Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '17

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
382
 

Attila İlhan Gerçekten Büyük Bir Şair mi? İdeoloji, Slogan ve Sado-mazoşizm

Deneme, senaryo, roman, gezi yazısı gibi birçok farklı edebi alanda  eser vermiş Attila İlhan’ın kitleler tarafından  şair  olarak  tanınmasında büyük pay sahibi  olan  Ben Sana Mecburum kitabı  aşk, yalnızlık,  siyasi  fikirler,   tarih  gibi  birçok  farklı  temada  şiirler barındırıyor. Bu kitapta da diğer şiirlerindeki kıyıcı ve kavgacı üslubu tüm vuruculuğuyla yapıtlarını  etkisi  altına almış. Edebiyat  düşünürleri  tarafından  pek de takdir  edilmeyen poetikası, gücünü ve genel okuyucu kitleleri arasındaki etkisini kolay akılda kalan, slogansı vuruculuğundan alıyor. Serüvencilik ve hikaye  anlatma  şiir  tekniğinde etkili.  Aynı  zamanda birçok  film  ve televizyon  dizisinde   imzası  bulunan   İlhan’  ın  senarist  yönü,  kurduğu sahnelerle şiirine güç ve görsellik katıyor. Onun şiirleri siyasi yahut özel hayatıyla ilgili olsun, okuyucuya   sert bir  polisiyenin  içinde  natüralist   öğelerle   bezeli,  duyguların  çok yoğun yaşandığı, acımasız ve karanlık, üçüncü sayfa  haberi  gerçekçiliğinde  bir tablo  çiziyor.  Bu kitaptaki şiirlerini aşk, sol siyasi  mücadelesinin  sürgünleri,  güçlükleri, Kurtuluş  Savaşı  ve Mustafa  Kemal  ana izleklerinden  okumak  genel  bir  yorumda  bulunmak   için  en uygunu.

Aşk kitabın  en güçlü  izleği  denebilir.   Aşk temalı  şiirlerinde   genelde  sevgiliye   hitap  var. Başına gelenleri  hikaye  edişini  sevgiliye  hitap  ederek okuyucuya  anlatma  tekniğini  kullanıyor  yazar.  Kitaba  adını  veren  Ben Sana Mecburum şiirinde  çok yoğun  bir  anlatımdan söz edilebilir.Şair,  “tutsak  ustura  ağzında  yaşamaktan”  ( Behramoğlu  ,Ataol,  Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi, 50 ) dizesinden algıladığımız gibi  sürgün günlerinde  sevgiliye ayrılığın güçlüğünden bahsediyor. “adını mıh gibi aklımda tutuyorum…,sevmek  kimi  zaman  rezilce   korkuludur   / insan  bir  akşam ansızın  yorulur”  (Behramoğlu,    50 ) örneğindeki  vurucu söyleyişlerle dizelerini insanın aklına  mıh  gibi  çakıyor.  Burada  geçen tüm şiirlerinde olduğu gibi İstanbul fonda eski görkemini yitirmiş,yorgun bir biçimde okuyucuya  aktarılıyor.“ fatih’te yoksul bir gramafon çalıyor “ ( Behramoğlu, 50 ) gibi. Ümit Yaşar’ ın “Bir Sosyal Realizm’ dir tutturmuş gidiyor” (İlhan, Atilla, Korkunun Krallığı, 133) diye eleştirdiği toplumcu gerçekçiliğini İstanbul  üzerinden  aktarıyor.


