Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

05 Ocak '16

 
Kategori
Güncel
 

Atatürkçü'ler neden "güçlü Türkiye" istemiyor?

Atatürkçü'ler neden "güçlü Türkiye" istemiyor?
 

internetten alınmıştır


Türkiyedeki sağ- muhafazakar düşüncenin bir ayağını da, tarihe de referans vererek, yeniden güçlü ve "Büyük Türkiye" yaratmak ideali oluşturur.

Bu ideal, hem İslamcı düşüncede hem de bir ölçüde milliyetçi akımlarda daima olagelmiştir. Bunun temelinde elbette, son yüzyılda düştüğümüz hezimetlere karşı yeniden diriliş duygusu hakim olmuştur.

Bu duygunun eseri olan "Yeniden Büyük Türkiye" ideali, Sağ-Muhafazakar siyasi liderlerin hemen hemen tamamının başat söylemlerinden biri olmuştur; Menderes', Demirel, Türkeş, Erbakan, Özal ve nihayet Tayyip Erdoğan... Bu liderlerin hepsi bir ölçüde tarihe refaranslı "Büyük Türkiye" idealini benimsemiş siyasilerdi.

Belki hepsi aynı iman ve inançla bunu dillendirmiyordu... Bazıları için belki sadece oy getirecek siyasi bir söylemdi ama hemen hepsinde Yeniden Büyük Türkiye inancı vardı. Örneğin, başlangıçta "barajlar kralı" olan Süleyman Demirel'in 'Böyük Türkiye' sözü zamanla aşındı ve siyasi hayatının sonlarına doğru da tamamen dilinden düştü.

Buna karşılık Merhum Özal, Rahmetli Erbakan gibi muhafazakar siyasiler bu ideali daima hedef olarak gördüler ve siyasi çabalarını hep bu yönde yoğunlaştırdılar. Türkiyenin ekonomik kalkınması için büyük gayretler sarfettiler.

Tayyip Erdoğan liderliğinde başlayan son 15 seninin nasıl geçtiğini ve tarihe yaslanan bir gelecek inşa etmek için ekonomide, siyasette ne tür çabalar sarfedildiğini yazmayacağım bile... Asgari insaf sahibi olanlar bunu görüyor, yaşıyor... Olmayanlara da ne söylesinez fayda etmiyor zaten...

Benim asıl söylemek istediğim Türkiyedeki Atatürkçü, Kemalist; sol-sosyalist siyasilerin hiç bir zaman güçlü ve Büyük Türkiye ideali beslememiş olmaları... Gerek Sol siyasetin amiral gemesi CHP gerekse bundan türeyen filika partiler, hiç bir şekilde Büyük Türkiye lafı etmediler, etmiyorlar...

Belki ideolojileri gereği tarihe refarans etmeseler bile, Türkiyenin günümüzün büyük devletlerinden olması, bölgesinde kendi politikalarını yürütecek güce ulaşması  bu siyasi akımı hemen hemen hiç ilgilendirmedi, ilgilendirmiyor.

Hiç ilgilendirmedi, derken "Atatürk'ün gösterdiği çağdaş ülkeler seviyesine çıkmak" jargonunu unutmuş değilim... Ne var ki, bu söylem bile, "Atatürkçü siyaset"in retorikten öteye geçemeyen ütopyasından başka bir şey değildi.

Sanki "Atatürkçü solcu"lar Türkiyenin yeniden büyük bir devlet, güçlü bir ülke olmasını "Kemalist akide"ye aykırı olacakmış gibi düşündüler. Dahası, Türkiye'ye Atatürk'ün yaptıklarından daha fazlasını yapmanın Atatürk'e ihanet olacağına inandılar.

Bu yüzden, eskisi kadar olmasa da hala "demirağlarla ördük anayurdu bir baştan" şarkısını söylerken gözleri yaşarıyor... Oysa, Türkiye duble yollarlarla, otobanlarla, metrolarlarla, hızlı trenlerle, havaalanlarıyla örülüyor bugün... Ancak, bu zihniyet bütün bunların olmadığını, aslında Türkiye'nin Ata'nın Türkiyesinin gerisinde olduğunu söyleyebiliyor... Hem de büyük bir imanla!

Bu nedenle bunu onlarla tartışamıyorsunuz... Çünkü bunu bir "inanç akidesi" olarak görüyorlar. Dediğim gibi, Türkiyenin daha güçlü ve sağ siyasetin söylemiyle "Yeniden Büyük Türkiye" olduğunu kabul ederlerse "dinlerine" ihanet etmiş olacaklarını düşünüyor gibiler.

Bu durum belki de sadece Türkiye'ye mahsus bir "hastalığı" ifade ediyor... Hastalık, demem bu zihniyet mensuplarını refüze etmek için değil... Eğer bu arkadaşlar kendilerini çok pozitivist, çok realist gibi sunmasalardı, "dini inançlar doğmatiktir,saygı duymak gerek", der geçerdim... Onlar bunun bir din olmadığını kendilerinin de son derece "bilimci, akılcı" olduklarını iddia ettikleri için "hastalık" diyorum.

İşin en acı yanı da bu "marazi hal" insanlardaki "maya"yı da bozuyor. O kadar ki, Türkiye'nin güç kazanmaması için Türkiye'yi bölmeyi hedefleyen HDP'ye oy vermeyi geçtik, Rusya gibi bölgenin başka "güç"leri karşısında dik duran kendi devletlerini suçluyorlar. Senin ne haddine Rus uçağını düşürmek gibi söylemlerle...

Rus Putin, bu marazlı psikolojiyi çözdüğü için, Türkiye Hükumetini "Atatürk'ün izinden sapmakla, ülkeyi giderek İslamlaştırmakla" suçlayabiliyor. 

Yıllarca Türkiye'de KGB ajanlığı yapan Putin'in bu ziniyeti iyi bilidiğine, iyi çözümlediğine hiç şüphe yok... Bunların damarına nerden basacağını ve dolayısıyla Türkiye'yi nereden güçsüz bırakabileceğini iyi hesap etmiş... Bunun için oyununu "Atatürkçü"ler üzerinden oynuyor Rus Putin!...

Bu zihniyetin elinde bir imparatorluk parçalanmıştı... Bugün de Türkiyenin "yumuşak karnı" olmaya devam ediyor bu zihniyet... Eğer, Türkiye ellerine geçse ne olacağı malum... Bu halk bunu bildiği için ülkenin dümenini bunlara vermiyor.

Vatan, millet, tarih, din gibi yüce kavramlara uzak duran, vatana, millete ihanet gibi yaklaşımlara müstehzi bakan bu hastalıklı zihniyet asla değişmeyecek... Her hastalık gibi bu hastalık da bunları zaman içerisinde tüketecek...

Ve Türkiye'nin geleceğinde bu zihniyet asla olmayacak!

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara