızı kaydederek “Gerçek Fenerbahçeli” oluşu da takdire şayan doğrusu.

Tribünler Edu’dan çekinirken bu defa da Emre Aşık, Edu’ya nazire yaparcasına kendi kalesine gol atarak, Güiza’nın Fenerbahçeliğini tescillemesini engelledi adeta. Emre Aşık’a; “O artık gerçek Fenerbahçeli” dememiz gerekir mi bilemiyorum. Derbilerde golü koklayan altın kafa Lugano’nun, kazanılan serbest vuruşta topu tamamlayarak rakibin ateşini düşürüşü. Bir süreliğine rafa kaldırılan yengeç dansı figürlerinin, mucidi tarafından skora un ve şekerini katıp, tekrardan hayata geçirişi. Tribünlerin küfür içermeyen görsel şovları galibiyeti getiren diğer unsurlar tabi ki.

Oysa rakip çok emindi bu sefer galip geleceklerinden. Ceplerinde taşıdıkları 2-0’lık Benfica galibiyetleri vardı. Üstelik kendilerince de totem yapmışlardı uğuruna inandıkları portakal formalarını giyerek. Ama yine tarife aynıydı. Gelenek bozulmadı ve 9’uncu sezonumuzda da misafirimizi umulanın aksine bulamadığını ikram ederek gönderdik evine. 1999’un 22 Aralık’ındaki son galibiyetlerinden kalma sararmış fotoğrafları ve anıları inanın çekmecelerinde daha çok direnecek ve ağlayacak.

 
Toplam blog
: 130
: 740
Kayıt tarihi
: 05.12.07
 
 

İlk önce şunu belirteyim; yürüme engelliyim fakat hayata pamuk ipliği ile değil, LACİVERT YÜREĞİM..