Kitap,  yazarın  çalkantılı  ve serüvenci  siyasi  hayatında   bulunduğu  farklı  ülke ve  şehirlerin fonunda akmaya devam ediyor Yanlış Yaşamak şiirinde  olduğu  gibi.  “yanılmış  bir kapıyım  simsiyah,   kendi  üstüme  kapanıyorum,   seni Paris’  te kaybettim…,ağzımda  bozuk  bir pil tadı…, bak ne ben leipzig’ deyim, ne de sen istanbul’ da” (Behramoğlu, 51) gibi dizelerle serüvenci  metaforlarına  devam ediyor.  “ayınyirmi  dördünde  nairobi’  de ol, ilk  yağmurlarla birlikte geleceğim” (İlhan, Attila, Ben Sana Mecburum, 6 )” .Kimi zaman kıta  da değiştirsede dönüp dolaşıp  hep İstanbul’   a geliyor,   hep İstanbul  kazanıyor:  “ulan   yine  senkazandın İstanbul” (İlhan,Ben Sana Mecburum,11) ya da “sen, istinye’ de bekle ben buradayım” (İlhan,  BenSana Mecburum, 27) gibi. Yazarın kaçak günlerinde Fransız şiirini incelediği veFransızca öğrendiği Paris günlerini ve yine kaçak olarak geçirdiği İzmir dönemini tüm yabancılığı ve yalnızlığı ile görmek mümkün : “ şüpheli  oteller  üzerine  geriniyor,”(  İlhan,  Ben Sana  Mecburum,  13), “izmir’  in  yabancısıyım  ahmed  korkuyorum”   ( İlhan,  Ben Sana Mecburum 11 ) ya da Tension A Smyrne, Lady from Smyrn şiirlerinin tümünde olduğu  gibi  ve de  Nerval’ den ve Aragon’ dan yaptığı alıntılardaki gibi. Budapeşte ve Cezayir  de şairin  şiirdurakları arasında. “No Pasaran” ( İlhan, Ben Sana Mecburum, 34) şiirinde sol kültürün bu meşhur sloganını kullanarak okuyucuyu İspanya İç Savaşı’ na götürüyor. Cezayir Mektubu şiirinde ise ilginç bir yola baş vurarak yenik bir S.S. Subayı ağzından II. Dünya Savaşı’ nın yıkıcılığını  aktarıyor.Kurtuluş Savaşı’ nı aktardığı şiirleri de yazarın mücadele  ekseninde  akan hikayesine Türkiye  tarihinden  yapraklar  ekliyor.  Hürriyet  ve İstiklal Benim  Karakterimdir şiirinde,  “belki mütareke yıllarında İstanbul’ da / belki Barselon’ da savaş sonrası” ( İlhan, 39 ) dizelerinde görülen ileride genişletip derinleştiriceği ve çok tartışma yaratacak  Kemalist-  sosyalist ideolojisinin  izleri  görülüyor.   ‘‘demiş ki mustafa  kemal  ‘… memleket   demiş  asrî medenî  ve müreffeh  olacaktır  / behemehal  bu demiş  bizim  için  bir  hayat  davasıdır.’  923'de  demiş”( İlhan, Ben Sana Mecburum, 15 ) gibi dizelerle memleket ahvaline dair görüşlerini aktarıyor. Memleket Havaları ana başlığında topladığı 2 Demir Kuşaklı Halkımız, 3 923’ de Demiş, 4 Heyet-i Temsiliye eserleri  onun  erken döneminde   övgü  alan  halk  şiiri  ve  güzelleme, koçaklama geleneğinin etkisini  taşıyor.  Nurullah  Ataç’ ın,  Bir Ozan başlıklı17  Şubat 1948  tarihli Ulus  Gazetesi’  nde çıkan  yazısında  şairin  Cebbar Oğlu Mehemmet Bey adlı koçaklamasına“kim  olursa  olsun,  kaç yaşında  olsun,  bu Attila  İlhan  güzel  deme nedir  kavramış   bir kişi  olduğu  belliydi”  ( İlhan,   Korkunun Krallığı,  127 ) övgüsünde  olduğugibi onun halk şiirine ilgisi eleştirmenlerce desteklenmiş ve burada etkin rol oynayan mertçe söyleyiş  tonu sonraki  şiirlerinde   de etkisini  koruyup  yer yer  bıçkın  bir üsluba  da kapı aralamıştır.

Ben Sana Mecburum kitabı Divan şiirine nazire yaptığı  örnekleri  saymazsak  Attila İlhan şiir karakteristiğini anlamak için güzel ve yetkin bir örnek: Kemalizm’ le birleştirdiği sosyalist çizgideki toplumcu gerçekçi tonda,  zaman  zaman  Türk nesrinin  halk  şiiri geleneklerine atıfta bulunan ama hep macera, mücadele dolu bir erkeksilikte. Sloganvari dizelerin okuyucunun aklına mıh gibi çakıldığı hüzzam koçaklamaları…  Acıya,  öfkeye,  ayrılığın da sevdaya dahil olduğu aşklara natüralist bir güzelleme. Mücadele ve kavga maceraperestliğin  bahaneleri  belki  de. Sado-Mazohizmin  sonsuz  hazlarında,    vaka-nüvis/ muhabir kıvamında serüvenden aşka, aşktan kavgaya uzanan  bir  tarihe  not  düşücülük. Ama şairin tecrübe ettiği her ne ise,  yaşanmasındaki  başat amacın  “hikaye  anlatma  arzusu”  olduğu  her dizede  okuyucusunun  beynine  nakşedilen  bir  duyarlılıkta. Ancak slogancı ton, ve Hilmi Yavuz'un altını çizdiği "bu şiirin bir tık ötesi Ahmet Kaya" arabeski kitabın ve Attila İlhan'ın şiirine hakim. Maalesef yetkin Divan şiiri bilgisine rağmen İlhan'ın şiiri slogancı lirizmin, arabesk duyarlılığın ve sado-mazohistik öğelerin yinelenmesinin ötesine geçemiyor.

    .
Kaynakça

Behramoğlu, Ataol, Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi İkinci  Cilt,  Sosyal  : İstanbul, 2001

İlhan, Attila, Ben Sana Mecburum, Bilgi: Ankara, 1997

İlhan Attila,  Korkunun  Krallığı,   Bilgi:   Ankara, 1995


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 254
Kayıt tarihi
: 12.09.17
 
 

Bu sayfada siyasetten aktüeliteye ama öncelikle sanat bilhassa sinema ve edebiyat üzerine yazılar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster