​ Atatürk’ü anlamak / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
 

Atatürk’ü anlamak

Atatürk’ü anlamak

"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir." Atatürk bu veciz sözünü söylerken; kendisinin ve düşüncelerinin doğru anlaşılması kaygısını ifade etmiş, "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır." sözüyle fikirlerini ve örnek yaşamını doğru anlaşılarak, milletin geleceğine ışık olmasını murat etmiştir.

Hem düşünmüş ve fikir üretmiş, hem yaşamına düşündüklerini uygulayarak doğru örnek olmayı amaçlamıştır. Kendisinden sonra kendisinin ikonlaştırılmasından ve simgeleştirilerek dondurulmasından kaygılanmıştır. Bu kaygısını muhtelif sözleriyle açıkça belirtmiştir. Kendisinden sonra birçok düşüncesi onun çok sevdiği milletinden saklanmış, milletinin kendisine olan sevgisini tüm gerçekliği ile doğru bilgilere dayanması için çok çaba sarf ettiği bu ve benzer veciz sözlerinden anlaşılıyor.

Ancak bu günden geriye bakıldığında kendisinin milleti tarafından doğru anlaşılıp, düşüncelerinin gerçek yönleri ile millete mal olması kaygısı içinde olması, yerinde bir kaygı olduğunu görüyoruz.

Bu gün devlet anlayışı ve devlet adamı kişiliği ile Atatürk’ün devlet anlayışı ve devlet adamı anlayışı arasından bir benzerlik kurabilmek mümkün mü?

Atatürk’ün saklanan düşünceleri, gizlenen davranışları;

-Ankara’da bir müzenin açılışı yapılacaktır. Çankaya köşkünün önünde devlet erkanı Atatürk’ü beklemektedir. Oysa Atatürk köşkün arka kapısından çıkıp protokolü atlatarak müzenin önüne gelir. Müzenin kapısını bekleyen görevliye kendini tanıtır "Ben Atatürk’üm müzeye gireceğim." der.

Görevli kişi; "Yasak beyim kim olursan ol yasak." diye diretir. Atatürk tekrar söylese ve kendisini tanıtırsada görevli izin vermez.

Atatürk kapıya yakın duran banka oturur ve beklemeye başlar. Büyük bir gürültü içinde müzenin önüne gelen devlet erkanı ve diğer görevliler, Atatürk’ü görünce hemen görevliyi tartaklamaya başlarlar. Atatürk müdahale ederek "Durun efendiler, bu memleket bu görevli gibi vazifesine sadık devlet görevlilerinin sayısı kadar güçlü ve adil olacaktır." diyerek erkanı şaşkına çevirmiştir.

Bu memleketin; Atatürk’ün bu örnek devlet adamlığı davranışını anlamış, devlet yetkisi kullanan görevlilileri yok. Bu yüzden hukuk devleti olamıyor ve devlet adil olamıyor.

Milletten saklanan gerçekler;

Sırası gelmişken, Atatürk; ölmeden on beş gün önce bakanları toplayarak, bir açıklama yapacağını ve bu açıklamanın tüm yerli yabancı basına ulaştırılmasını istemiştir. Bu açıklama çok sevdiği milletine hatta insanlığa bir vasiyet niteliğindedir. Bu açıklama metni neden Türk tarih kurumunun kasasında saklanıp millette gizleniyor?

Bu gün ülkenin kaderini elinde tutan Atatürk’ü anlamamış Atatürkçüler; ellerindeki devlet yetkisini, Atatürk’ün çok sevdiği milletine karşı zulüm gücü olarak kullanmaları, Atatürk’ün kendisinin doğru anlaşılamama kaygısını haklı çıkarmaktadır.

Cumhuriyeti kollamak için mi?

Devletin önemli makamlarında görev alan zevatın cumhuriyeti korumak adına, devlet yetkisini meri hukukun dışında illegal faaliyetler içinde olmalarını Atatürkçülüğün hangi ilkesiyle açıklayabiliriz. Üstelik bu zevat kendilerini en Atatürkçü göstererek, 20 bin faili meçhul cinayeti ne adına işlediler? Milleti hiç görerek, cumhuriyet ve Atatürk’ün ‘eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyetini emanet ettiği çok sevdiği milletini düşman gören zihniyeti Atatürkçülükle nasıl bağdaştırabileceğiz? Devletin kendisine verdiği görevlerdeki yetki ve gücü bu görev bittikten sonra kendi çıkarı ve saplantıları için kullanan bu sapkınları, devlet neden başıboş bırakıyor? Yasaları, Anayasayı kenara itip kendisinde hukukun üstünde yetki ve sorumluluk görenler çıkabiliyorsa, bu ülkede hukukun varlığından ve Atatürkçülükten söz etmek mümkün olur mu?

 
Toplam blog
: 191
: 540
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..