- Kategori
- Futbol
Aziz Yıldırım’a yüklenerek sorunları gölgelemek!.

Aziz Yıldırım, “hakem odasını basan adam” oldu çıktı!.
İçinde “hakem odası”, “basmak” bulunan, ama koşula bağlanan bir cümleden yola çıkan, “leb demeden leblebiyi anlayan”lar, bas bas bağırmaya başladılar. Sesleri kesilmeye başlamıştı ki, bu kez devreye, TFF Başkanı ve MHK Başkanı’nın desteğiyle Kulüpler Birliği girdi.
Ve Aziz Yıldırım, “tören”le kınandı!
Tek cümleyle söylenirse, ne demiş ki Aziz Yıldırım?
“Gerekirse, hakem odasını basarım!”
“Kınama töreni”, bu yüzden yapılmıştı.
*****
Dün “kınama töreni” vardı; bugün de “yanıt töreni”...
Her telden çalan Aziz Yıldırım, “kınama”yla ilgili dedi ki:
“15 gün sonra başlarına taş düştü herhalde, beni kınıyorlar. Hakeme koridorda '’Oyuncu üstüne basıyor, sarı kart bile vermiyorsunuz, karşı takım üstüne gidiyor, cesaret alıyor’ dedim. Bundan beni kınıyorlar. Maç öncesi 'Gözümüz hakemlerin üzerinde olacak' diyen başkanları niye kınamıyorsunuz? Dünkü toplantının amacı kulüplerin sorunları ve Milli Takım olmalıydı. Ben soyunma odasına gitmedim, bir tane hakem bile bunu söyleyemez. Fenerbahçe’nin hakları yenirse her yeri basarım.”
“Hakem odasını basan adam” olarak “yaftalanan” Aziz Yıldırım, farkına varmadan, hakem odasına gittiğini itiraf etti!.
Öyle mi?
Meğer, odayı “basma”ya değil, tutanağa “imza” basmaya gitmiş.
(“Bir defa girdim. Ali Aydın, Rize maçında olaylar oldu, Rize yöneticisini ve beni alıp tebligat yaptı. Bunun dışında hiç odaya girmedim. Biri çıksın söylesin.”)
Aziz Yıldırım’ın sözünü ettiği maç hangisiydi, maçta ne olmuştu?
(8 Kasım 2003 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanan Fenerbahçe-Rizespor maçı 1-1 biter. Hakem Ali Aydın, 86. dakikada Rizesporlu futbolcu Gustavo Anders Victoria Rave'ye bir sarı kart daha gösterir, ama kırmızı kart göstermeyi atlar. Maç, kural hatası nedeniyle, 18 Ocak 2004'te yeniden oynanır; Fenerbahçe 4-1 kazanır.)
*****
Dün “kınama töreni” vardı; bugün de “yanıt töreni”...
“Gerekirse, hakem odasını basarım!”
Basar mı?
Evet, ama üstüne basa basa “Gerekirse....” diyor.
“Gerekirse”nin koşulları ne?
(“Eğer Çaykur Rizespor maçında, Emenike'nin pozisyonu 90. dakikada olsaydı ve maç 0-0 bitseydi, o zaman girerdim. (...) Yine söylüyorum, Fenerbahçe'nin hakkı yenirse her yeri basarım.”)
*****
Dün “kınama töreni” vardı; bugün de “yanıt töreni”...
Kural “ihlal”i varsa, karşılığı “ceza” olarak vardır.
Öyle de, karar verici, “kural”ı uygularsa...
Futbolcu “kart” görür, cezasını çeker; yönetici konuşur, cezasını çeker; teknik adam “aşırı” itiraz eder, sahaya girer, cezasını çeker; taraftar olay çıkarır, küfreder, cezasını kulüp çeker.
Ya hakemlerden kimileri?
Göz göre göre, hiçbir şey yokmuş gibi davranır; "kör”ün bile göreceğini görmez...
Cezası?
Tepkiler karşısında gelsin, “hamasi” nutuklar; tepki gösterenlere cezalar...
“Yedirmeyiz!” diklenmeleri...
*****
Dün “kınama töreni” vardı; bugün de “yanıt töreni”...
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe özelinden yola çıkarak futbolumuzun genel sorunlarını masaya yatırdı. Her sözü, değindiği konu, sorun, “tek yazı” olacak nitelikte.
Bilinen o ki, futbolda sorunlar çok.
Ama...
Herkesin “sorunu” kendine göre... Öyle olunca da “savunması” da, “suçlaması” kendine göre oluyor.
Son söz:
Huyumuz kurusun, sorunları yeni sorunlar yaratarak çözmeyi çıkar yol sayıyoruz.