- Kategori
- Futbol
Aykut Kocaman- Alex kavgasının gerçek sebebi ne?

Geçen sezonun ilk yarısında yaşananlar bu sene de aynen tekrar ediyor. Aykut Kocaman, kafasındaki oyun şablonu gereği Alex' e yedek kulübesini gösterdi. Alex duruma tıpkı geçen sezonki gibi reaksiyon gösterdi. Başkan, tıpkı geçen sezonlarda olduğu gibi duruma el atıp sorunu çözmeye çalışacak. Peki, kökenleri Aykut Kocaman' ın sportif direktörlük yaptığı zamanlara kadar giden bu kavganın arkasında yatan esas sebep ne olabilir? Aykut ve Alex arasında sessiz bir savaş mı var? Varsa, tarafların gözünden haklı ve haksız oldukları noktalar neler? Bunlara değinelim.
Önce Alex' ten başlayalım. İstatistikleri ortada. Fenerbahçe tarihinin, bence Lefter' den sonra en fazla damga vurmuş oyuncusudur. Alex Fenerbahçe, Fenerbahçe Alex olmuştur. İstikrarını, bazı sezonlar inişler yaşamış olsa da genelde korumuştur. Son 7 senedir, Fenerbahçe' nin saha içindeki tüm başarı ve başarısızlıklarından, görev yapmış teknik direktörlerle birlikte eşit sorumludur. Bazı sezonlar, olağanüstü performans göstermiş, bazı sezonlar olağanüstü durmuş ancak rakiplere hep korku salmıştır. Hele de ilk 2 sezonunda, rakipler onu 2 kişiyle tutmaya çalışmıştır. Alex tek başına Fenerbahçe hücum kapasitesinin yarısıdır. İyi oynadığı maçlarda onu seyretmek herkese büyük keyif verir. Sadece Fenerbahçelilerin değil, tüm Türkiye' nin sevgisini ve saygısını kazanmıştır. Kendisi hakkında olumsuz düşünen, kendisine düşman olan bir tek Galatasaray' lı yoktur. Yine Türkiye' ye gelmiş ve en az kendisi kadar katkı sağlamış olan Hagi' nin aksine, saha içinde ve dışında antipatik tek bir hareketi yoktur. Gerçek bir beyefendi, centilmen, aile babası ve sporcudur. Ailesi, başta eşi olmak üzere büyük Türkiye sevgisine sahiptir. İnsanlık olarak hiç bir eksiği olmayan De Souza, futbolun sadece defansif yönünde aksamaktadır. Zaten koşan, mücadele eden bir yapısı da olsa, yeri Fenerbahçe değil, Barcelona' dır.
Gelelim Aykut Kocaman' a. Sakaryalıdır. Efsane Sakaryaspor kadrosunda yer almış, aynı kadrodan pek çok oyuncu ile Fenerbahçe' ye transfer olmuştur. Aykut Kocaman, benim çocukluğumun efsanesidir. Çocukluğumda, mahallede top oynayan her çocuk, ya Rıdvan, ya Oğuz, ya Aykut, ya Tanju, ya Şifo Mehmet, ya Metin, ya Feyyaz, ya da Prekazi olmak isterdi. Aykut Kocaman 5-0' lık, 3-4' lük Galatasaray maçlarının baş aktörüdür. Futbol stili kendisine özgüdür. Çok iyi bir forvettir. Futbolculuğunda önemli işler yapmıştır. Fenerbahçe' nin 88-89 ve 95-96 şampiyonluklarında önemli rol oynamıştır. Gerçek bir profesyoneldir. Futbolunun en verimli çağında, Başkan Ali Şen tarafından hatalı bir kararla Fenerbahçe' den uzaklaştırılmıştır. Çok sevdiği camiasına uzun yıllar hasret kalmıştır. Pes etmemiş, futbolculuğa İstanbulspor' da devam etmiştir. Daha sona hocalık dönemi başlar. İstanbuspor, Malatyaspor, Konyaspor, Ankaraspor derken, Fenerbahçe' de sportif direktör olarak görev alır. Ancak tribünde oturmak ve izlemek ona zor gelir. Daum' un başarısız sezonu sonrası, kendisi Başkan tarafından Fenerbahçe' ye teknik direktör yapılır. Amaç camianın kendi Fatih Terimi' ini çıkartmaktır. Fenerbahçe' de hiç bir zaman iyi ve sistemli bir futbol oynatamaz. Sezonların ilk 10 maçı hep kötü başlar. Buna rağmen, ilk senesinde takımı şampiyon yapmış, ikinci senesinde son maçta kaybetmiş ve Türkiye Kupasını kazandırmıştır. Adam gibi adamdır. Mizacı sakin ve olgundur. Yeri gelince serttir. İnatçıdır. Çünkü Anadolu insanıdır. Dediğim dediktir. Büyüklerine hürmet duyar. Onları kıramaz. Bu yüzdendir ki Başkan' ın takım tertibine müdahalelerine ses çıkarmaz. Başkası olsa postayı koyar. Başkanı sever ve sayar. Aykut Kocaman adam gibi adamdır. Diktir. Son 1 senedir kendisini eleştirmeme rağmen, benim jenerasyonum için halen futbolcu Aykuttur. O haliyle saygı görür. Hep görecektir.
