- Kategori
- Deneme
Atatürk Kemalist miydi ?

Başlığa bakan ne saçma bir soru diyecek ama, bir yandan da düşünmeye başlayacaktır .. Okuyucunun normalde aklına gelen ilk şey , yahu yazar acaba böyle saçma sapan, soyut bir soruyu acaba niçin sordu ki, diye düşünmesidir.
Şimdi hep beraber düşünelim bir ismin macerasını :
Mustafa :
1881 yılında Selanik’de doğan Atatürk' e “Mustafa” adını annesi (Zübeyde Hanım)ile babası (Ali Rıza Efendi) vermiştir . Babasının ölümünden sonra, Selanik yakınlarındaki dayısının çiftliğindeki tarlalarda koşturan, karga kovalayan bir çocuktu. Ama o sıralarda bile Selanik ve çevresinde neler döndüğünü, Türk , Osmanlı gücünün nasıl çetelerin elinde rezil olduğunu görüyordu.
Kemal :
Annesi onu iyi bir öngörüyle Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydetti. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'yesine geçti. Selanik Askeri Rüştiyesi'nde, oldukça başarılı olan Atatürk , Sınıf Başkanıydı ve üstün zekâsıyla matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’nin de dikkatini çekiyordu. Genç öğrencisinin yeteneklerinden oldukça etkilenen Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi onu benzersiz kılmak için adına “Bilgi ve erdem bakımından olgunluk ve eksiksizlik” anlamına gelen Kemal ismini ekledi. Genç Mustafa, o günden sonra Mustafa Kemal olmuştu.
Başkomutan , Mareşal ve Gazi:
Sakarya Meydan Savaşı öncesinde Mustafa Kemal’e, Millet Meclisi, 5 Ağustos 1921'de ”Başkomutanlık” ünvanını verdi. Savaşın, 13 Eylül’de kazanılmasının ardından , 19 Eylül 1921 Mustafa Kemal’e Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce “Mareşallik” rütbesi ve “Gazi” sanı verildi. Bu sanlar ömrü boyunca ve her zaman Atatürk’ün adına bağlı olarak kullanılmıştır. “Gazi Mustafa Kemal..” Bunu Atatürk şöyle ifade ediyor:
“Baylar, bir başka görevim de, ordu içinde savaşan birliklerin arasında savaşa girmek ve savaşı kendim yönetmekti. Bunu da, gücümün yettiği ölçüde, dahası, bir kaza sonucu olarak sol kaburga kemiklerimden birinin kırılmış olmasına bakmadan elimden geldiğince yapmaya bütün varlığımla çalıştığımı sanırım. Sakarya Savaşının sonuna değin askeri bir aşamam yoktu. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisince bana "Mareşal" aşamasıyla "Gazi" sanı verildi. Osmanlı devletince verilen aşamayı yine o devletin almış olduğunu biliyorsunuz.”
Atatürk :
21 Haziran 1934'te çıkarılan 2525 sayılı Soyadı Kanunu ile her vatandaşın öz adından başka bir de, soyadı taşıması zorunlu kılındı. TBMM'de İsmet Paşa ve arkadaşlarının verdiği bir kanun teklifiyle Mustafa Kemal Paşa'ya "ATATÜRK" soyadı verilmesi istendi. Tek maddelik kanun teklifi oybirliğiyle kabul edildi.
24 Kasım 1934 yılında 2258 Sayılı Kanunla, TBMM Türk milletinin bir şükran ifadesi olarak, Gazi Mustafa Kemal Paşaya “Atatürk” soyadını verdi
Yeni alfabenin kabulünden sonra yenilenmiş nüfus cüzdanlarından "993.814-B seri ve 51 sıra numaralı" cüzdanda adı: Kemal, soyadı Atatürk’tür.
Bu anlatılanlardan ne ders çıkıyor. Görüyorsunuz, insan kendi ününü sanını kendi kazanır ama bu adı, sanı ona yakıştıranlar çoğunlukla başkaları oluyor. Ne “Kemal”i, “ne “Gazi”yi, ne de “Atatürk” ismini o kendi kendisine vermedi.. Tarih ona yakıştırdı.
Şimdi o, “Atatürk”, değildi , “Mustafa Kemal”di demek ne kadar doğruysa..Onu yanlış yorumlayıp “Biz Mustafa Kemal”ci olmalıyız; veya “Atatürkçü” olmalıyız demek de saçmadır. Bu gibi ikilemler kendi aklımızın uydurduğu ikilemlerdir , yoksa tarihi gerçekler değil.
O
“Mustafa idi ..”
“Mustafa Kemal” oldu..
“Gazi Mustafa Kemal “ oldu..
“Başkomutan Mustafa Kemal” oldu
“Mareşal Mustafa Kemal” oldu.
“Atatürk” oldu.
“Başöğretmen “oldu..
“Kemal Atatürk” oldu.
Türk halkı onun bu sanlarından, adlarından hiç birini reddetmez ve yerine gelince doğru dürüst kullanır..
Önemli olan Atatürk’ün yaptıklarını ve yapmak istediklerini doğru yorumlamaktır Ve gününün gerçeklerine göre yorumlamaktır.. Yoksa köprülerin altından çok sular aktı; bunu herkes biliyor.