- Kategori
- Gezi - Tatil
Balkanlarda 10 gün, ilk durak Sırbistan'ın başkenti Belgrad

Sırbistan Parlamento Binası
Ağustos 2013, Ramazan bayramı ve sonrasında ki haftayı da katarak bu tatil döneminde serin ve rahat olur diye Balkanları gezelim dedik.
2 saatlik uçak yolculuğu sonrası akşam saat 7 gibi ilk durağımız Belgrad havalimanına iniyoruz. İlk iş uçakta beraber seyahat ettiğimiz 12 dev adam ile valiz beklerken hatıra fotoğrafları çekiliyor sonra havaalanından ayrılıyoruz.
Eski Yugoslavya’nın da başkentliğini yapmış, 3 milyon nüfusu ile Balkanların en büyük şehri için havalimanı aslında oldukça küçük. Valiz ve paspaort işlemlerimiz hızlıca bitiriliyor ve hotele doğru yola koyuluyoruz.
Akşam olmasına rağmen hava oldukça bunaltıcı, 32 derece sıcaklık bizi kısa bir şoka uğratıyor. Edindiğim bilgiye göre Balkanlar bu sene tarihinin en sıcak yaz dönemini yaşıyormuş. Hotele varıp Lobide bekleyen arkadaşımız Dejan ile kısa bir sohbet sonrası eşyaları odaya bırakıp kendimizi Belgrad yaşamına dahil ediyoruz.
Belgrad’da akşam ve gece hayatı oldukça hareketli, sokaklar kalabalık, insanlar şık giyim tarzları ile kafe ve caddelerde boy gösteriyorlar. Dejan bizi önce trafiğe kapalı Kneza Mihaila caddesine götürdü. Bizim İstiklal caddesi benzeri bir cadde ancak alışveriş imkanı pek olmayan sadece kafe ve restoranların bulunduğu ancak etrafında yine Öğrenci parkı, Kale meydan ve Cumhuriyet meydanının bulunduğu merkezi konumda işlek bir yer ve biz bir arka sokağında güzel bir restorana yemek için oturuyoruz. Ben mönü seçiminde Dejandan yardım isteyip neyiniz meşhur ise onları yemek isterim deyip seçimi ona bırakıyorum. Öncelikle şunu belirteyim Balkanların eti meşhur imiş. Hayvanlar doğal ortamlarda, dağ ve çayırlarda beslendikleri için etleri gerçekten lezzetli. Gelen yemekler ise kuzu tandır, salata, pide şeklinde ekmek, ortaya kuru et ve badem-ceviz, tereyağ ve peynir ile içecek olarak yerli kırmızı şarap. Yediklerimin tümü beni memleketime ilk günden götürdü. Salatası bize göre bol peynirli, salatalıkları irice ancak lezzet aynı, peynirleri lezzetli, kuzu eti lokum tadında, şarap gayet başarılı, ekmek ise sıcak ve taze, porsiyonlar ise Türkiye’ye göre devasa. Bizde 3 kişiye gelen yemek burada bir kişiye geliyor. İri Sırp halkı doymuyor arkadaş galiba. Ama ben tatlı için tıka basa doyduğum için Dejana kalkalım, yürüyelim dedim.
Gece 12 ve sokaklar hala hareketli, fakültelerin arasında olan büyük park, Öğrenci parkı da hala kalabalık. Gençler süs havuzunda, ayakları suya vermiş sohbet ediyorlar. Bir caddeye girdik ama ismini hatırlamıyorum orada Balkan müzikleri ile insanlar eğleniyordu, bizim Kumkapı gibi yerdi. Gerçekten güzel bir yerdi. Biz de bir yer bulup birşeyler içiyoruz. Hala kısa ve minyon bir Sırp görmedim. Herkes 1,90 veya üzeri, dalyan gibi. Valla kendimi 1,73 cm ile acayip cüce hissettim!. Hava ise hala çok sıcak.
Belgrad’da yeme-içme oldukça ucuz özellikle alkol fiyatları, mesela bir bira TL olarak 2 TL’den daha düşük.
Biraz soluklanıp birşeyler içtikten sonra Zemun’a gidiyoruz. Şehir merkezine 15 dk. mesafede bize göre bir sayfiye kasabası görünümünde ancak Belgrad’ın en büyük ilçelerinden, Tuna nehri kıyısında güzel balık lokantaları ile kafeleri bulunan görülmesi gereken yerlerden biridir.
Gece gezmeleri bittikten sonra sabah uyanıp yine Kneza Mihaila caddesinden yürüyerek Kale meydan, Taş meydan, Askeri Müzeyi ziyaret ediyoruz. Kale içinden Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği yer ile Damat Ali Paşa Türbesini görüyoruz.
Belgrad gezimiz esnasında çok büyük ve yemyeşil parklar gördük. Sokaklar ve caddeler çok geniş, binalar ise oldukça eski. Plaza ve büyük iş merkezleri görmek zor. Aslında bu güzel bir şey. Ekonomik olarak zorda olmalarına rağmen Sava nehri üzerine Avrupanın en pahalı köprüsünü inşa etmişler. Akşam gezimiz esnasında Kızılyıldızın maçı vardı ve stat civarı oldukça kalabalık idi. Ezeli rakibi Partizanın stadı ise yolun hemen diğer tarafında. Her iki stat da oldukça büyük ve birbirlerine çok yakın. Nüfus İstanbula nazaran az ama futbola ve spora ilgi çok büyük. Şehirde ben metro görmedim. Belediye otobüsleri ise eski, altgeçit veya üstgeçit yok. Büyük kavşaklar etrafında daire çizip veya ışıkta bekleyip araba ile geçiyorsunuz. Nüfusun az olması ve ekonomik zorluklar gelişimi engellemiş. AB’ye girmeleri ise yakın. Beklenti bu yönde. Türklere karşı bir antipatik davranış görmedim. Hatta bizim Osmanlı eserleri, Camiler ve Türbeler temiz ve ziyarete açık.
1.Dünya ve Balkan Savaşlarını çıkaran Sırplar havaalanından şehre giriş de bulunan Balkan Savaşında zarar görmüş karşılıklı iki binayı restore etmemişler. Galiba bizde zarar gördük demek istiyorlar. Güvendikleri güçlü ordu ise en son Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesine bile engel olamadı.
Eski Yugoslavyanın kurucusu ve uzun yıllar Yugoslavya’yı yöneten Hırvat Josip Tito’nun anıt mezarı da Belgrad’da. Görmek isteyenler biz görmedik ama görebilirler.
Vizesiz seyahat avantajı, ucuz uçak bileti ve 2 saatlik kısa uçuş süresi, ucuz yeme-içme imkanları, eğlence mekanları ile kültür gezileri arasına girebilecek bir şehir Belgrad. 2 günlük bir tur şehri görmeniz ve tanımanız için yeterli olur. Zaten gideceğiniz en uzak yer şehir merkezine 20 dakikayı geçmez.
Anlaşılan bu seyahatimizde en zorlanacağımız şey Ülkelerin farklı para birimleri olacak. Elde az da olsa kalan Sırbistan Dinarlarını sabah tüketip buradan erkenden Otobüs ile Saraybosnaya gitmek için yola çıkıyoruz.