​ Komikliğimiz; Ciddiyetimizdir Bazen! :)) / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '08

 
Kategori
Sosyoloji
 

Komikliğimiz; Ciddiyetimizdir Bazen! :))

Komikliğimiz; Ciddiyetimizdir Bazen! :))
 

Hani resim çizeriz bazen defterimize yada büyükçe bir resim kağıdına, arada o resme bakışımız vardır. İnceleriz ara ara, “nasıl olmuş?” diyen bir eda ile. Ya da duvara bir resim asarız, ona bir bakış şeklimiz vardır. Astıktan sonra “nasıl duruyor?”, “iyi durdu mu acaba?” diyen bir halimiz. Nasıldır bu şeklimiz? Aynen şöyle; “geriye doğru bir çekiliriz, belli bir mesafeyi yakaladıktan sonra, o mesafeden inceleriz eserimizi. Hatta bakarken başımız hafiften sağa ve sola yatar. Sonrasında eksikliğini fark ederiz yer yer; “hımm şurası biraz fazla , şurası eksik, şurası çok boyalı, şurası yamuk, burası eğri vs vs” deriz. Ve resme tekrar tekrar müdahale ederiz, ta ki istediğimiz şekli verinceye yada içimiz rahat edinceye kadar, eserimize yönelik bu uzaklaşıp-yakınlaşma hallerimiz devam eder.

Size de tanıdık geldi değil mi bu davranışlar, tebessüm ediyorsunuz şimdi bu satırları okurken belki; “sahiden de, aynen böyle yapıyoruz” dediniz. Ve o sıradan anlarınız geldi aklınıza belki de şimdi şu an , “Aa gerçekten öyle yapıyoruz! dediniz, gözbebekleriniz yukarı kaymış bir vaziyette düşünüp şimdi? ve dudağınızda yarım bir tebessüm :). Çünkü ben kendimi bu şekilde düşününce “tebessüm ettim” de bir an:))

–Neyse efendim,devam edelim müsadenizle.

Eveeet! Hayatımızda böyle aslında. Yaşarken, böyle yaşıyoruz kendimizi. Durup durup mola vererek, dinlenerek yaşıyoruz. Arada geri çekiliyoruz kendimizden, kendimizden belli bir mesafe uzaklaşıp izlemeye geçiyoruz halimizi. Sonra, fark edişlerimizi yüklenip tekrar kendimizin yaşamıyla yakınlaşıyoruz. Kendimize bir yakınlaşıp bir uzaklaşarak, yaşıyoruz kendimizi. Hani bazen dalıyoruz ya, durup dururken, yalnızken yada kalabalık içindeyken, bir noktaya kilitleniveriyoruz, duyuyor dinlemiyoruz yanımızdakileri, bakıyor görmüyoruz daldığımız noktayı, ta ki; irkiliverip kendimize geliverinceye dek. Nereye gittik o birkaç saniyelik zaman diliminde? Ne düşündük? Neye daldık? Bunların hepsinin cevabı, sadece ve sadece “Hiiiiçççç” oluyor. Değil mi? Evet. Çünkü, gerçekten “Hiç”. Neden? Çünkü; İnsan kendini ancak “hiçlikten” izleyebilir. Hiçken anlayabilir kıymet ve kıymetsizliği. Boşluktayken anlayabilir, tutunacak bir dalın ne kadar önemli ve olması gerekli olduğunu. Ancak “hiç” içindeyken görebilir, ne kadar fazla ne kadar eksik olduğunu. Eksiklik dahi yokluktan ve hiçlikten ziyade bir şey. İnsan yanındakilerden uzakken anlarmış ya; yanında olmanın ya da yanında olunmanın kıymetini. Sonra uzaktan geldiğinde daha bir başka olurmuş bakışı ve muhabbeti sevdiklerine ve sevenlerine karşı, kıymet bilir bir hal takınırmış en şükürlüsünden.

Yani demem o ki; İnsan bazen kendine uzaklaşıp- bakar. Bakmalı ki; eksiğini gediğini görsün. Hani bazen odasına kapanır, insanlardan bir müddet uzaklaşır, paspal paspal geçirir hafta sonunu, saç baş dağınık, pijamayla geçen bir hafta sonu evin içinde, odasında hatta. Yatağını bile düzeltmeye üşenen bir tembellik yada vurdumduymazlıkla. Bir sorun mu vardır? Hayır hayır. Kesinlikle ne bir sorun vardır nede sorunludur o insan. Sadece sorun olmasın diyedir bu hali, şöyle bir geriye çekilip, kendinden oluşturduğu resmine bakmaktadır, resimde düzenleme ve dizayn yapmak için azıcık geri çekilip, elleri çenesinde bir ressam edasıyla kendini izlemektedir. Neden? Çünküüüüüüü! “Hımmm” diyerek, yaşamak kadar büyük ve kapsamlı bir başyapıt olan “kendine ait resmine” yeniden fırça darbeleri vurmak için kendini izlemektedir. Bu durumunun farkında olmaması, bunun böyle olmadığı anlamına gelmez elbette. Zira bu böyledir. : )) hafta sonu paspal hallerimiz, bazen bu geri çekilişin adıdır şekil itibariyle.

Dalgınlık ve arada odamıza kapanmak; kim demiş kötü bir durum diye! . Zira; dagınlıktan her çıkışta ve odamızdan çıkıp yeniden hayata karıştığımızda, hücrelerimizin yenilendiği hissine kapılırız.. Ki bu iyi bir şey olsa gerek o vakit. İnanmıyorsanız; Gözbebeklerinizi yukarı doğru kaydırıp bu hallerinizi bir düşünüverin : ))

Efendim sağlıcakla kalın. Kendinize iyi bakın.

 
Toplam blog
: 50
: 618
Kayıt tarihi
: 20.03.07
 
 

  Yıldız yüklü gecelerde Üşüyerek beklerim. Canım tellere takılır, Ellerimde yüreğim. ..