- Kategori
- Gezi - Tatil
Balkanlarda 10 gün, ikinci durak Bosna Hersek'te Saraybosna ve Mostar

Savaş Tüneli-Saraybosna
Sabah erkenden Belgrad’dan ayrılıp otobüs ile Saraybosna için yola koyulduk. Hava sıcak, yolumuz ise uzun.
İlk olarak Sırbistan gümrük kapısına varıp işlemlerimizi yarım saat beklemeli olarak tamamlayıp sonrasında Bosna Hersek sınır kapısında yine yarım saat bekleyerek sorunsuz bir şekilde tamamlayıp Bosna Herseğe resmi olarak giriş yapıp harika manzaralar eşliğinde dağ yollarını aşıp, şirin ve yemyeşil köylerden geçerek öğleden sonra Saraybosna’ya varıyoruz. Geçtiğimiz köylerdeki köy evleri geniş bahçeli, genelde düz vadi üzerine kurulu ve villa tipi yapılardan oluşuyor. Yani bizim köy evlerine hiç benzemiyor. Anlaşılan Boşnak halkı evlerine çok önem veriyor.
Saraybosna’da yağmur ve serin hava bizi karşılıyor. Ağustos ortası uzun kolluları giymek zorunda kalıyoruz. İlk durak Başçarşı ve Sac isimli börekçide boşnak böreği yiyoruz. Porsiyonlar yine büyük, biz yine şişiyoruz böreği bitirdikten sonra. Bizim ayrana Boşnaklar yoğurt diyorlar. Böreklere gelince Türkiye'deki boşnak böreği buradan daha başarılı bence. Servis ise tam facia. Servisi yapan hanfendi tabağı kafamıza fırlatmadıysa şükür diyoruz. Şunu öğrendik ki Balkanlarda genelde hizmet sektörü tam gelişmemiş, biraz zayıf. Müşteri memnuniyeti diye bir şey yok. Arkadaşımız böreğin porsiyon büyüklüğünü görünce ben yarım porsiyon alabilir miyim deyince servisi yapan hanfendi cevap vermeye tenezzül bile etmedi. Siz düşünün gerisini.!
Özgürlük ateşi, Kurşunlu Medresesi, Gazi Hüsrev Bezistanı (Bizim Kapalıçarşı benzeri), Hüsrev bey camii, Saat Kulesi, Katolik Katedrali, Pazar yeri, 1. Dünya ve son Balkan Savaşının çıkmasına neden olan Franz Ferdinand suikastının yaşandığı, son savaşta bir Boşnak kızın bir Sırp keskin nişancı tarafından öldürüldüğü yer olan Latin köprüsünü, (bu iki ölüm sonrası savaşlar başlamıştır) tüm bunlar Başçarşıya yakın olduğu için görüp daha sonra otelimize yerleşip akşam yemeği sonrası tekrar çıkarız diye düşünüyoruz ancak sağanak yağış buna izin vermeyince akşam otelde dinlenip kalan yerleri yarına bırakıyoruz.
Sabah kaldığımız Radon Plaza Otel şehir merkezine 15 dk. mesafede ancak Savaş Tüneli ve Vrelo Bosna Parkına çok yakın olduğu için otel önüne bir taksi çağırıp 20 Euro’ya anlaşıp bizi önce Vrelo Bosna Parkı’na sonra da Savaş Tüneline götürüp beklemesini rica ediyoruz. Boşnak Taksici sağolsun çok yardımcı oluyor ve bize geçtiğimiz yerler hakkında ilginç hikayeler anlatıyor. Kardeşi ve Babası savaşta Sırplar tarafından öldürülmüş, kendisi ise savaşmış ancak yara almadan kurtulmuş. Mercedes taksisi ile çok rahat bir yolculuk sonrası parka 15 dakika içinde varıyoruz. Bosna nehrinin içinden geçen İgman dağı eteklerindeki park gerçekten görülmeye değer bir doğa harikası. Burada geçirdiğimiz 1 saat sonrasında yine taksiye binip 20 dk içinde Savaş Tüneline varıyoruz. Savaş Tüneline giriş 100 Bosna markı. Ancak 7 yaşında kız çocuğum içinde aynı ücreti talep etmelerini hiç hoş karşılamadım. Biraz işi ticaret dönüştürmüşler gibi.
