​ Atik Ali Paşa’mı yitirdim. / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Atik Ali Paşa’mı yitirdim.

Atik Ali Paşa’mı yitirdim.
 

Atik Ali Paşa Camii, resim int. Alıntı.


Ben ki onu yıllarca yanımda gezdirdim.

Kimdir nedir deyu hiç merak eylemedim; ta ki ondan ayrılana dek…

Ayrılığı ben istemedim; bizi kimlerin ayırdığını da bilemedim.

Polis memuru söylediğinde çok şaşırdım. Emniyette elim ayağım boşandı. Şimdi ne yapacaktım? “Atik Ali Paşa” ve ben diye bir şey yoktu artık.

Kimliğim geçersizdi; geçersiz kimlikle biyonik pasaport alamazdım.

Parmak izi işlemi dâhil her türlü işlem tamamlanmıştı.

447 TL vezneye yatmış; elimde üç beş kuruşum kalmıştı.

“Gidin önce yeni kimlik çıkarın gelin; baba kütüğünüzde adres değişikliği yapılmış”

“Valla ben bir şey yapmadım Memur Bey; dedem, babam ve ben yıllardır hep aynı kütük adresinde kayıtlıyız. İstanbul/Fatih/Atik Ali Paşa mahallesindeydik; ne oldu anlamadım. Kim değiştirdi; hadi değiştirdiler diyelim neden kimse bana haber vermedi. N’olcak şimdi?”

“ En yakın nüfus dairesi Çankaya’da hemen oraya gidin size yeni adresli kimliği verirler”

Bu gün bu işi halletmem gerekir hırsıyla yollara düştüm.

Kan ter içinde vardığım nüfus dairesindeki genç görevli darmadağın halimi görünce sakinleşmemi önerdi. Elimdeki BİYOMETRİK resimlerin bir fotoğrafçı tarafından küçültülmesi gerektiğini de ilave edince;  dizlerimin bağı çözüldü. Çok az vaktim kalmıştı. Yarım saat içinde yeniden pasaport dairesinde olmalıydım. Yoksa bu iş yarına kalacaktı.

Ne olurdu sanki? Yarına kalsa ne olurdu?

Bunca telaş heyecan başka biri olsa ikna etmeye çalışırdım ama kendine söz geçiremeyince; çaresiz kalıyor insan…

Evet, yarışı kazandım. Yarım saat içinde yepyeni bir Ali’yle (kimlikle) tekrar polisin karşına dikildim. Tüm evrakları kendisine teslim -eder etmezden- sonrasını hayal meyal hatırlıyorum. Fena olmuşum.

Allah razı olsun Memur Bey ilgilendi; düşen tansiyon: Ayağa kalktı, bir bardak su içince kendini toparladı.

Bir hafta sonra BİYOPASAPORTUMA kavuşacağımı bana müjdelediler.

Dışarı çıktığımda uzun bir süre Konak meydanının banklarından birine oturdum. Metroya binebilmek için güç topladım. Kendime verdim veriştirdim. Tez canlı oluşuma değildi tepkim; biliyorum bu konuda hiç bir şey değişmeyecekti. Böyle gelmiş böyle gidecekti.

Huylu huyundan vazgeçer miydi?

İlgisizliğime kızıyordum. Kimdi neydi bu Atik Ali Paşa? Merak edip araştırmamıştım.

Kaybedince kıymete bindi hatta kendimi suçlu hissettim.

Nerden bilebilirdim ilklerin paşası olduğunu…

24. İlk Hadım Sadrazam Atik Ali Paşa’mız (1506-1511) Asi Şahkulu’na karşı savaşırken ilk olarak kendisi şehit düşmüş. Çemberlitaş/ Atik Ali Paşa Camisindeki mezarının yeri tam olarak bilinmiyormuş.

Kimliğimden “Atik Ali” Adı silindi; yerine “DERVİŞALİ”Yazıldı.

Dervişali mahallesi…

Rabbim: Bir Ali’yi aldı; diğer Ali’yi verdi.

Derhal; kimdir bu “zatı muhterem” dedim ve araştırdım.

19.Yüzyılda yaşamış; sade duru bir dille aşklarını dile getirmiş; Alevi Ozanı, sosyal, din, kişisel eleştiriler dışında doğa aşığı…

“Derviş Alim derki koyman hayını

Herkes beğenmiştir kendi huyunu

Dibi delik kaba hakkın suyunu

Taşıyıp yorulma dolduramazsın”

23 Mart 2012 Cuma

Alev Meisel/İzmir

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..