- Kategori
- Haber
Aymazlık üstüne cimnastik...

Algı eksikliği, olayları ve nedenlerini anlayamama, başkalarının gözlüğü ile dünyayı ve gelişmeleri irdeleme, kendine özgü bir bakış, duyuş, duruş geliştirememe; kendi olmama durumu. Yüce önder bu duruma kısaca "Gaflet" demiş gençliğe hitabesinde. Başlıkta ise "Aymazlık". Bu günü anlatmaya "Cuk" oturduğu için!
Türkiyemizin zor bir süreçten geçtiği üzerine yazılan yazılarım, yorumlarım Mb ortamında duruyor. Ancak ülke siyasetine yön verenlerin iktidar hırslarından olsa gerek, günümüzü okumaları, anlamaları pek olası görünmüyor. Seçimler ne kadar sağlıklı ve herkesin kendini ifade edebildiği ortamda yapılırsa sonuç, yurttaşın iradesinin yansıması olur. Aksi halde zaten çarpık bir sistemin sonunda sağlıklı yansımalar elde edilemez.
Seçimlere kısa bir zaman dilimi kalmasına rağmen, hep bilindik söylemlere indirgenen Türk siyaseti irtifa kaybetmeye ya da yerinde patinaj yapmaya devam ediyor. Bireysel hırsların bir araya getiremediği merkez sağ hayal kırıklığı yarattı. Özellikle DP liderinin bir söyleşide verdiği yanıt kimilerine hoş gelse de bazılarının kafalarında soru işaretleri yarattı. Anımsayalım "Yönetmenin yazılı olmayan kuralları vardır". Ne anlayabilirim bu söylemden. "Hah bu işi bitirir bu parti", diye oylarımızı yöntemlerinin ne olduğu kuşkulu anlayışlara mı vereceğiz... Üstelik en belirgin söylemleri; eski DP ve Menderes geleneğine AKP ve DP'nin birlikte sahip çıkmaları veya çabaları değil mi? Ve bu çabalar değil mi Türkiye'yi Atatürk'ten sonra, İnönü ile başlayan ve Menderes ile zirve yapan ABD ve onun egemen politikalarına, emperyalist beklentilerine teslim eden? Hele 4, 5 yıllık iktidarı döneminde demokrasi ve özgürlükler anlamında icraat (!) etmeyenlerin son anda akıllarına pat diye gelen açılımları kimi ikna edebilir... Yurttaş olarak yitirdiğimiz güven bir tarafa, Cumhuriyet ve değerleri ile kavgalı olmalarını kabullenmemiz olası değil... Demokrasi uzlaşma kültürüdür. Bunu anlamayan zihniyetler her zaman ülkenin başına olmadık işler açmıştır ve son anda gelen açılımlar eylemden çok söyleme yöneliktir...
Ancak "aymazlık" o ki; akıl tutulması, zincirli kalemler aracılığı ile sayfa sayfa sağlanırken, ekran karşısında hıı, hii diye kafa sallarken, stüdyolarda alkış tutarken oyu ile ülkenin geleceğini belirleyecek seçmenin olguları sağlıklı bir şekilde değerlendirememesi sonucu ortaya çıkacaktır.
Matematikte en karmaşık problemleri sadeleştirerek çözmek mümkündür. Ancak toplumsal tavırları matematik ile açıklasak bile her zaman 2x2=4 etmez... Sanırım bu güne gelinen süreçte bireylerin veya siyasilerin anlayamadığı Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinin içselleştirilememesidir. Kabul edelim ki karşıt onca tarikat, cemaaat ve onların uzantıları vardır! Palazlanıp her türlü günümüz araçlarını kullanarak kafa karışıklığı yaratmaya devam ediyorlar. Aymazlıkları korkarım ki önümüzdeki süreci daha da zor bir demokrasi parkuru'na savuracaktır. Temennim bu akıl tutulmasının, aymazlık kültürünün zeminini kaybetmesi. Görüşmek üzere...
