​ Baldızın Fendi Seyirciyi Yendi / Magazin / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '12

 
Kategori
Magazin
 

Baldızın Fendi Seyirciyi Yendi

Baldızın Fendi Seyirciyi Yendi
 

FOX Tv Mercek altında ( http://blog.milliyet.com.tr/fox-tv-mercek-altinda/Blog/?BlogNo=361346 ) derken nerede kalmıştık? Lale Devri dizisindeki aile içi çarpık ilişkilerin arkasında durulmaya devam edilirse yakında bu yüzden de FOX’un ceza alabileceğini söylemiştik en son. Ve seyircinin şuanki gidişten oldukça rahatsız olduğunu.  Devam edelim kaldığımız yerden o halde.

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir diye atalarımız boşuna söylememişler. Lale Devri dizisinin en başından beri amacının baldız -enişte evliliğini sağlamak olduğunu Toprak karakterinin de diziye ivme kazandırmak için, bir kurtuluş yolu olduğu için getirildiğini savunmuştum aylar önce. Ve bugün gelinen noktada da bu evlilik gerçekleşiyor. Yani Baldız- Enişte evliliği. Ve o zamanki söylemlerimin haklılığı da gerçekleşiyor.

Seyirci tepkisinden çekinildiği için bunu yavaş yavaş yapıyorlar demiştim. Amacın Baldız karakterini seyirciye sevdirmek ve de zaman içinde bunun doğru, normal bir evlilik olduğunu kabul ettirmek olduğunu söylemiştim.

Nitekim söylemlerimin hepsi gerçekleşti.

Bu kanıya varmamın pek çok sebebi vardı. Yani öylesine bir düşünce değildi. Bu düşüncemin oluşmasına sebep olan o kadar materyal vardı ki.

Şimdiye kadar hiçbir yönetmen ya da senaristin kanallarda tek bir karakteri savunduklarını, onu masum gösterdiklerini görmemiştim örneğin. Bir karakteri savunurken diğer karaktere de aptal denildiğini, yerildiğini. Özet adı altında sunulan bölüm bilgilendirmelerinde yanlış olan karaktere amaç yüklendiğini (Yeşim, yaşadığı acıların karşılığını alabilecek midir?) cümlesiyle görmemiştim. Ya da hiçbir senarist izleyicisine "umurumun on beşi" ya da "it" yakıştırması yapmamıştı.

Tüm bunları Lale Devri dizisinde gördük maalesef… Bu yüzden de her yazdığım yazımda amacın baldız- enişte ilişkisini toplum gözünde aklamak adına bir yapım olduğunu söyledim ve bununda bilinçli olduğunu savundum.

Bugün gelinen noktada da bu evlilik gerçekleşiyor.  Sebepse ablasının evliliğini yıkmaya çalışan karakterin acılarını dindirmek olarak gösteriliyor.

Asya Güneş adlı bir okurumun Lale Devri dizisiyle alakalı yazdığım yazılardan birine yaptığı yorumdaki cümlelerini aynen aktarmak istiyorum.

Asya Güneş • Ankara Üniversitesi

Sevgili Oya Hanım, öncelikle sağduyunuz ve bu güzel yazınız için sizi tebrik ediyorum. Toplumu resmen ahlaki çöküntüye uğratmak için elele vermiş dizinin yönetmen ve senaristleri. Ama benim asıl üzüldüğüm bunu başarmaya başlamaları ve kimsenin buna engel olmaması. Bakın Yeşim taraftarlarının yazınıza verdiği tepkileri okuyunca ne demek istediğim anlaşılıyor. Konuşma şekilleri, hemen saldırıya geçmeleri ve de hakaret etmeleri ne kadar Yeşimci olduklarını gösteriyor. Bir öğretmen olarak çok üzülüyorum. Öğrencilerimin Yeşimci - Toprakçı diye ayrılmalarına, birbirlerine ettikleri hakaretlere mi üzüleyim yoksa dizinin kötü karakterini tutan öğrencilerimin haline mi üzüleyim? Yaptığı işi dizinin karakterinden destek alarak haklı çıkaran ve Yeşim'i örnek alan öğrencime mi yanayım? Eğer senarist ve yönetmen buna bilmeden sebep oluyorlarsa üzülürüm ama bilerek yapıyorlarsa daha çok üzülürüm. Yer gök aşk son sahnelerdeki olaya bakınız. Evde yemek var evin oğlu Yusuf’un kardeşi küçük kız banyoda Yusuf’un kayınbabasıyla,  Yusuf’un karısı mahzende Yusuf’un amcanın oğluyla, Yusuf masada Hava'yla mesajlaşıyor vs.vs… Bana bunun normal olduğunu söyleyecek bir Allahın kulu var mı acaba? Bana da bunları yazmaktan, size teşekkür etmekten başka hiç bir şey gelmiyor elimden. Oturmuş ülkemin insanlarının TV yoluyla psikolojik ve ahlaksal çöküntüsünü izliyorum acı çekerek o kadar. Bilirsiniz bir ülke yok olsun diye illa topla tüfekle savaşılmazzz........saygılarımla....

                                                                        

Facebook adresim olmadığı için MB’nin facebook erişiminden yapılan bu yorumu sayfamda göremiyorum bu yüzden eksik yayınlamış olabilirim emin değilim ancak burada yazdıkları dikkat çekici. Bir eğitimcinin bir dizideki karakterlerin öğrencilerin üzerindeki etkisini gözlemleriyle ortaya koyması ve genç beyinlerin normal algısını görme adına önemli buluyorum.

Hani dizi canım ne var diyenlere kapak olması adına.

Lale Devri dizisi, Yer gök aşk ve Deniz yıldızı dizilerine baktığımızda hep aynı kalemi görüyoruz. Berfu Soner. Ve üç dizininde içinde var olan çarpıklıklar benzerlikler ortak. Burada Berfu Soner’i tek başına suçlayamayız çünkü senaryoyu o yazsa da kanal yönetiminin etkisi büyük. Ancak ayrı bir gerçek de var; senaristler seyirci isteklerini dikkate alır. Bir noktaya kadar da almalıdır. Tabii yapımcı da.

Bunu yakın ve uzak geçmişte örnekler üzerinden vermek istiyorum.

"Fatma Gül’ün Suçu Ne?" dizisiyle ilgili son yazdığım yazımın hemen ardından yayınlanan bölümler Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun seyircisine ne kadar önem verdiğinin göstergesi.

Bu dizi asıl konusundan sapma göstermiş seyircide doğal olarak çeşitli platformlarda isyan etmişti.

Ama son yayınlanan bölümlerde ciddi bir toparlanmayla asla dönülerek seyircisini ne kadar önemsediğini göstermiştir dizi.

Bu yüzden Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nu tebrik etmek istiyorum. Hani denir ya acı ve entrika olmayınca seyirci izlemez diye. Asıl çiftler kavuşmadıkça seyirci diziye kenetlenir diye işte bunun tersini ispatlayan Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun kalemiyle “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisinin son bölümlerini izlesinler. Ha bu haftada düğünümüz var onu da izlesinler.

Şimdiye kadar beş ya da altı düğün gerçekleştiren yenisine hazırlanan Lale Devri dizisinden düğün nasıl olurmuş belki öğrenir. Onca düğün sahnelerini toplasanız bir Fatmagül düğünü etmez. Tadı da, bıraktığı izlerde.

 

Uzak geçmişten de "Sıla"yı örnek vermek istiyorum.

O dönemde şimdi Lale Devri dizisini yazan Sema Ergenekon, Eylem Canpolat ikilisi Sıla'yı yazıyordu. Boran karakteri üzerinde ve senaryo üzerinde aynı şu anki dizilerinde olduğu gibi ufak yollu bir entrikaya girmek üzere iken seyirci dur dedi. Yine o dönemde konuyla alakalı seyirciden gelen e-mailler doğrultusunda seyirci tepkisini anlatan yazdığım yazıyla alakalı yapımcı Gül Oğuz’dan aldığım e-mail ve yorumda seyirci tepkisine sessiz kalmadıklarını ve gerekenin yapılacağı yönündeydi. Nitekim sonraki bölümlerde ikinci kadın olma yolunda diziye kattıkları karakteri öldürerek seyircinin isteğini yerine getirmiş Boran karakterinin de namusunu kurtarmışlardı.

Tabii burada ayrı bir gerçekte var belirtmeden edemeyeceğim. Sıla’nın her ne kadar senaryosunu bu ikili yazsa da hikâyesi önceden yazılmış bir diziydi. Hikâyenin asıl sahibi Dursaliye Şahan yapım şirketine mahkeme açarak davayı kazanmıştı. MOST yapım şu an temyize gittiği için konuyla alakalı daha fazla detaya girmek istemiyorum. Merak edenler bu konuda yazdığım yazılarımı okuyabilirler. Sadece belirtmek istediğim ortada sağlam bir hikâye vardı senaristlerin fazlaca oynaması söz konusu olamazdı. Oysa Lale Devri’nin konusu diye bir şey yok o yüzden kalemler istediği gibi oynuyor, çiziyor. Seyirciyi de umursamadıkları için ortaya bu çıkıyor.

"Tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden al" atasözünü kendilerine ilke edinmiş senaristlerimiz her iki yazdıkları dizide de bu konuyu ön planda tutmak istemişlerdir. Sağlam erkek karakterleriyle bunu yapamayacakları içinde zayıf maşa erkek karakterlerle yola çıkmışlar. Yerlerde sürünen bir erkeğe seyirci bağlanmayacağı için işleri de kolay olurdu. Zira zamanında yaratıkları Boran karakteri hayali de olsa başlarını çok ağrıtmıştı.

Bu ikili o zaman Boran karakterini öylesine yüceltmişlerdi ki hayali bu karakter kadın izleyici tarafından sahiplenilmişti. O zamandan içlerinde kalan bu uhdeyi hem Yer gök aşkta hem de Lale Devri’nde ( zira her iki diziyi de bu ekip yazıyor ) asıl oğlanları yerlerde süründürerek gerçekleştiriyorlar. Bakınız Yer gök aşk’ın Yusuf karakterine, bakınız Lale Devri’nin Çınar’ına. Her iki dizininde asıl erkeklerinden seyirci nefret ediyor. Bu yüzden öyle düşünüyorum ki Boran karakteri yüzünde başları ağrıyan bu ikilinin o zamandan içlerinde uhde kalmış. Ve sanırım Sıla dizisinden bu yana yeminliler. Bu yüzden de ellerindeki konuya hâkim olmak adına pasif erkek karakterleri yazarak kendilerini korumaya almışlar. Zira şimdiye kadar bu kadar zayıf karakterli erkeklerin dizilerde yer aldığını hatırlamıyorum. Ha bir de Gümüş’ün Mehmet’i vardı. Ne tesadüf o da bu ekipte olan üç hanım tarafından can verilmiş bir karakter.

Yani özetle söylemeye çalıştığım senaristlerin seyirciyi önemseme durumuyla önemsememenin kazanımları arasındaki fark ve incelikler.

Lale Devri dizisi senaristleri ve yayıncı kanal Fox seyirciyi önemsemeye dursun çok yakındır diziyle alakalı ceza almaları.

 Zira çarpıklıkları hat safhada bir dizi. Ancak senaristlerimiz o kadar akıllılar ki bu çarpıklıkları ve özellikle üzerinde durdukları Baldız-Enişte evliliğini doğal kabul ettirmek adına aradaki sansasyonel çelişkileri de yavaş yavaş kaldırıyorlar. Nasıl mı?

Şu an Baldız’ın annesi ile Eniştenin babası evli bu durumda evlenirlerse baldız ve enişte kardeş olacaklar. Üvey de olsa. Bu sansasyona mahal vermemek adına baldızın annesiyle eniştenin babası boşanma durumuna getirildi ki burada yeni bir tartışma çıkmasın.

Hoş neresinden baksanız elde kalan bir senaryo ya.  Birde üçüncü sezona taşıyacaklarmış diziyi.

Nesine güvenilerek taşınacak bilmiyorum ama böyle bir evlilikle taşırlarsa emin olsunlar ki gelecek sezon 34. Sıraya düştükleri Baldız- Enişte ilişkisinin yaşandığı bölümlerdeki akıbetle karşılaşırlar.

Böyle bir evliliği onaylamayan seyirci gelecek sezonda girecek iddialı yapımlarla tercihini yapar bu sıkıcı, değerlerimizle örtüşmeyen, adına aşk dedikleri eğreti durumu izleyerek kendisine işkence etmez.

Bu evliliği onaylayan diğer kesimle de ne kadar yol alırlar, geçmişe dönüp bakarlarsa görebilirler.

Bu evliliğin sinyallerini verirlerken seyirciyi elde tutmak ve nabız yoklamak adına da hiç boş durmuyorlar tabii.

Şimdilerde Serenay Sarıkaya’nın diziden ayrılacağı yönünde haberler ön planda.

Bu ayrılık çoğu izleyicide Serenay Sarıkaya’nın hayat verdiği Yeşim karakterinin diziden ayrılacağı şeklinde algılanıyor.

Öyle midir, değil midir yapıma onaylatmadım. Yapımın basına yansıyan açıklamaları da çok doyurucu değil ancak öngörülerimle bunun böyle olmadığını düşünüyorum. Var olan seyirciyi elde tutmak için yapılan bir çeşit atak gibime geliyor.