Savaş zamanı bütün ihtiyaçların karşılandığı ve şehre giriş çıkışların yapıldığı bu tünelde bir de 20 dk. lık tanıtım videosu izleyip tüneli ziyaret edebilirsiniz. Ancak tünelden geriye kalan sadece 20 metre. Bir evin altına inşa edilen tünel dışarıdan sade bir ev görüntüsünde ve mermi izlerini hala üzerinde taşıyor.
Kurtuluş mücadelesine önderlik yapan Aliya İzzetbegovicin mezarını ve şehitliği de ziyaret etmek istiyoruz ancak buna fırsat bulamadık. Çarşıya yakın konumda kurulan şehitlikte, savaş bitimi Boşnak halkı Aliya İzzetbegovic için vefatı sonrası kendisi için çok büyük bir anıt yapılacağını bildirmişler ancak kendisi beni askerlerim ile beraber aynı yere gömün talimatı vermiş. Bursa Belediyesinin katkıları ile oluşturulan şehitlik vakti olanlar için görülebilir.
Şehirde toplu taşıma araçları oldukça eski. 1885 yılında Avrupa’nın ilk tramvayı Saraybosna’da hizmete başlamış. Avusturya-Macaristan imparatorluğuna bağlı Saraybosna o dönemde yönetimin Viyana’ya yapılması planlanan tramvay hattının halk tarafından hoşnut karşılanmama ihtimalini düşünürek ilk hattı Saraybosnaya kurmuşlar. Çok eski ve çok da yavaş olan Tramvay günümüzde halen halk tarafından yoğun bir şekilde kullanılmakta. Alışverişi imkanı kısıtlı olan Saraybosna’da biz ilginç birşey bulamadık. Genelde Türk ürünleri satılmakta. Eski Galatasaraylı Cevad Hodzic’in köfteci dükkanı ise yine Başçarşıda. Kilise ve Camiler aynı fotoğraf karesine giriyor Saraybosna’da. Çan ve ezan seslerini sıklıkla duyabilirsiniz. Birçok binada savaştan kalan mermi izleri hala görünüyor. Savaşta çekilen acılar gözlerinizin önüne geliyor. Şehirde gelişim ekonomik nedenlerden dolayı oldukça yavaş ilerliyor. Ancak şu var ki şehrin kendisi bir savaş müzesi. Yıkık dökük, onarım bekleyen, terkedilmiş birçok bina görebilirsiniz. Savaş öncesi park olan bir çok yer ise savaş sonrası mezarlığa dönüşmüş.
2 günlük Saraybosna gezimiz sonrası sabah otelden ayrılıp Mostar'ı görmek için yola koyuluyoruz. Öğlen civarı Mostardayız. Mostar esnafı Türklere daha canayakın davranıyor, güleryüzle karşılanıyoruz.
Mostar için yarım gün veya daha kısa zaman ayırmanız yeterli. Çünkü ziyaret edeceğiniz yerler, 1992 yılında savaş sırasında Hırvat topçusu tarafından yıkılmış ancak Türkiye Cumhuriyetinin katkıları ile 2004 yılında tekrar orjinaline sadık kalınarak inşa edilen, aslı ise Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1557 yılında inşa edilen Osmanlı şaheseri Mostar köprüsü ile Koski Mehmet Paşa Camii.
Koski Mehmet Paşa Camii Çarşı sonunda yeralır ve Mostar Köprüsü en iyi buradan fotoğraflanır. Bu iki yeri gördükten sonra biraz çarşısında gezinip daha sonra Neretva nehri kenarına inip , köprüden para karşılığı atlayan Mostarlı gençleri ayaklarınızı nehrin sularında iken izleyebilirsiniz. Belirtmekte fayda var su buz gibidir, bizim çocuk ayağı kayıp heryeri ıslanınca kısa bir süre kendine gelemedi.
Mostardan ayrılıp yol üzerinde eski Osmanlı köyü Poçitele uğruyoruz. Poçitel ile ilgili pek ilginç olan birşey yok. Sadece bir Camii ve Kale var ziyaret edilebilecek yerler ancak Kaleyi ziyaret etmek için dik bir yokuş ve 2 saati gözden çıkarmak gerekir. Biz Camii’yi ziyaret edip Dubrovnik için yola koyuluyoruz.