​ Asla ev yok / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '09

 
Kategori
Kitap
 

Asla ev yok

Prolog

Ursula K. Le Guin’le (ve Mülksüzler’iyle) 1990 yazında tanıştım. Şimdi adını bile anımsamadığım biri okuyordu ve ben de ondan alıp okumuştum. (İnsanlar gider, kitaplar kalır.)

Çarpıcıydı.

Öyle ki:

10 yıldır hala onu okuyageldim. Benim için yazar olarak miyadını, İngilizce olarak okuduğum metinlerdeki, bilimkurgu hakkındaki düşünceleri doldurdu.

Neden mi?

İşte o neden-ler, bu metnin anafikridir.


Log-log : 1

Söz eylemdir. Düş eylemdir. Düşünce eylemdir. Tüm bu nedenlerle, bilimkurgu (roman ve/ya deneme) yazımı, 21. Yüzyıl’ın başında çok ciddi bir eylemdir.

İyi bilimkurgu, iyi romandır, değil. Bilimkurgu, iyi romandır. James Joyce’a romancı denebiliyorsa, çoğu bilimkurgu, Ulysses’tan daha iyi romandır.

Nasıl söz üzerinde uzlaşılamıyorsa, bilimkurgu üzerinde de uzlaşılamıyor. 25 yıl önce bilimkurgu okuduğum için gülenlerin, bilmkurgu yazmaya çabalaması (ama becerememesi) beni güldürüyor.

Ara nağme:

Metinde, yapı-çerçeve bütünlüğü gözetilmeyecek. Yalnızca, söz köruçuşları denenecek.


Çapraz Yaylım

I.


Uyku, uyanıklığın karşıtı değildir. Düş, düşüncenin karşıtı değildir. Gündüzdüşü, (mistik, metafizik ve/ya dinsel) vecd, trans, (yanlışlıkla öyle denilen) uyuşturuculu zihin durumları gibi diğer olasılıklar / olanaklar mevcuttur. Bilimkurgu, kimi başka, kimi bu rotalarda seyreder.

Erkek, var değildir. Kadın, hiç mi hiç var değildir. İkisi, o nedenle birbirlerine düşmandırlar. Bilimkurgu, bu düşmanlığın dürüstçe ifade edilebileceği ender sanat dallarından birisidir ama nedense enaz ifade edildiği alanlardan biri kılınmış durumda. dürüstlük yoksa, düşünce de yok.

Ursula, erkeklere nefretini (düşmanlığını) itirafa cesaret edemiyor. Yanlış yaptığını biliyor ama nerede yanlış yaptığını göremiyor. Dişi ayı, yeryüzünde (boş) hayal kuruyor. Erkek ayı gökyüzüne gidiyor.

Bilimkurgu, ev değildir. Dünya ev-gezegen değildir. Kadın, (genetik-biyolojik-psikolojik anne ayrımları gerçekleştirildiği için) ev-rahim değildir.


II.


Erkeklerin fantazyaları kadınlarinkinden farklı mıdır? Son kırk yılın sağ yarımbeyin – sol yarımbeyin geyiklerine göre öyle. Yazara göre ise, her iki taraf da işin çok başında, nokta nokta yoluyla, imgelemin haritasını resmetmeye çabalıyor. İnsan türünün, bir milyon yılda düşü bile becerememesi ironik…

Fantazya-bilimkurgu ayrımı, ikisi için ayrı ayrı hazırlanmış ansiklopedilerde tanımlamada tıkanır kalır. Fantazya, fantastik anlamında kullanılır. Fantastik, fantazya-bilimkurgu bileşimi olarak tarife çabalanır.

Oysa, çok basit bir ayrım vardır: Bililkurgu temelde gelecekte, fantazya (temeli masal olmak üzere) geçmişte; bilimkurgu Dünya dışındaki Evren’de, fartazya, bu dünyada geçer.

Hesap ortada: İnsan olan ve olmayan ayrımı. Evrimöte, bir gün gelip bir bilim dalı kılındığında, nasıl bugün bilim olan, eskiden felsefe idiyse, bilimkurgunun konusu insanöte olmayacak. O zaman, fantazya-bilimkurgu ayrımı ortadan kalkıp birleşecekler (ki bunu her iki taraftan da gerçekten isteyenler var).

Ursula, kıyıdan ayrılmayan sandal olarak, ikisi arasındaki dar bölgedin emin sularında seyrediyor.


Hedef Gözeterek Atış

I.


Ursula, başarıya sığınıyor… (Susan Sontag da öyle…) Oysa; ne Sylvia Plath, ne de Diane Arbus, buna tenezzül etmedi. Öldüler. (İkisi de intihar etti.)

Ölmek yeni bir şey değil, yaşamak da yeni bir şey değil fakat…

Yesenin gitti. Kalmalıydı, diyen Mayakovski de öyle…

Yazar, başarıya karşı değil. Karşı olduğu, intihar edilecek yerde başarıya kaçmak (diyelim Szabo’nun Mephisto’su gibi). Yazarın kendisi, kırkı yıllık devr-i sülümancıkta enaz on kez intihar durumunda bırakılıp da yaşadığı için kezlerce utanç duymuştur.