Zira Yeşim karakteri çıkarsa dizi yeni bir boyut kazanır. Toprak ve Çınar karakteriyle yol alır bu diziye yeni katılacak ikinci kadınlar dizide performansı düşürür ki bu da reytinglere olumlu yansımaz bence.

Yapım böyle bir riske girmez. Yeşim karakterini bu yüzden harcamaz, diye düşünüyorum. Zaten konuları baldız enişte birlikteliği bu karakteri öldürerek yeni bir başlangıç yapacaklarını hiç sanmıyorum.

İkinci olasılıkla bakalım Yeşim karakterini başka biri canlandırırsa ne olur.

Serenay Sarıkaya’nın oyunculuğu ile hayat bulmuş bu karakterin yerine gelecek biri ona aynı ivmeyi veremez. Serenay’ın başarılı oyunculuğuyla Yeşim karakteri bu denli ön plana çıkmıştır. Başka bir oyuncuyla aynı karakterin can bulması mümkün değildir bana göre. Bu ne Toprakçılar tarafından benimsenir ne de Yeşimciler tarafından. Kaldı ki Yeşimciler Serenay’ın ayrılması durumunda diziyi izlemeyi bırakılar. Yeşim'i tutsalar da ona hayat veren Serenay’dan kaynaklandığı için bu kadar sıkı sıkıya sarılmaktalar bu karaktere.

Bu da yapımcının işine gelmez. Yani her iki olasılıkla da yapımcı diziyi üçüncü sezona taşıyorsa eğer böyle bir riske girmez diye düşünüyorum. Böyle bir haberin bana göre tek nedeni seyircinin kafasında baldız enişte evliliğini izlemek istemeyen kemsin yeşim ölecek çıkacak gibi bir algıyla yanıltarak bağlamak olduğunu düşünüyorum.

Sezon finaline kafalarda sorular oluşturarak seyirciyi yeni sezona hazırlamak, asıl amaçlanandan uzaklaştırarak yeni sezonda elde tutmak için bir atak olduğu kanaatindeyim.

Zira Seranay’ın çıkacağı konusu her çalkantıda, Lale Devri’nin girdiği her çıkmazda ortaya sunulan bir durum. Yeşim karakterinin öleceği ise her Toprakçıların isyan bayrağını çektiğinde ortaya konulan bir durum. Ve her seferinde boş çıkıyor.

Bu sefer çıkar mı çıkmaz mı bilemem ama çıkacağını düşünenlerdenim.

Avşar Yapımın söylediğim nedenlerden böyle bir riske gireceğini düşünmüyorum çünkü.

Toprakçılar ve Yeşimciler diyorum çünkü yukarıda da verdiğim okur yorumundan anlaşılacağı gibi iki başrol oyuncunun ciddi bir fan gurubu var. Selen Soyder ve Serenay Sarıkaya olarak değil Yeşim ve Toprak olarak kurulmuş guruplar. Yani karakterlerine sıkı sıkıya bağlılar. İşin ilginci kapışmaları da çok sert. İzlerken iki gurubu da zaman zaman anlamaya çalışıyorum ama anladığımı söyleyemem.

Avşar Yapım gibi şimdiye kadar dizi tarihinde naif, önemli yapımlara imza atan bir yapım şirketinin böylesine iki dizinin arkasında durması ve böylesine aile mevhumunu hiçe sayan iki diziyle çıkış yapması da beni çok şaşırtıyor açıkçası. Bu ve benzeri soruların cevaplarını yapımcıdan aldığımda onu da yayınlarım ilerde.

Özetle söylemek istediğim "Lale Devri"nin özetçisinin yazdığı gibi Baldız acılarının karşılığını alacak mı demekle olmuyor bu işler.

Seyircisine kulak tıkamakla onları yok saymakla gelecekte yapacakları yapımlara referans veriyorlar. Bugün seyircisini yok sayan yarın kendisi yok sayılacaktır seyirci tarafından emin olsunlar.

Bu konuda sayısız örnekler var ama şimdi o örneklere girmeyeceğim.

Sadece senaristlerimiz şunu unutmasınlar. “Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.”

Ve Fox’ta şunu unutmasın. Topluma karşı kamusal sorumluluk taşıdığını. Hoş unutanlara hatırlatıyorlar her durumda.

 

oyatekin@gmail.com

Artık yazılarımı ve haberlerimi Mynet Yurt Haber üzerinde de takip edebilirsiniz.

Not: Burada yazılan tüm yazılarım elektronik imza ve zaman damgası güvencesi altında yasal hakları korunmaktadır. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilmeksizin izin alınmadan kullanılamaz.

 

 

 
Toplam blog
: 295
: 3718
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..