- Kategori
- Siyaset
Azerbaycan GAZ yapıyor..

Azerbeycan Türkiye'ye verdiği gazın bedelini az buluyormuş. Bahaneye bak !.
Neden bu başlığı attım sizce? Yandaki resme bakınca bu yazının da içeriği anlaşılıyor olsa gerek. Birçok yazımda kardeş
Azerbaycan’ın siyasetçilerine güvenmediğimi satır aralıklarında belirtiyorum. Hep eskiden beri, kalbimiz orada, onların da burada attığını bilirdik. Öyle öğrendik. Öyle olmasını arzu ettik. Kendimize bunu bir anaç oluğu gibi kabul ettirdik. Neden olmasın ki, biz aynı dili konuşan ortak atalardan gelen, ortak kültür değerlerimiz olan iki büyük Türk devleti değil miyiz? Hem onlar, hem biz “tek millet, iki devlet” söylemini ağzımızda sakız etmişizdir. Doğrusu da budur zaten. Azerbaycan’ın SSCB birliğinden ayrılıp, Rusya hegemonyasından ayrılması sonrasında ilk tanıyan devlet Türkiye olmuştur. Azerbaycan’ın ulusallaşmasını, bir Türk devleti olmasını, uluslararası arena da tanınması ve de kabul görmesi için Türkiye’nin ne kadar çok para ve çaba harcadığını unutmamak gerek. Hatta Azeriler, kendilerinin eski Rus alışkanlıklarından kurtulması için, hem devlet, hem siyasi, hem de askeri alanda kimlerin eğittiğini, hem insani, hem de parasal yardımlarda bulunan ülkenin kim olduğunu unutmuşa benziyorlar.
Azerbaycan’da hala belli bir kesimin eski Rus etkisinden kurtulamadıkları, kendilerini bir Türk gibi hissetmedikleri de aşikâr. Ama büyük bir kesimin de kalbinin hala Türkiye ile birlikte attığı da aşikâr. Fakat epey bir zamandır, Türk siyaset ve siyasetçisi ile kardeş ülke Azerbaycan siyaseti ve siyasetçisi arasında psikolojik bir savaş var. Her şey tam olarak ne zaman başladı bilmiyorum ama AKP hükümetinin Ermenistan açılımı projesi ile tavan yaptığı kesin. Hatırlayacağınız üzerine, Türkiye’nin Ermenistan ile yaptığı protokolü parafe etmelerinden sonraAzerbaycan’da bir kısım halk, siyasetçi ve Cumhurbaşkanı Aliyev Türkiye’ye karşı tavır takındılar. Fakat Azerbaycan halkına durum gerçek hatları ile izah edilmediği için ilk başta haklı oldukları taraflar vardı. Neydi bunlar? Bilindiği üzere Azerbaycan’ın kronik meselesi olan Dağlık Karabağ meselesinin çözümü hala halledilebilmiş değil. Azerbaycan’la Ermenistan bu hassas bölge için zaman zaman silahları konuşturduysa da, Azeriler bu işin silahsız ve kavgasız halledilmesi taraftarı ve bu işin siyasi ve diplomatik platformda halledilmesi taraftarı. Bunun için de girişimlerini sürdürüyor ve henüz bunu çözebilmiş değil.
Azerbaycan yönetimi tam da artık sabırlarının bittiğini ve dağlık Karabağ’ın işgalinden vazgeçilmemesi durumunda savaş başlatacaklarını ilan ettiler. İşler bu safhadayken, Türkiye’nin göstere göstere Ermenistan’la masaya oturması, karşılıklı bir anlaşma imzalamaları ve sınır kapılarının açılacak gibi algılanması, Azerbaycan’da bardağı taşıran son damla oldu. Önceleri Türk bayrakları indirildi, gayri resmi protestolar gönderildi. Son olarak da Türkiye’ye verilen gazın çok ucuz olduğunu ve asıl değerinin şimdikinin 2 katı olması gerektiğini söyledi Cumhurbaşkanı Aliyev.
Başka şeyler de söyledi. Özellikle Nabucco projesinden yakınarak, “Bu projeyi kim ileri taşıyacak, belli değil. Gaz üretimiyle, bunun taşınmasıyla ilgili müzakereleri kim yürütecek? Gazı kim pazarlayacak? Fiyatlama nasıl yapılacak? Bu soruların cevaplarını hala bilmiyoruz” diye konuştu.
Bu ne biçim diplomasi. Ne biçim devlet adamlığı. Azerbaycan, bir üçüncü dünya ülkesi olabilir ama gerek enerji alt ve üst yatırımları ile sahip olduğu doğal kaynaklarla, Türkî Cumhuriyetlerinin parlayan yıldızı olarak, hızla yükselen bir değerdir. Bu işler ikili mutabakatlarla ve devletlerarası protokollerle belirlenmiyor mu? Uluslar arası bir toplantıda neden ortalığı karıştırıyorsun? Varsa bir çekincen, diplomatik yollarla çözmeye çalışırsın. O makam babadan-oğula geçmiş gibi gözükse de aslında halkın verdiği bir görevdir. Bu ülke ne babanızın, ne de başkasının malıdır. Ülke menfaatlerini koruyacağım diye, başkalarının etkisinde siyaset gütmek, devlet adamlığına yakışmaz. Ama mesele gazın kaç paradan satılıp, nasıl taşınacağı değil, Türkiye’nin Ermenistan tutumu olduğudur… Türkiye Karabağ sorunu çözülmeden kapıları açmayacağını söylemesine rağmen…
../..