​ Avrupa Bizi Neden İstemiyor? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '16

 
Kategori
Siyaset
 

Avrupa Bizi Neden İstemiyor?

Avrupa ile yıllardır ortaklığın aslında son yaşananlar ışığında sonuna gelindiğini görmek için kör olmak lazım. Zaten aramızdaki ortaklık belki de hiç mantıklı değildi.

Dengesiz güçler arasında ortaklıktan söz edilemez, edilmez. Sözde SSCB için kurulan NATO’ya katıldık ve yıllarca Ruslara karşı NATO’da yıllardır Rusya’ya karşı ve Rusya’nın sıcak denizlere açılma politikası uğruna kalkan olduk. SSCB dağılınca Nato’daki Türklerin rolü de anlamını yitirmeye başladı. Güneyimizde devam eden krizler ülkemize de sıçrayınca Avrupa’nın ardı ardına tehditleri ile karşılaşmaya başladık. Geçen hafta İngiltere’nin dalga geçmelerine ilave olarak, dünyaya Auschwitz ve gaz odaları, çalışma kampları ile soykırımın kralını yapan Almanya’dan “Ermeni Soykırımı” darbesi yedik.

Avrupa ile aramızda bulunan sözde ortaklık fiili olarak zaten sömürge ortaklığıydı. Türk halkının bunu anlamaması için her türlü sözde animasyonlar ve gösterilere rağmen, Türkiye’de faaliyet gösteren terör örgütlerinin köklerinin, finans kaynaklarının, silah kaynaklarının Avrupa olduğunu, Batı olduğunu bilmeyen yoktu da biz böyle saçma bir ortaklığa nasıl da gönül bağladık. Biz muz cumhuriyeti miydik? Benzemeye çalıştığımız Avrupa’nın insani duygulardan nasiplenmemiş, yüzlerce yıldır dünyanın geri kalanını sömürerek zenginleşmiş, bir soygun medeniyeti olduğunu anlamak için niye bu kadar bekledik. “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanında mevcuttur” vecizesini unuttuk. Bilge Kağan’ın öğütlerine yüz çevirdik. Atalarımızın bize verdiği tüm nasihatlere uymadık. Hatta yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in nasihatlerine de yüz çevirdik. Ortaklık ve birlikte hareket etmek, teşkilatçılık bizim yapımızın temel taşları iken, dünyada sayılı esnaf teşkilatlarından olan Ahi Teşkilatı’nı aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen hatırlamadık. Bilginin yerini taraftarlığa, ilimin yerini şakşakçılığa, deneyselliğin, tatbikatın yerine kuru ezberi topluma yerleştirdik. Akıl ve ahlakın yerine menfaat ve çıkarcılığı koyduk. Rüşveti, adam kayırmacılığı, hemşericiliği öne çıkardık da “Emaneti Ehline veriniz” (Allah size, mutlaka emanetleri [işleri] ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder.) [Nisa 58] yerine rüşvet ve taraftarlığı oturttuk, toplumun çürümesine zemin hazırladık. Geri kaldık. Eller gitti aya, bizler kaldık yaya.

Avrupa’nın bize dayattığı montaj sanayi, tekstil, turizmi öne çıkarıp, ağır sanayi ve teknolojik yatırımlarda geri kaldık. Devrim adlı bir otomobil ürettik, çocukların bile inanmayacağı bahanelerle üretimi çöpe attık. Uçak fabrikası yapıp, Hollanda’ya İspanya’ya uçak ve filolar satarken ne olduysa domates satmaya kalkıştık. Vatanımızda turizm tesislerinden kendimiz asla faydalanamazken, bizlerin üçte bir fiyatına Avrupa’nın en fakir turistlerine açtık. Aynı otelde biz beş liraya konaklarken, onlar iki liraya konakladı. Turist terör dolayısıyla çekilince turizm tesisleri yeniden domates bahçelerine dönüştü veya dönüşecek. Ama olsun, sadece bir otel belki de beş köyden yüzlerce dönüm tarlanın tükettiği suyu tüketiyor, karşılığında da yerli halka hiçbir şey de vermiyordu.

Hazır Avrupa artık turist göndermiyorken, bizim işadamlarımıza, insanlarımıza vize uyguluyorken biz de onlara vize uygulamalıyız. Belki bize turist kılığında gönderdikleri etki ajanlarını, teröristleri bu şekilde bertaraf edebiliriz.

Ne olacak bu Türkiye’nin hali ya?

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..