- Kategori
- Sosyoloji
Aydınlanmayla devrim olmazmış (!)

'Devrim Türkiye'de hayaldir' başlıklı bir yazı yazdım.
Yazıma takdir içerikli beğeni yorumları kadar da eleştirel yorumlar aldım. Kimi saçmaladığımı söylerken, kimi bilmeden boş bir yazı yazdığımı söyledi, kimi de devrim için silahlı mücadelenin şart olduğunu söyledi.
Hepsi sağ olsun, var olsun, yorumları başım gözüm üstüne.
***
'Devrim Türkiye'de hayaldir' başlıklı yazımda,
Türkiye halklarının, devlete karşı girişilen silahlı mücadeleyi asla desteklemeyeceğini; yapısının devletle mücadele anlayışına yabancı olduğunu; isyanı değil de boyun bükmeyi seçtiğini; toplumsal huzuru, karnının açlığına tercih ettiğini belirttim.
Devrimin olma ihtimali için silahlı mücadelenin bırakılmasını, halkı aydınlatmanın benimsenmesi gerektiğini vurguladım.
***
Aydınlatarak devrim olamaz mı sizce? Bence, olur. Hem de gerçekten olur. Ve daha iyi, daha güzel olur. Kalıcı olur. Sevgi dolu, barış dolu olur.
Silah insanları ayırır ve korkutur.
Devlete başkaldırmaya bu halk yabancıdır; sevmez. Tarih boyu silikleştirilmiş, bastırılmış, korkutulmuştur. 'Devlet ne eylerse güzel eyler' mantığı ve devlete kul olma anlayışı benimsetilmiştir. 'Devlet başa kuzgun leşe' demiştir, diye gelmiştir.
O yüzden dedim ve diyorum ki, Türkiye halkı devrim için silahlı mücadeleye asla destek vermez.
***
Türkiye'de devrimin gerçekleştirebilmesi için ihtiyacımız olan şey: aydınlıktır, bilinçlenmektir, öğrenmektir.
Çünkü halkımız pek bilinç sahibi değil, yani az biliyor.
İnandığı atalarından kalan din, benimseyişleri çocuklukta taklit yoluyla öğrendikleridir.
Ve akıl baliğ olmadan bu benimsedikleri mezara kadar onu takip eder.
Hani Aziz Nesin, halkımızının büyük bir çoğunluğunun aptal olduğunu söylüyor ya, aslında aptal değil, bilmiyor sadece, bilinçsiz...
Öyle olduğu için, halkın büyük bir çoğunluğu kendini 'Sağcı' olarak adlandırıyor.
Öyle olduğu için, halk inanışlarını sımsıkı muhafaza ediyor.
Öyle olduğu için, vatan-millet-bayrak söylemlerini fanatikçe savunuyor.
***
Aydınlanmanın devrim için yeterli olmadığına inananlara bir örnek vermek isterim:
Örnek benim.
Kitap okuma alışkanlığını 19 yaşımda kazandım.
Çocukluktan 22 yaşına kadar da kendimi Sağcı, Milliyetçi ve Muhafazakar olarak adlandırırdım; Sol kültüre ise ön yargıyla ve iğrenerek bakardım.
Kitaplar kitapları izledi; aydınlanmanın verdiği ışık büyüdükçe büyüdü.
Ve ben eski benimseyişlerimden bir bir arınmaya başladım; İbrahim gibi putları bir bir yıktım; putların alacakaranlığından yavaş yavaş aydınlığa çıktım, çıkıyorum.
Sonuç mu, eskiden iğrendiğim Sol fikre, sempati duymaya başladım.
***
Silahlı mücadele, öldürmek ve yıkım, negatif sonuçlar doğurur.
Aydınlık, ilim, bilgi ise, sevgi, kardeşlik ve barışın güçlenmesine, insanın insan gibi yaşamasına, kadının değer görmesine, gökyüzünün daha bir parlak olmasına sebep olur.
-Mustafa Yıldırım - 17.03.2014