- Kategori
- İstanbul
Bağdat Caddesi ve Arşimet

Bağdat caddesi, tarihi Osmanlı dönemine kadar uzanan, ismi 4.Murat’ın zamanında konan, günümüzde Kızıltoprak’tan başlayıp, Maltepe ve Cevizli’ye kadar uzanan bir caddedir.
Uzun olması kadar, Asya yakasının en popüler caddesi olarak dikkat çeker. Önemli markaların bulunduğu gezi, dinlenme ve alışveriş merkezidir. Fenerbahçe kulübünün başarılarını kutladığı bir toplanma ve gösteri adresidir aynı zamanda.
''Bağdat cadesi yıkılıyor'' haberini grünce hatta ''ne oluyor yahu, Fenerbahçe şampiyon mu oldu maçlar bitmeden, şenlik mi başladı'?' Diye geçirdim içimden.
Kentsel dönüşüm projesi kapsamında burada araştırma yapan Bakanlık vekili bir mühendislik şirketi bu cadde üzerindeki binalarının %80 inin yıkılacak durumda olduğunu ve büyük risk taşımakta olduğunu söylemiş.
Doğrudur. Bu binalar caddenin ismini aldığı 4. Murat zamanından kalma değildir elbet ama 40-50-60 senelik binalardır ve 1999 depreminden önce eski 2. sınıf deprem raporuna göre inşa edilmiştir.
Yine de önce günaydın diyelim!.
Böyle tarihi ve popüler bir caddeyi sanki şehrin arka planında kalmış bir gecekondu mahallesi gibi bulup çıkarmanın, yeni keşfetmenin Arşimet gibi hamamda sefer tasının batmadığını görüp, yerçekimini bulduğu zamanki gibi, peştemalla sokağa çıkıp ‘’buldum, buldum’’ diye ortalığı velveleye vermenin anlamı yok. Arşimet eğer hamama daha önce gitseydi yerçekimini daha önce fark edebilirdi. TOKİ de Bağdat caddesine daha önceki yıllar uğrasaydı, orada oturanlarla konuşsaydı, keşif yapmasına bile gerek kalmazdı.
Bu caddede oturanlar, deprem riski altında olduğunu biliyorlar. Hem de çok iyi biliyorlar. Ben de biliyorum. Orada oturmuyorum ama oradaki örneğin Kızıltoprak’taki işhanlarının nasıl çatlak patlak olduğunu biliyorum. Köşe başlarındaki, üstü reklamla komple giydirilmiş binaların altında kalan hep risktir.
1999 depreminden sonra geçen 13 sene içinde burada oturanlar hep korkuyla yaşıyor ve evlerinin yeniden yapılmasını arzu ediyor ama kat sayısı arttırlmadığından maliyet açısından içinde bulundukları çıkmazdan kurtulamıyorlar. Bağdat caddesi üzerindeki binalara kat izni verilmiyor. Buna karşılık hemen arkasındaki sokaklara, ötesine, berisine çok katlı dev bina yapmak serbest!.
Burada böyle bir çelişki var. Buna Kadıköy Belediyesi tek başına karar veremiyor. Bağdat caddesinin bu risk altında olmasının ona kazandırdığı bir şey yok.
Altlarındaki ışıltılı ve güzel görünüşlü dükkanların üstü bir felaket. Gerçekten de bu binalar deprem yıkmadan, kimseyi de mağdur etmeden, gerekirse kat izni de vererek yıkılmalı, yenilenmeli, burada oturan insanların, büyük kalabalıkların can güvenliği sağlanmalı, birlikte yaşamaya mahkum oldukları risk ortadan kaldırılmalıdır. İnsan sağlığı ön söz konusu ise rant 2.planda kalır.
Bağdat caddesi yenilensin, kat sayısı arttırılsın peki Kadıköy’ün arka bahçesi denilen ve bu bölgenin en eski yerleşim yerlerinden yeri olann Rasimpaşa mahallesi ve de tabii ki Yeldeğirmeni’nin ne günahı var?. Benim 40 senemin geçtiği bu yerde 100 senelik binalar var. Bu binalara karşı ne gibi tedbirler alınmıştır? Yoksa kaderine mi terk edilmiştir?.
Rasimpaşa-Yeldeğirmeni sit alanı ilan edilmiştir. Buraya da 5 kat üzeri imar izni verilmemektedir. Evlerin hemen hemen tamamı eskidir. Onarılamaz haldedir. Binalar yanaşık düzendir ve burası, bölgenin en riskli bölgesidir ve en acil çözüm bekleyen bölgesidir, binalar daha da giderek daha da eskimektedir.. Bu nedenle terkedilmiş metruk bina sayısı fazladır.
Bağdat caddesindeki sorunu bir Arşimet edasıyla da olsa ortaya koymayı tüm ard düşüncelerden uzak olarak, umut verici ve hatta epey de gerçekçi buluyorum fakatRasimpaşa-Yeldeğirmeni semtinin 200.000 insanın yaşadığı, rantdan uzak yerleşim alanına ‘’sen sit alanı ilan edildin’’ kaderin neyse onu yaşarsın demenin de çelişkisini çözemiyorum.
Yoksa bu semt için Haydarpaşa Port projesiyle ilgili bir başka proje mi vardır?.