*Dün aramızdan ayrılan Ufuk Güldemir Türkbasınınında yeri doldurulamayacak bir gazeteci olarak anılacaktır. Işığı bol olsun...
Türkiyemizin zor bir süreçten geçtiği üzerine yazılan yazılarım, yorumlarım Mb ortamında duruyor. Ancak ülke siyasetine yön verenlerin iktidar hırslarından olsa gerek, günümüzü okumaları, anlamaları pek olası görünmüyor. Seçimler ne kadar sağlıklı ve herkesin kendini ifade edebildiği ortamda yapılırsa sonuç, yurttaşın iradesinin yansıması olur. Aksi halde zaten çarpık bir sistemin sonunda sağlıklı yansımalar elde edilemez.
Seçimlere kısa bir zaman dilimi kalmasına rağmen, hep bilindik söylemlere indirgenen Türk siyaseti irtifa kaybetmeye ya da yerinde patinaj yapmaya devam ediyor. Bireysel hırsların bir araya getiremediği merkez sağ hayal kırıklığı yarattı. Özellikle DP liderinin bir söyleşide verdiği yanıt kimilerine hoş gelse de bazılarının kafalarında soru işaretleri yarattı. Anımsayalım "Yönetmenin yazılı olmayan kuralları vardır". Ne anlayabilirim bu söylemden. "Hah bu işi bitirir bu parti", diye oylarımızı yöntemlerinin ne olduğu kuşkulu anlayışlara mı vereceğiz... Üstelik en belirgin söylemleri; eski DP ve Menderes geleneğine AKP ve DP'nin birlikte sahip çıkmaları veya çabaları değil mi? Ve bu çabalar değil mi Türkiye'yi Atatürk'ten sonra, İnönü ile başlayan ve Menderes ile zirve yapan ABD ve onun egemen politikalarına, emperyalist beklentilerine teslim eden? Hele 4, 5 yıllık iktidarı döneminde demokrasi ve özgürlükler anlamında icraat (!) etmeyenlerin son anda akıllarına pat diye gelen açılımları kimi ikna edebilir... Yurttaş olarak yitirdiğimiz güven bir tarafa, Cumhuriyet ve değerleri ile kavgalı olmalarını kabullenmemiz olası değil... Demokrasi uzlaşma kültürüdür. Bunu anlamayan zihniyetler her zaman ülkenin başına olmadık işler açmıştır ve son anda gelen açılımlar eylemden çok söyleme yöneliktir...
Ancak "aymazlık" o ki; akıl tutulması, zincirli kalemler aracılığı ile sayfa sayfa sağlanırken, ekran karşısında hıı, hii diye kafa sallarken, stüdyolarda alkış tutarken oyu ile ülkenin geleceğini belirleyecek seçmenin olguları sağlıklı bir şekilde değerlendirememesi sonucu ortaya çıkacaktır.
Matematikte en karmaşık problemleri sadeleştirerek çözmek mümkündür. Ancak toplumsal tavırları matematik ile açıklasak bile her zaman 2x2=4 etmez... Sanırım bu güne gelinen süreçte bireylerin veya siyasilerin anlayamadığı Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinin içselleştirilememesidir. Kabul edelim ki karşıt onca tarikat, cemaaat ve onların uzantıları vardır! Palazlanıp her türlü günümüz araçlarını kullanarak kafa karışıklığı yaratmaya devam ediyorlar. Aymazlıkları korkarım ki önümüzdeki süreci daha da zor bir demokrasi parkuru'na savuracaktır. Temennim bu akıl tutulmasının, aymazlık kültürünün zeminini kaybetmesi. Görüşmek üzere...
*Dün aramızdan ayrılan Ufuk Güldemir Türkbasınınında yeri doldurulamayacak bir gazeteci olarak anılacaktır. Işığı bol olsun...