Peki, bu kadar değerli iki adam neyi paylaşamaz?
Paylaşılamayan şeyler açıktır. Her ikisi de Fenerbahçe' yi ve tarftarın sevgisini paylaşamamaktadır. Çünkü her ikisi de bu açılardan kıskançtır. En çok sevilmek isterler. Sevgi ve ilgi onları şımartmaz, aksine kamçılar. Taraftarı gerçekten severler, sayarlar. Her ikisi de lider ruhludur. Her ikisi de iyi futbolcudur. Ancak Alex' e biçilen payeler, onu biraz daha öne çıkartmaktadır. İşin ilginç tarafı aralarında gerçekten de üstü örtülemeyecek bir çekişme vardır. Nasıl ki bir kurt sürüsünün veya aslan sürüsünün tek lideri olur, bu durum futbolda da böyledir. Bir takımda iki lider olmaz. Ancak Fenerbahçe' de iki lider vardır. Bir sahada, bir de kenarda. Taraftar her ikisine de sahip çıkmaktadır.
Her ikisi de 2 sezondur birlikte zaman zaman kavga etseler de geçinmeye çalışmışlardır. Buna mecbur kalmışlardır. Taraftarlar her ikisini de buna mecbur kılmıştır.
Diğer bir sebep, her ikisi de üstün teknik futbolcular olan Alex ve Aykut' un, teknik yönden birbirlerini beğenmemeleridir. Aykut daha sportif direktörken, Alex' siz bir sistemin hayalini kurmaya başlamıştır. Takım savunmasındaki aksamaları, dirençsizliği, Alex' e dayalı sistemin sakıncalarını, Alex durunca tüm takımın durduğunu 1 sene boyunca doğrudan gözlemlemiştir. Daha ilk senesinde kafasında Alex' i kademeli kesme planları varken, Başkan ve taraftar baskısı ona geri adım attırmıştır. Alex 'siz maçlarda takımın başarılı olamaması da kendisi açısından bir şanssızlık olmuştur.
Öte yandan, Alex ' de hocasının sistem ve takım kurgularını beğenmemektedir. Hatta transferi dahi eleştirmiştir. Alex' e göre Fenerbahçe orta sahası çok güçlü olmalıdır. Arkasının Appiah, Aurelio tarzı çok koşan oyuncular ile toplanması gerektiğini düşünür. Takımın rakibe önde baskı yapması gerektiğine inanır. Çok pası değil, sonuca dönük paslaşmayı sever. Kendisi ile anlaşan açık ve forvetler ister. Bu sebeple, Kezman, Guiza, Bienvenu veya Sow' la değil Semih ile oynamak ister. Verdiği pası Semih' ten geri alabileceğini bilir. Pierre Van Hoijdonk ve Nobre 'ye bayılır. Zaten onlarla müthiş anlaşmıştır. Kısaca Alex futbolu bilen, yetenekli, akıllı adamlarla oynamayı ister. Fenerbahçe' de son 3 sezonda, bu tür takım arkadaşlar olmamıştır. Bunu eleştirmektedir. Ayrıca Alex gençlere değer verilen Brezilya kültüründen gelir. Fenerbahçe' de gençlerin kaybolup gitmesine çok üzülmektedir. Bu konuda Aykut Kocaman' dan da beklediklerini bulamamıştır. Açıkça da eleştirmiştir.
Tüm bu hususlar nereye bağlanmaktadır? Her ikisi de Fenerbahçe' nin Alex Fergusson' u olmayı arzu ederler. Şaşıranlar olacaktır, ancak Alex' in gerçek hedefi Fenerbahçe' nin başına geçmektir. Bu kadar açıktır. Aykut Kocaman ' da uzun yıllar takımın başında kalmayı hedeflemektedir. Bu durum her ikisi açısından zaten orta vadede esas sorunu teşkil etmektedir. İlk 11' de oynamamak, Alex açısından karizmasının çizilmesidir. Mesele ilk 11' de oynamak falan değildir. Mesele, futbolu Fenerbahçe' de ilk 11' de bırakmaktır. Efsane olarak bırakıp, hoca olarak dönerek yine efsane olmaktır. Alex kendisinin unutturulmasına karşıdır. Alex' in niyetlerini çok iyi tahmin eden Kocaman ise, Alex' i hem kendi futbol mantığı hem de gelecekteki riskleri öngörerek, uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Bunu da alenen değil, planlı bir şekilde gerçekleştirmektedir. Kendince de haklı sebepleri olabilir.
Paylaşılamayan şey açıktır. Alex Fenerbahçe' nin gelecekteki teknik direktör adayıdır. Aykut Kocaman bunu fark etmiştir. İki büyük efsane bu sebeple çekişmektedir.
Şimdi ne olacak? Muhtemelen Başkan, duruma el atıp çözecektir. Ancak bu sorun ancak kısa vadede çözülür. Ne Alex ne de Aykut Hoca, karizmalarının zedelenmesine izin vermezler. İki testi eninde sonunda çarpışacaktır, çünkü bu testiler, aynı çeşmeden su almak isterler. Fenerbahçe çeşmesi bakalım hangi testiye nasip olacaktır?
http://twitter.com/bertankaya