Tamam, kullanılmış iki atom bombasından dolayı özür dileyen belki de biricik ABD’li yazar Ursula’dır. Yine de o, başarılı anne, başarılı baba ve başarılı bir kocanın konformizminde seyretmiş. O nedenle kalkıp çocuklar için fantazya yazabiliyor. Ölüme ve (kendi imlasıyla) Acı’ya uzak kalıyor… Öyle bir yüzyılda yaşadık ki o herkesin aşağıladığı TC’li çocuk kitabı yazarı Kemalettin Tuğcu, Ursula’nın yanında daha (iki anlamıyla da) metin kalıyor.


II.


Geleceğin arkeolojisi, patenti Ursula’ya ait, tam da bilimkurgu romana uygun bir kavramdır. Yazarın yaptığı, olası geleceklerden birini (zihninde ve kağıt üzerinde) yaratmaktır.

Hata, ‘Daima Eve Dönüş’teki geleceğin antropolojik ve matriyarkal oluşundadır. Ursula için gelecek, kadın-eve dönüştür. Tüm zamanı ve mekanı kaçılamaz bir rahim kılar. Yine de, kadını mazlum gösterir.

Mazlum yok. Masum yok. Muaf yok. Kafka: Gönüllü zorunlu-luk var. Ölüm ile yaşam, etik ile estetik arasında bir seçim sözkonusu değil.

Yazarsın ve ölürsün. Ölürsün ve olursun. Gibi yapmazsın.

Gerçek gelecek ölüdür. Yazmak, onu hümanist-antropomorfik faşizmden kurtarıp yolu boş kılmaktır.


Log-log : 2

hep yanlış anlaşılır. En umulabilecek budur. (Milan Kundera evirmesi.)

Söz ölümsüzdür. Yazar ölümlüdür. Söz, yazarı (er geç) terkeder.

Bilimkurgunun sözü, geleceğe ilişkindir. O nedenle, ikilemsel görünse de, gerçekte var olmamasına karşın, ölümsüzdür; çünkü yazarın ölümünün sonrasına izdüşer.


Alıntılar ve Yorumlar

I.


Alıntı (S: 17):

Ben Yerdeniz’i icat değil, keşif ettim.

Yorum:

Yanlış. Enazından Tehanu’yu, arketipsel ya da başka bir deyişle tümdengelimsel yazdığı kesin… Menopozunu geçmiş bir kadının, anozunu geçmiş bakir erkeğin bekaretini bozması… Bu arketipsel değilse, ne arketipseldir?


II.


Alıntı (S: 20):

‘Ged’ birşeye tekabül etmez.

Yorum:

‘Ged’, ‘god’ ile değil, ‘Ger-’ ve ‘ped-’ ile ilintilidir. ‘Yaşlı-çocuk’ anlamına gelir. U. K. Le G., hep büyümeyen erkek çocukların masalını anlatır büyüklere…

Düş, kolay kolay düşünceleştirilemez. Bilimkurgu (ve/ya fantazya) kolay kolay fütürolojileştirilemez.

Bir bilimkurgu yazarı, neden (var) olmayan ülkelerin haritalarını çizer? (Herbert olsun, Kroeber olsun.) Var olan ülkeler, yazınsal (ve düşüncesel) açıdan bir işe yaramadığından dolayı.

Denmeye ki: Bilimkurgu bir kaçış edebiyatıdır. Denmeye ki: Delilik kaçıştır. Peki o zaman, bunca bin yıldan sonra, onlardan neden hala medet umuluyor?


Öfke ve Tiksinti

Empatimi en çok ketleyen, bu iki duyugudur.

20. Yüzyıl bitti. Bu yüzyıl bilimkurgu yüzyılıydı. Bilimse, muazzam bir bilgi artışı getirdi.

Yine de:

Daha yüzyılın başında, üç dev, Einstein, Planck ve Heisenberg, bilimsel / bilişsel (: informatik) / bilisel (: kognitif) paradigmatik duvarlar yarattılar. Bilimciler, şimdi o duvarlara çarpıp duruyor.

Bilimkurgucular da klişeleriyle yazınsal duvarlar yarattı: İnsan türünün Evren’deki yeri, başka zeki canlılar, vd… Onlardan umulacak olan yol açmalarıydı, tıkamaları değil… Başustalardan Clarke’ın şimdi yazdıklarına bakın: Nefret edilecek metinler. Ursula’nın Tehanu’suna bakın, yapılan iş yalnızca önceki trilojiyi katletmek. Ne uğruna: Ursula’nın menopozlu hisleri uğruna…


Epilog

Bu yılın başından beridir, otuz yıldır taptığım tüm yazarların aleyhinde görünen metinler yazmaktayım. Ursula da bunlara dahil oldu, ne yazık ki...

Ma, eksi uzayzamandır ve sonsuz yıkımdır. Zihnin burabuanda gereksindiği boşluktur: İpoteksiz bir gelecek. Üzücü bir gerçek ama sıradan yazarlardan çok, yolu ustalar tıkar. Yapılacak tek iş, putları kırmaktır. Acınız, sizi boğsa bile…

Mülk yoktu hani? Oysa ulu anamız şimdi, entellektüel mülkünde yayılmakta… Kendini fesh yoksa, başkası tarafından tasfiye olur…

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..