- Kategori
- Gezi - Tatil
Balkanlarda 10 gün, üçüncü durak Hırvatistan'da Dubrovnik

Mljet adası
Sabah 08.00 civarı Saraybosna’dan çıkıp Mostar ve Poçitel köyünü ziyaret ettikten sonra Bosna Hersek sınır kapısından çıkış, Hırvatistan sınır kapısından ise giriş yapıyoruz. Sınır geçişlerimiz yine 1 saati alıyor.
Hırvatistan sınır kapısından giriş yaptıktan 20 dakika sonra Neum’da kısa bir mola veriyoruz. Neum bulunduğu konum itibari ile çok ilginç bir şehir. Bunun sebebi ise Hırvatistan sınır kapısından geçiş yapıp Hırvatistan topraklarına girmemize rağmen Bosna Herseğe ait bir şehir olması. 21 km kıyı şeridi ile Neum Bosna Herseğin Adriyatik kıyısına tek çıkış noktasıdır. Savaş sonrası Dayton Barış anlaşması sırasında Neum, Aliya İzzetbegovic’in yoğun ısrarları ve Türkiye’nin de politik destekleri sonucu Bosna Hersek topraklarında kalmıştır. Tabii Hırvatlar halen bu durumdan hiç memnun değil. Bir köprü inşa edip bu şehri pas geçmek istiyorlar.
Virajlı, sayısız küçük ada manzaraları ile Adriyatik kıyısından ilerleyip Dubrovnik şehrine varışımız akşam üstünü buluyor. Hemen Pile kapısından girip surlarla çevrili Ortaçağ kasabası görünümlü eski şehri gezmeye başlıyoruz. Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası Listesinde bulunan eski şehir, 2 km alandan oluşuyor. Surların üstünde yürüyüş yapabilir (giriş ücreti 15 Euro) veya teleferikle en tepe noktaya çıkıp tepeden eski şehri seyredebilirsiniz. Biz ise dünyanın en eski 3 eczanesinden birine sahip Francis Manastırı, Rector Sarayı, Onofrio çeşmesi ve Orlando heykelini görüp fotoğraflıyoruz. Bu saydığımız gibi daha birçok benzer yapı eski şehirde görülecek olan yerler arasında. Eski şehirde ayrıca birçok kafe, restoran ve kendine has şirin mi şirin dünya markası olmayan kaliteli hediyelik eşya ve ürünlerin olduğu mağazalar var. Fiyatlar ise Türkiye’ye kıyasla çok pahalı değil. Geç vakte kadar eski şehirde vaktimizi tüketip görülecek tüm yerleri gördükten sonra hotelin yolunu tutuyoruz. Hotel Petka eski şehire 2 km. Mesafede ve biz burada 2 gece konaklıyoruz. Zaten yeni şehir, eski şehir civarına konuşlandırılmış hoteller ile dolu ve başka birşey de yok. Taksi ile hangi hotelden şehir merkezine gitmek isterseniz fiyat standart 10 Euro ve süre 5 dakika. Hotelimiz, Dubrovnik limanı önünde bir şehir hoteli ve 3 yıldızlı ancak bizim Türkiye’deki 3 yıldız hotellerden çok daha düşük kalitede. Hoteller ile ilgili beklentinizi yüksek tutumayın.!
