- Kategori
- Gündelik Yaşam
Azmin öyküsü

Uzun yıllardır saçlarıma şekil veren, boyayan, kesen çok sevdiğim kuaförüm ani bir kararla rahatça ulaştığım mekanından (iş yerime 5 dakika) ayrılarak çok uzaklara taşındı ve haliyle artık ona gidip-gelmem sorun yaratmaya başladı.
Hal böyle olunca yine yakınlarda, kolay ulaşabileceğim bir kuaför aramaya başladım.
Dün arkadaşımın referansı ile bir kuaföre gittim.
İçeriye girdim, orta yaşlı, kırlaşmış uzun saçlarıyla , gözünde gözlükleri, oldukça şık giyimli ve kibar bir beyefendi bana gülümsedi. Beni gönderen arkadaşımın adını verdim ve artık onların müşterisi olmaya karar verdiğimi söyledim.
Memnuniyetle karşıladı. Gerek çalışan personel, gerekse kuaförün sahibi olduğunu sonradan öğrendiğim bu uzun saçlı ve kibar beyefendi oldukça nazik ve sevecendi.
Saçlarım boyandıktan sonra yaklaşık 45 dakika kadar beklemem gerekiyordu. Oldum olası bu süreyi beklemek benim için eğlenceli olmuştur. Zira kitap okumak için müthiş bir fırsattır ve yine öyle oldu, okumakta olduğum "Asi Melekler " adlı kitaba kaldığım yerden devam etmeye başladım.
Ancak bu sırada kulağıma takılan o müthiş keman sesi beni kitaptan uzaklaştırdı. Çok az kişinin tanıdığı, benim de hayranı olduğum, Rus keman virtiözü Sergei Trofanov'un ilk solo çalışması olan müthiş albüm "Gypsy Passion" çalıyordu.
O sırada bana yapılan mis gibi bir Türk kahvesi eşliğinde kitabı bırakarak, bu müthiş keman virtüözünün nağmelerine bıraktım ruhumu.
Tam bu sırada beyefendi yanıma geldi ve sohbet etmeye başladık. Okuduğum kitap dikkatini çekti ve elimdeki bitsin bende okuyacağım bu kitabı çok merak ediyorum dedi. Kendisinin şu an hangi kitabı okuduğunu sordum. Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" adlı kitabını okuduğunu söyledi. Benim de listemde olduğunu en kısa sürede okumak istediğimi söyledim.
Sonra sağlıklı yaşamdan açıldı konu, kendisi yaklaşık beş sene önce sigarayı bıraktığını, uzun zamandır spor yaptığını daha dengeli beslendiğini, günde beş öğün meyve - sebze yediğini, akşam yemek yemediğini ve yılda iki kez check-up yaptırdığını söyledi. Tebrik ettim kendisini sağlıklı yaşam konusundaki hassasiyeti için.
Sonra ben kaç sene sigara içtiğini sordum.
"35 senedir, çocukken 11-12 yaşlarımda çobanlık yaparken başladım!!! " dedi.
O anda nasıl bir şok yaşadığımı tahmin edersiniz. Nutkum tutuldu ne diyeceğimi şaşırdım.
Şaşkınlığım ve yaşadığım şok suratımdan belli olacak ki, anlatmaya başladı.
"Biz doğuluyuz, köyde yaşıyorduk, 8 kardeştik, ailem çok fakirdi. Ailem hiç birimizi okutamadı. Ben seneler sonra ilkokulu ve liseyi dışardan bitirebildim. Çocuk yaşımda çobanlık yaptım. Sonra büyük şehirde iş imkanı daha fazla diye, Ankara'ya geldik. Bir kuaförün yanına çırak olarak girdim, bu mesleği çok sevdim. O günden beri de işimi severek yapıyorum ve her an kendimi geliştirmeye çalışıyorum" dedi.
Çok etkilendim....
Eskiden çobanlık yapmış ve ilkokulu dışardan bitirmiş bu beyefendinin, Türkiye'nin başkenti Ankara'nın en merkezi caddelerinden birinde büyük bir kuaför salonu ve elit bir müşteri kitlesi var.
Konuşması son derece düzgün.
İnanılmaz kibar.
Rafine zevkleri var, çok az insanın tanıdığı meşhur keman virtüözü Sergei Trofanov'u dinliyor ve müşterilerine dinletip onların da tanımalarını sağlıyor.
Sağlıklı besleniyor. Bu konuda gereken neyse uyguluyor. Yakınlarına da tavsiyelerde bulunabiliyor.
Tam bir kitap kurdu, ünlü edebiyatçıların eserlerini okuyor.
İşini çok seviyor ve işinde devamlı kendini geliştiriyor.
İnsan ilişkileri ise harika....
Bu beyefendi ile ilgili başka ne söyleyebilirim bilmiyorum.
Ben çok etkilendim, kendisini tanımaktan son derce mutlu oldum.
Azminden ve geldiği noktadan ötürü yürekten kutluyorum yeni kuaförümü.
Bütün imkanlar önüne serildiği halde, bir türlü istediği noktaya gelememekten yakınan, mutlu olamayan insanlara örnek olur belki.
<><><><>
Sizlere, Sergei Trofanov'dan "Les Yeux Noirs" adlı parça ile veda etmek istedim.