​ Güldüm önce, düşündüm ve hüzünlendim sonra, maalesef… / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '08

 
Kategori
Haber
 

Güldüm önce, düşündüm ve hüzünlendim sonra, maalesef…

Güldüm önce, düşündüm ve hüzünlendim sonra, maalesef…
 

Kaynak: Milliyet.com


Sabah sabah pek güldüm, alışık milletiz vesselam ağlanacak halimize gülmeye!

Antalya Demre’de Noel Baba Meydanı için yeni bir heykel yapılmış, bir Noel Baba heykeli ama Noel Baba’ya benzemiyor! Yok, heykeltıraşın beceriksizliğinden değil, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay öyle istemiş, nedeni ise Noel Baba’nın ABD’de bir içecek firmasının imaj olarak uydurduğunu, gerçek Noel Baba’nın, yani Aziz Nikolas’ın Akdeniz’de aynı giysileri giymesinin mümkün olmadığıymış.

Allah’ım nedir bu takıntılı durumlarımız, bu biçimler üzerine kafa yormalarımız, aklımızı, paramızı yararlı şeylere kullansak fena mı?

Aynı meydan için 2000 yılında bir heykel yaptırılmış bir Rus sanatçıya, sonra zamanın Demre Belediye Başkanı tarafından apar topar bir gecede kaldırılmış, hatta Rusya heykelin yerine konulması için devreye bile girmiş.

2005 yılında bakalitten bildiğimiz Noel Baba heykeli dikilmiş, sonra o da kaldırılmış, şimdi de sırada bu Akdenizli Noel Baba heykeli varmış!

Bir meydana konulacak bir heykel için verilen uğraşlara, harcanan paralara bakar mısınız lütfen, üstelik bu ne ilk ne de son, üstelik sanattan da anlamayız çoğumuz, o nedenle değil midir zaten yok heykelin eteği kısa olmuş, yok atın penisi varmış, haa ama meydanda, belde de heykel var mıymış, varmış! Alimallah, diğer beldede olur da, bilmem nerede olmazsa halk ayaklanıverir!

Seviyoruz işte boş işlerle uğraşmayı!

Demre’ye bende gittim, Noel Baba müzesini de gezdim. Bu heykelin meydana konulmasının amacı nedir: Müzenin yapılma amacıyla aynı değil midir?

Dünya üzerinde tartışmasız bir Noel Baba figürü vardır, o heykel kafa karıştırmaktan başka ne işe yarayacaktır?

Soyut kavramları henüz öğrenme yaşına gelmeden gerçi dinden, Allah’tan, ibadetten, günah ve Allah korkusundan bahseden bir milletiz, eyvah çocuklarımızın kafalarını mı karıştıracağız diye endişeleneceğiz, peh!

Turistlere rehberler anlatmaya çalışacaklar, pek merak ediyorum doğrusu nasıl anlatacaklar, turistler nasıl bir bağ kuracaklar?

Amaç araç bağlantısı vardır, araç amacın önüne geçtiğinde zarar kaçınılmazdır! Maddidir ya da manevi, zarar zarardır sonuçta!

Hani tıp ya da diğer alanlarda müthiş buluşlara imza atan Türk vatandaşlarımız var ya, hani çalışıyorlar Amerika ya da Almanya’da, bir de burada onların başarılarından kendilerine salt vatandaşlıkları adına pay çıkaranlarımız var ya, ya da kendi ülkesinde çalışmadıktan sonra ne anladım ben ondan gibi üfürükten tayyare ahkam kesenler var ya, sinir oluyorum her birine!

Beynini, bedenini ıvır zıvır işler için harcayan insanların oturdukları yerden sebeplenmelerine ve de bir işe yaramayıp insanlık adına çalışmalar yapan birine vatan haini muamelesi göstermelerine katlanamıyorum!

Burada kalsalardı o adamlar/kadınlar beyinlerini, emeklerini işlerine ne kadar harcayabileceklerdi?

Vay, karşımda bacak bacak üstüne attı, saygısız! Odaya girdiğimde sigarasını saklamadı, utanmaz!

Hımm, kafası iyi çalışıyor, yarın öbür gün yerimden edebilir, hem bildiğimi öğretmeyeyim hem de ayağını az biraz çekeyim…

Anacım, şu karşı komşular var ya, bütün gece odanın ışığı açık, ne yapıyorlar öyle gece gece, her gece hem de, güya çalışıyormuş adam, bir procesi(!) mi varmış ne, yalan, külliyen yalan anacım, kim bilir ne haltlar karıştırıyorlar! Söyleyelim vallaha yöneticiye!...

Hocam, şöyle bir projem var, üniversiteden destek sağlar mıyım? Cıks… Hiç sanmam! Ama neden hocam? Cuma namazlarına katılmıyorsun da ondan! Rektör kabul etmez!...

İşte böyle… Bir Noel Baba heykeli, alışıklıkla bir gülme, gülme dediğim buruk bir şekilde elbette, ve de düşündürdükleri, sabahın bu saatinde…

Düşün düşün bulamıyorum, Allah’ım biz neden bu kadar şekillere takılıp kalıyoruz?

Neden bir telefon mesajı yüzünden, yüzünü hiç görmediği bir kız yüzünden öldürülüyor mesela on sekiz yaşındaki bir delikanlı?

Neden babanın karşısında bacak bacak üstüne atılmazmış mesela, kızların bacağı mı görünecek diye, bir baba bakar mı kızının bacağına, erkek evlat da atamaz, neden ama? Ev içi kalesi olmalıdır kişinin, en rahat, en doğal, en güvenli… Ev içinde babasından, anasından sakınan evlatlar beyin güçlerini elbette ki en doğal ortamları olan evlerinde dahi hata yapmamak adına harcarlar! Alışkanlık oluyor belki de, şekillere takılıp gidiliyor böylece…

Şekillere sığdırılmaya çalışılan yaşamlar, elalemi kendimizden önce görmeler, dolayısıyla acısını elalemden çıkarmalar!

Dön dolan aynı terane…

Yazık olan bedenler, beyinler…

Şekiller neden bizden önemlidirler?


Gülgün Karaoğlu
Aralık,23/08

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..