- Kategori
- Güncel
Aynur ve Tuncay…

Kaynak: Milliyet.com
Haberi kesin okumuşsunuzdur, yeni evli çift şakalaşırken Samsun’daki evlerinde, ekmek bıçağı genç kadıncağızın kafasının tam ortasına saplanıvermiş.
Kasıt kesinlikle yokmuş, şakalaşıyorlarmış yalnızca!
Yirmi dört yaşında gençler, şakalaşacaklar tabii ki de, oturup televizyon karşısında çekirdek çitleyecek halleri yok ya saatlerce!
İyi, güzel de, ekmek bıçağı ile yapılan şu şakalaşmayı bir anlatsalar da, ufkumuz açılsın, ayol kırk dört yaşındayım, bilmiyorum mesela bu bıçakla yapılan şakayı!..
Şöyle olabilir mi mesela:
-Aynur, gel kız eğlenesim geldi!
-Aaa, ne eğlencesi ayol Tuncay gecenin bilmem kaçında?
-Korkma kız, gel! Gelirken de ekmek bıçağını mutfaktan getiriver!
-Hı?
-Getir lan!
-Şimdi sıkıldık ya biz oturmaktan, sen de başım ağrıyor dedindi ya az önce, eğlenelim diye şakacıktan kavga edelim biz şimdi!
-Nasıl yani?
-Gel kız, Aynur! Bağırtma beni lan! Kaçma! Şimdi ben sana ana avrat söveceğim, eh artık, şakanın tadı daha iyi çıksın diye, kaçma kız, gerçekmiş gibi epey de bir döveceğim!
Şöyle kolunu arkaya kıvırıp, ahanda şu gördüğün ekmek bıçağını boğazına dayıyormuş gibi yapacağım!
-Aha da eşek herif, bende şeyine bir tekme atıp kaçacağım! İmdat!...
-Ben de seni saçlarından yakalayıp, bıçağı kafana saplayacağım, bak aha da böyle!
-İmdat!...
-Bana bak kız Aynur, şakaydı lan sadece ahmak! Kem küm edip de güldürme elalemi kendine, şaka diyorsam şakadır, alırım bak yoksa ayağımın altına, basarım o bıçağın üstüne üstüne, doktorların şahı gelse kurtaramaz Allahıma dinime!
…….
Normal şartlar altında biz öğrenemeyiz nasıl bir şakadır bu, işlem de yapılmaz haklarında, aile yapısının dokunulmazlığı vardır, aile kavgasına karışmaz polisler bile…
Olay şakadır, ölen yoktur, şikayetçi olan da olmadığına göre konu kapanmıştır!
Ta ki, günlerden bir gün bir cinayet haberinden sonraki detaylandırmalarda “Şok! Şok! Şok!” yazana kadar!
“23 Aralık 2008 de kayıtlara geçen şaka, affedersiniz, kaka oldu!”
“Bu kez şaka, Aynur’un canına mal oldu, kocası Tuncay gözaltında!”
“Cani adam, kaç kez teşebbüs etmiş öldürmeye, nereye gidiyor bu memleket, devlet nerede?”
…….
Umarım yanılan benimdir…
Umarım bir ekmek bıçağının şaka ile nasıl olur da bir insanın kafasına saplanabildiğinin fiziksel ve mantıksal bir açıklaması vardır!
Hafifçe uzaktan atılan bir bıçak dönerek ilerlerse ve ivme kazanıp da, tam da denk gelip kafaya saplanabilirse, fizik kanunları arasında böyle bir gerçeklik varsa, bıçak ile şaka olur mu tarzı düşüncemi beynimden geri çekmeye bile hazırım, yeter ki yetkili bir ağızdan böyle bir olasılığı duymuş olayım!
Diğer türlüsü ise, Aynur okusa keşke, okuyamaz ya, keşke biri akıl verse, dese ki bir kadın varmış, hak etmediği bir tokat suratında patladığında ne olduğunu anlayamamış, ama adam ağlamış… Kadın ne yapacağını bilememiş, hayatında ilk kez tokat yemiş! Şaşkınlıkla adamın haline bile üzülmüş! Kadının gözü iç kanama yapmış, en iyi profesöre gitmişler, adam el pençe divane, kadın ayrımında değil hiçbir şeyin! Tek derdi var: Bilmemeli bunu kimse! Utanç ve şok bir arada, aşık olduğu adamla sadece on beş günlük evli, ne annesi ne de babası bilmeli…
Affedilen ilk tokat asla ve asla son tokat olamaz!
Aynur okusa keşke, bir yakını söylese, dese ki: Bir kadın yazıyor ki, ilk tokat meğerse affedilmezmiş, arkası kesilmezmiş, diyor ki eğer Aynur’a bir kasıt varsa, ki öyle görünüyor buradan, affetmesin!
O bıçak darbesinin de maazallah arkası gelir!
Artan darbelerle, hem de…
Diyor ki desin, kurtar kendini Aynur’um, bir adamın gözü seni istemeyebilir, kaybetmeyi göze alabilir, o adam kaderin değil be şekerim, annen, baban bunları yaşayasın diye mi dünyaya getirdi seni! O adamın gözü ile ne olur görme kendini! Hissettirildiğin kadar değersiz değilsin! En azından bir bak, hiç tanımadığın bir kadın önemsiyor seni, kim bilir ne kadar önemseyenlerin vardır, karşına kim bilir kimler çıkacaktır…
Lütfen, birileri Aynur’a bunları desin!...
Ya da yanılayım ben Allahım!
Gülgün Karaoğlu
Aralık,24/08