Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

11 Şubat '10

 
Kategori
Sinema
 

Avatar; İyiler mutlaka kazanır! yersen...

Avatar; İyiler mutlaka kazanır! yersen...
 

http://video.ekolay.net/detay.asp?vid=55000000000021822&cid=40000000000017073


James Cameron’ın Avatar filmini 3D’nin verdiği olağandışı güzellikte görsel zenginliğin içerisinde adeta yaşayarak seyrettim. Amerikan sinema endüstrisinin sinema tarihine devrim niteliğinde katkısı seyirciden gereksinimi olan desteği buldu, gişe rakamlarına bakılınca bunda hiç kuşku yok.

Gösterime gireli neredeyse ikinci hafta olmasına rağmen güçlükle bilet bularak seyretme olanağı buldum.

Film görselliği bir yana bırakacak olursak aslında basit bilindik bir senaryoya dayanıyor. Kapitalizmin sömürü ve işgal için her türlü teknolojiyi acımasızca kullanarak; değerli olan her şeyi elde etmekten asla vazgeçmeyeceği gerçekliğinin altı çiziliyor. İşgale uğrayanların kurtuluşu için mutlaka işgalci paralı askerlerin şirketlerine ihanetinin yanında Tanrının da yardımı gerekiyor.

Film dünya dışı Polifemus adlı gezegenin Pandora adlı uydusunda geçiyor. Pandora’da Na’vi adı verilen insanlardan daha büyük ve zeki mavi derili canlılar yaşıyor.

Pandora’da yaşayanlar Kızlıderilileri, Afrikalıları hatta günümüze gelirsek Irak ve Afganistan’ı çağrıştırıyor. Geri ve ilkel bir yaşam süren pandoralılar ok ve mızrak gibi ilkel savaş araçlarını kullanarak yaşamlarını olağandışı bir doğada sürdürüyorlar.

İnsanoğlunun keşfettiği gezegende değeri milyon dolarları bulan değerli bir maden bulunmakta. İşgalci insanoğlu Pandorayı sömürgeleştirmek için hemen işe koyuluyor. RDA adlı şirketin kurduğu kolonide sivil bir yönetim var. Şirket yönetimi ve paralı askerleri şiddet kullanarak madenleri ele geçirmekten, bilim insanları ise diplomatik ve insancıl çözümden yana.

Pandorada uğruna savaşlar göze alınan değerli madenin yerine petrolü koyarsak Irak işgalinin gerekçesi yapılan kimyasal silahların sadece işgale gerekçe için ortaya atıldığının günümüzde kesinleştiğini de tarihe not olarak düşelim.Pandora’da bulunan acımasız paralı askerlerin Irak’ta Blackwater (paralı askerler/şirket)’dan farkları yok.

Sözünü ettiğim basit senaryo sinemanın verdiği olanaklar kullanılarak yeterince soslanmış olarak seyirciye sunuluyor.Filme adını veren avatarlar ilginç bir buluş olarak öne çıkarken kahraman Jace Sully, Tanrı’nın da yardımı ile işgalcileri yenilgiye uğratıyorlar.

Yönetmen Cameron, filmi ile şavaşların insanlık dışı mekanize doğasını eleştirdiğini söylüyor.Savaşlara karşı değil anlayacağınız..Filmi izleyerek emperyalizme eleştiri olduğunu içeren yorumların yapıldığını duyunca doğrusu mutlaka izlemem gerektiğini düşünmüştüm. Oysa filmi izledikten sonra işgallerin, sömürünün eğer Tanrı yardım etmezse sonsuza dek süreceğine dair mesaj belleğime kazınmış olarak birazda düş kırıklığı ile sinemadan ayrıldım.

ABD’de yapılan filmlerin asla sadece bir film olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin farkındaydım. Amerikan ideolojisinin üç saatlik bombardımanından akılda kalan, görselliğin ötesinde; şu bilindik banka reklamı gibi, “İyiler mutlaka kazanır!” yersen, iyi seyirler…

Necati TÜFEKCİ 10Şubat 2010 ANKARA

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara