- Kategori
- Haber
Aslan Mustafa'm amman...

KASTANYET ENSTRÜMANI
Bu güne kadar gerek iş gerekse gezme amacıyla çıktığım tüm seyahatlerimde, fotoğraf makinem hep boynumda asılı oldu. En büyük zevkim, gittiğim yerlerde olabildiğince çok fotoğraf çekmektir. Bu güne kadar harcadığım film paraları ile ev alınırdı vallaha… Şimdi <ı>“Dijital makineler” ı>çıktı da masraf düştü…
Fotoğraf çekme zevkimin ötesinde, iki dayanılmaz tutkum daha vardır. Birincisi, gittiğim yörenin <ı>“Mutlaka görülmesi gereken”ı> yerini ne yapıp edip görmek. Hatta bu uğurda dönüşümü bile ertelediğim olur. İkincisi ise, gittiği yeri hatırlatacak, yöreye özgü her hangi bir şeyi almak.
Yine böyle bir geziyi İspanya’ya yapmıştım…
Rehberimize <ı>“Arkadaş, burada görülmese olmaz denilebilecek yer neresi” ı>diye sorduğumda <ı>“Abi… Barnebau stadını mutlaka görmelisin” ı>dedi…
Doğrusu şaşırdım. Her yerde stat var bunun özelliği ne ki? Ama gittim… Stadın içine girdiğimde ağzım açık kaldı. Böyle bir statta maça çıkacak misafir takım, hele bir de tribünler dolu olursa kesin baştan bir farklı yenilgi ile maça başlamış olurlar.
Stattan çıktıktan bir süre sonra kendime dikkat ettim ki ağzım daha açık vaziyette geziyordum.
Ağzımı bir güzel kapattığıma emin olduktan sonra tekrar sordum…
<ı>“Rehber kardeş… Şimdi ben öyle bir şey almalıyım ki, bana İspanya’yı hatırlatsın” ı>dedim. Rehber de beni aldı bir dükkâna soktu. Satıcı ile bir şeyler konuştuktan sonra satıcı raftan bir kutu aldı içinde dört parça tahta çıktı. Meraklandım doğrusu, rehberimize <ı>“Bu ne” ı>dedim. Satıcı sanırım hissetti ki, tahta parçalarının ucundaki iplere parmaklarını geçirdi ve başladı tıkırdatmaya…
<ı>“Ya kardeşim”ı> dedim rehbere <ı>“Bu bizim zil’in tahtadan yapılmışı, ne var bunda özellik” ı>diye sordum…
Efendim adı <ı>“Kastanyet” ı>imiş. Ellere takılır o meşhur İspanyol dansı oynanırken tıkırdatılırmış… Yahu… Bizde bunun alası var, hem de sarı pirinç malzemeden dökmesi olursa, deyme keyfine… Boşuna mı <ı>“Zilli” ı>derler, oryantal dansların vazgeçilmezi hem de…
Ama aldım, hem de iki ayrı modelini…
Bu gün aklıma düştü birden. Evin içinde aramaya başladım <ı>“Ortalığı dağıtma haaa…” ı>uyarılarını da dikkate alarak.
Sonunda buldum. Taktım elime satıcı adamın tarif ettiğinden aklımda kalanı kadarıyla, başladım şıkırdatmaya… Ve bir taraftan da bizim müziğimize uydurarak.
<ı>Kenardan Geçeyim (Aman Aman)
ı><ı>Yol Sizin Olsun (Bir Danem Aman)
ı><ı>Ağular İçeyim (Aman Aman)
ı><ı>Bal Sizin Olsun (Bir Danem Aman) ı>
<ı>ı>
<ı>Amanın Gel Gel Aslan Mustafam Gel
ı><ı>Haydi Gel Gel Garip Başlı Yarim Gelı>
Şıkıdıkı şıkıdık… Şıkıdıkı şıkıdık vay…
Vallaha öyle bir keyifli oluyor ki… Şayet <ı>“Kastanyet”ı>iniz yoksa kendinize bir <ı>“Dökme pirinç zil”ı> başlayın oynamaya… Onu da bulamazsanız, evdeki tahta kaşıklara sarılın. O da olmazsa, demir kaşıklar bile olur…
<ı>Kekliği Düz Ovada Avlayalım
ı><ı>Kanadını Çam Dalına Bağlayalımı>
<ı>ı>
Şıkıdıkı şıkıdık… Şıkıdıkı şıkıdık vay…
Oh be… Rahatlıyorum vallaha…
<ı>Fidayda da Ankaralım fidayda
ı><ı>Beşyüz altın yedirdim bir ayda
ı><ı>Gitti de gelmedi ne fayda
ı><ı>Başını da yesin bu sevda…ı>
<ı>ı>
Şıkıdıkı şıkıdık… Şıkıdıkı şıkıdık vay…
Tam ben <ı>“Fidayda” ı>da oynamaya devam ediyordum ki bir uyarı aldım.
<ı>“Abi… Fidayda da kaşık olmaz…” ı>dediler…
Olmasın babaaaa… Şimdi <ı>“Fidayda” ı>oyununda kaşık enstrümanı yok diye Sayın Başbakanımızın gönlünü mü kıralım.
<ı>Fidayda da Ankaralım fidayda
ı><ı>Beşyüz altın yedirdim bir ayda
ı><ı>Gitti de gelmedi ne fayda
ı><ı>Başını da yesin bu sevda…ı>
<ı>ı>
Şıkıdıkı şıkıdık… Şıkıdıkı şıkıdık vay…
Çok güzel oluyor…
İnsan rahatlıyor…
Hay sen sağ olasın Sayın Başbakanım <ı>“AKP’ye kapatma davası açıldı diye zil takıp oynayanlar var” ı>demeseydi aklıma gelmezi ta bir zamanlar İspanya’dan aldığım <ı>“Kastanyet” ı>aletini elime takıp da oynamak ve rahatlamak.
Oh… Oh… Şıkıdıkı şıkıdık… Şıkıdıkı şıkıdık vay…
<ı>19 MART 2008ı>