- Kategori
- Sosyoloji
Adam olduk sevdalanmayı unuttuk

bir agaç sayitlik yapar sevdamıza kimi zaman.
Hepimiz on yaşından geçtik bundan yirmi yıl önce ya da daha fazla kim bilir belki de daha az ama ne çok özledik, küçük esmer ellerimizin çamurla birleşmesini. Zamanla, kavgamız bu esnada başladı değil mi? Artık çamurla oynamak bize iğrenç bir durumdan başka bir şey hatırlatmadı, hafızamızı zorlarken. Geride kalan simsiyah bir çocukluktu. Çünkü biz büyüdük, adam olduk, belki de adam olduğumuzu sandık. Ama büyümenin bu denli tehlikeli olduğunu fark etseydik, annelerimizden oyun sonrası yediğimiz dayağı şimdi hemen tekrar isterdik ve annemizin gözerinin içine gülümserdik sinsice. Bu dayak oyundan sonraki ödüldü çünkü farkındalık burada başlar.
Ve ne çok özledik kaldırımda oturup bir oyuncak bebek için ağlamayı. Küçük dünyamızda en büyük üzüntümüzdü çünkü. Ya şimdi, dünyamız kocaman ama gözyaşlarımız ne kadar ucuz. Bunun için mi ağlamak gerekiyor şimdi, sanırım bunun için ağlamalıyız. Çünkü ne yazık ki büyüdük…
Sokaklarda serseriler gibi yürümeyi de özlemişizdir. Kendine güvenen ve hayatı küçük ayaklarıyla ezen bir dev olmaktır, küçük olmak. Tek düşündüğü şey ve en büyük üzüntüsü çalışkan karıncalara zarar vermemek için ayaklarının birbirine dolaşmasıdır. Ama kafamızdaki düşünceler hiç ayaklarımız kadar karışmazdı. Bu durumlarla hiç karşı karşıya gelmezdik. Her şeyin sırası öyle düzgündür ki hayatlarımızda. Sabah okula gidilecek, öğlen en sevdiği çizgi filimi izlenecek, sonra en sevdiğimiz oyunu en çok sevdiğimiz arkadaşımızla oynayacaktık. İşte günün müthiş planı. Bu kadar şey, bir küçük çocuğun en güzel hayalidir akşam yastığa bırakınca başını.
Tabi her şey böyle güzel giderken ve o küçük yürek her şeye, bir tutkuyla bağlanmasını bilirken, birden tutkusunu karanlık bir sokakta bırakıverir. Neden midir bu kadar acele? Çünkü; büyümek bunları bir kenara savurmaktır. Tutkular böylece çok uzakta kalır yüreklerimize, Zaman, yapacağı en büyük kötülüğü yapar bize o vakit. Sevdiğimiz o kara gözlü kız, bir yabacı oluvermiştir. Kaldırımda oturup büyümeyi düşünürken, elini elimize uzatıp böyle korkunç bir rüyadan bizi uyandırmak isteyen sevda mızı unutmuşuzdur şimdi. Hepsini o karanlık arka sokaklarda bırakmışızdır. Gitsek bulur muyduk tekrar ?demek ne kadar acıdır. İşte büyümenin bize tek öğreteceği ve vereceği en güzel armağanıdır acılar.
Gelin sıkıca tutalım sevdiğimizin elinden, adam olup sevdalanmayı unutmayalım. Bir küçük dev olalım sevdalarımızda, ellerimiz bırak kirlensin ama yüreklerimiz hep çocuk masumluğunda olsun.
CEYLAN GÜRBÜZ