Sabah kahvaltı sonrası sırt çantamızı alıp hotel önündeki limandan kalkan 09.30 Katamaranı ile Mljet adasına gidiyoruz. 2 saatlik yolculuk sonrası adanın Polace limanında inip hemen önünde bulunan Ulusal Parka 100 Kuna kişibaşı ücret ödeyip gişe önünde bizi göl kenarına götürecek minibüsü bekliyoruz. Ulusal Parka ödediğimiz bilet ücretine tüm araç kullanımları dahil olduğu için giriş ücreti bize oldukça makul geliyor. Ada da bisiklet kiralamak da mümkün ve yollar bisiklet kullanımına uygun. 5 dakikalık yolculuk sonrası göl kenarına geliyoruz ve orada bekleyen tekne bizi gölün ortasında küçük bir adacığa götürüyor. Bu adacığın ortasında tarihi bir manastır var. Manastırı ziyaret sonrası gölde yüzmeyi tercih ediyoruz. Göl, yüzmek için elverişli ama deniz ayakkabısı mutlaka yanınızda olmalı. Zaten deniz ayakkabısı, Dubrovnikte tatil yapacaklar için olmazsa olmaz çünkü bizim sahillerimiz gibi uçsuz bucaksız kum plajlar görmeniz imkansız. Biz, 1 saat sonra her yarım bir saate bir gelen tekne ile adacıktan ayrılıp diğer göle Mali Most'a gidiyoruz. Yine burada da yüzme fırsatı buluyoruz ya da Orman içinde yürüyüş de yapabilirsiniz Zaten başka alternatif yok.. Hava ve manzara harika. Küçükte bir plajı olan bu gölde yüzmek bizi oldukça rahatlatıyor. Doğal park alanı olduğu için yerleşim ve tesis bu bahsettiğim yerlerde yok. Tüm turistler bizim gibi sırt çantasında yiyecekleri ile gelmişler. Göldeki 1 saatlik yüzme keyfimiz sonrası Ulusal Park girişinde bulunan plajda Adriyatik denizinde de yüzme keyfi yaşamak için vakit harcamadan minibüsün bizi ilk bıraktığı yere 1 km’lik yürüyüş ile varıp minibüse binip park girişine geri geliyoruz. Küçük çakıl taşlı plaj ve berrak deniz oldukça davetkar. Katamaran saatini burada yüzerek bekliyoruz ve 16.50 ‘deki katamaran ile adayı terkedip 18.30’da Dubrovnik limanına varıyoruz. Mljet adasına hergün sabah gidiş - akşam dönüş olmak üzere sadece bir katamaran var. Saatlerini özellikle çok iyi takip etmeniz gerekli.
Dubrovnikteki 2. ve son günümüzde Avrupa sosyetesinin de lüks yatları ile uğradıkları Mljet adasını tercih etmemizin sebebi ise, Hırvatistanın en büyük ve en yeşil adası olması, içinde doğal park bulunması, 2 göl ve denizin de yüzme fırsatları bulunması diyebiliriz. Doğasever olarak çokta memnun kaldık.
Hoteldeki akşam yemeği sonrası toplu taşıma (bildiğimiz belediye otobüsü) ile eski şehre tekrar gidiyoruz. Otobüs biletleri tüm durakların yakınında bulunan gazete bayii ve büfelerde satılıyor. Bu nedenle Dubrovnikte taksi kullanmanıza aslında hiç gerek yok. Eski şehirde pizza ve dondurma keyfi yapıp eski şehrin tadına tekrar varıyoruz. Dondurma veren Hırvat genç az buçuk Türkçesi ile bizi şaşırtıyor. Nereden öğrendiğini sorduğumda “Türk dizilerden abi” demesi açıkçası hoşumuza gitti. Hırvatistanda Türk dizileri çok revaçta imiş ve oyuncuların orjinal sesleri ile yayına veriliyormuş. Ancak kızıma aldığımız 3 top dondurma için pişman olduk diyebilirim. Burada da yine aynı hikaye, 3 top dondurma, Türkiye’de 3 kişinin yiyeceği kadar.! Birkaç hediyelik eşya ve içecek keyfi sonrası gece 12’deki tüm turistlerin de tercih ettiği gibi son otobüs ile hotelin yolunu tutuyoruz.
Gezmeye meraklı biriyseniz Dubrovnik ve Hırvatistan için en az 1 haftalık tatil planı yapmanızı öneririm. Yapılacak en iyi şey gündüz adaları gezip, hergün farklı ada da yüzmek, akşamları ise eski şehirde vakit geçirmektir.
Dubrovnik, gördüğümüz en güzel Balkan şehri idi. Zaten ülke sahip olduğu 1100 civarı ada turizm potansiyeli yüksek, turistlerin ve Türklerin de son yıllarda uğrak yeri olmuş. Biz de 2 gün içinde vaktimizin yetebildiği kadar gezdik ancak gelecek yıllarda 1 haftalık bir ziyaret daha yapmayı planlıyoruz.
Eski şehire çok yakın konumdaki Lokrum adası ve plajları, 30 Euroya öğlen yemeği dahil eski şehir limanından kalkan tekneler ile 3 adalar turu (Elafiti adaları- Koloçep, Şipan ve Lopud), Marco Polo’nun doğum yeri ve yaşadığı yer olan Korçula adası, Dubrovnik’de konaklama yapanlar için benim gezdiğim yerlere ilaveten görülebilecek yerler. Ayrıca Split’den kalkan katamaran ile Hvar adası ve mavi mağara ile Split ile Zagreb arasında kalan Plitvice gölleri Doğal Parkı görülebilecek diğer yerler olarak benim notlarım da yeralıyor.
Bir sonraki durağımız olan Kotor –Budva ve Bar için biz yine sabah erkenden Karadağ Sınırını geçip Kotora doğru yol alıyoruz.