​ Şarkılarla geçen bir İstanbul günü / İstanbul / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '12

 
Kategori
İstanbul
 

Şarkılarla geçen bir İstanbul günü

Şarkılarla geçen bir İstanbul günü
 

Sabah, telefonunda çalan bir melodi, MFÖ’den: Bu sabah yağmur var İstanbul’da dinleyerek merhaba dersin yağmurlu bir İstanbul sabahına. Yataktan kalkasın gelmez ve şu mısraları mırıldanırsın Vega’dan : yastığına senin sarılıp kokunla uyumuşum, üstüm açılmış, ürperirken sabah olmuş "uyan" dedi bir ses, "uyan,o burada" uyandım, aradım, bulamadım; bu sabah bir, umut var içimde; nasıl olsa geri gelirsin diye, her şey yerli yerinde yine, bu sabahların bir anlamı olmalı… Umudun boşa çıkınca Ceyhun’dan mırıldanırsın; Yoksunlu sabahlara uyanıyorum Aynı Bildiğin gibi. Yeni bi şey yok Eski bi şey de yok Sen gibi. Bir ben kaldım O da... Ben miyim değil miyim belli değil artık… Sonra Emre’den; Kaybettim bugün kendimi Hükümsüzdür dersin… Aslında gazda verir bu şarkı ve Haramilerle yol alır“birden çıkarsın viraneden, koşa koşa inersin kumsala, acı acı söversin sonra yüzünü kırbaçlayan rüzgara…Sakinleyince, Sezen’le “Oturup Kanlıca’nın orta yerine yüzdürürsün gözünün yaşını Hisar’a doğru, yapacak hiçbir şey de yoktur bilirsin… Akşam gün batımına doğru telefonun çalar, bir dostun sana; Bu akşam eğlenelim sabaha kadar, bizim dostluğumuz ölene kadar, bu dertler kederler nereye kadar, aşkımız sevgimiz mahşere kadar der ve gülümsersin. Eve gidersin bir hışımla, Radyoyu açarsın ve Sıla; Hadi git gez toz, azcık ta sen boz der. Sonra yine Sıla ile açarsın radyoyu ve yol nereye sen oraya… Işıklı janjanlı bir kapıdan girersin içeri, aslında herkes ordadır… Avutursun kendini Sılayla “Nasıl da yalnız ve çıplak herkes, mutsuz ve damsız herkes, benim de bundan aşağı kalır yanım yok” diyerek… Keyfin biraz yerine gelir, şenlenirsin, hareketlenirsin ve yelkenleri suya indirirsin boş kadehler masanda dolup taşarken, O nu görürsün karşında, bir edepsiz merhaba, gelip ansızın oturur inadına, Bir of çekip Allah dersin, böylesini hiç görmemişsin, diğerleri sadece sevebilir ama, sense uğruna ölebilirmişsin gibi” hareket edersin. Hem alkol hem de aşk sarhoşusundur o sırada, “tutup kolundan çekip götüresin” gelir Tarkan’ın dediği gibi. Bu duyguyu Teoman’dan kopya çekerek kulağına fısıldarsın; “sarhoş olsak ya, kimiz unutsak ya, bulut olup iç içe bardaktan boşalsak ya sarhoş olsak ya tek vücut olsak ya yüksek doz aşk alıp burda mutlu ölsek ya”… Ve o an da Yeni Türkü’nün söylediği gibi; “Aşk yeniden unutulmuş yemin gibi Aşk yeniden hem tanıdık hem yepyeni Aşk yeniden kendini yaratır kendinden”…Çıkarsın mekandan; atlarsın arabaya ve arabayı sen kullan içkiliyim.dersin,-'boş ver yutalım şeritleri bas gaza' bu otel güzel adını sevdim, orda öyle yerlerime dokun, dokunmadığı kimsenin diyen birine hayır diyemezsin… Hızlı bir gecenin ardından gün doğumunda pişmanlık kaplar içini ve Candan duygularına tercüman olur ; Ne ilk ne son bu sabah, Ne çok öğrendi bu gönül ne çok söndü ne çok yandı, Her defasında kanatlandı bu son sandı ama aldandı, Boyun eğmedi bu gönül ne alıştı ne uslandı, bu gönül uyandı bu sabah yeniden başladı… Not bırakırsın Şebnem’den söylenecek söz yok, gidiyorum ben, hoşçakal, hoşçakal, ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya, şahlanıp koşmak içimde var, hoşçakal…Ve sen “Yine yazı beklemeye koyulursun”…
 

 
Toplam blog
: 2
: 141
Kayıt tarihi
: 27.09.12
 
 

İşte burcu koç yükseleni boğa olan, ikisinin kırması bir hayat geçiren, çayı üç şekerli kahveyi s..