- Kategori
- Anılar
Babana rahmet...

Alıntıdır
Sabah saatleri, işyerinin çaycısı geldi elinde küçücük bir paket. Lafa nereden başlayacağını bilemiyor.
- Ben bunu bahçede buldum.Yerde gördüm, çöp mü anlayamadım. Gene de bir bakayım dedim, içindekileri görür görmez getirdim.
Buruş buruş bir poşet,katlanmış küçücük olmuş. İçinde ülkenin gelir düzeyini göz önüne aldığımızda hatrı sayılacak bir miktar para, bir kaç parça altın takı.Hadi bakalım!
Poşeti teslim ederken sıkılan, yanlış anlaşılmaktan korkan adamcağızın yüzüne bakıyorum. Hani derler ya, insanın içi dışına yansır diye. Doğruluk payı var bunda, bir kez daha görüyorum. Hala böyle dürüst insanlar var ya şu dünyada, dünyada iyiliğin bitmeyeceğine inanıyorum. Yevmiyeyle çalışan bu insanın birkaç aylık maaşını gözünü kırpmadan getirip teslim etmesi karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum ancak helal olsun diyorum.
Açıyoruz poşeti, içindekileri sayıyoruz. Ofis çalışanlarına, işyerinin güvenlik görevlilerine tembihliyor, gelipte parasını pulunu soran olursa haber vermelerini istiyoruz.Sonra poşetin içindekilerle başbaşa kalıyoruz. Ne yapmalı ne etmeli? Paraların yanında yıpranmış bir zarf görüyoruz, belediyeden gönderilmiş.Üzerinde yazan adresi zor olsa da okuyoruz. Poşeti işyerinin kasasına kilitleyip paranın sahibini bulabilmek için alternatifleri düşünmeye başlıyoruz. En doğrusunun karakola teslim etmek olduğuna karar verince düzenlediğimiz tutanakla beraber çalışanlardan biri karakola gidiyor. Bir müddet sonra da elinde poşet geri geliyor.
- Böyle teslim almadılar. Bulan kişi karakola gidip ifade verecekmiş. Ayrıca işyerinden resmi yazı götürecekmişiz.
Ah bu bürokrasi! İnsanı iyilik yapmaya çalıştığı için pişman ediyorlar. Yine poşetle kalakalıyoruz. Derdimiz bir an önce paranın sahibini bulabilmek. Adres kenar semtlerden birine ait. Kaybeden kişinin kimbilir hangi ihtiyacı içindi? Nasıl panik olmuştur? Çıksa gelse, alsa emanetini, içimiz rahat etse. Gelmiyor, gün bitiyor, evlerimize dönüyoruz. Akşam bizimkilere anlatırken annem diyor ki:
- Muhtara ulaşsanıza.O bulur nasıl olsa!
Biz teknolojik insanlar! bütün gün bilinmeyen numaralar hattı, internet vb üzerinden kişiye ulaşmaya çalışırken hiçbirimizin aklına gelmeyen annemin aklına geliveriyor, tecrübe işte :)
Ertesi gün muhtarı arıyorum, miktarını belirtmeden ve takılardan hiç bahsetmeden para bulduğumuzu anlatıyorum. Verdiğim adreste yaşlı bir amcanın oturduğunu, kendisine ulaşacağını ve beni arayacağını söylüyor. O gün arayan soran olmayınca ümidi kesiyorum.
Ancak bir sonraki gün iş güç arasında muhtar arıyor.
- Vatandaş yanımda Dilek hanım, kaybı varmış. Telefona veriyorum.
Amca telefonu alır almaz paranın miktarını ve takıların adetini söylüyor bana. Ohhhh, bulduk nihayet!
- Amca paran bizde saklı. Seni bulmaya çalışıyorduk. Gel bir an önce de teslim edelim.Sen de rahatla biz de rahatlayalım.Nasıl kaybettin sen bunu?
- Kızım ceketin cebindeydi, cep delinmiş, oradan düşmüş. Babana rahmet, Allah sizden razı olsun!
Yüzümde bir gülümseme, telefonu kapatıyorum.
"İki nimet vardır ki insanların çoğu onun kıymetini bilmezler: Vücut sağlığı, vicdan rahatlığı." Hz. Muhammed