- Kategori
- Organik Ürünler
Balkonda pembe domates

Özellikle bugünlerde el yakan domates fiyatlarından şikayetiniz mi var? Saman tadında domateslere avuçla para vermek istemiyor musunuz? Öyleyse size tanıtmak istediğim bir domates türü var. Benim de adıyla bilmediğim ama görünce bir yerlerden (herhalde eski bahçelerden) anımsar gibi olduğum pembe domates denen bir tür bu. Çok lezzetli. Genetiğiyle oynanmamış. Yani sağlıklı. Buna karşılık yukarda resimde de fark edeceğiniz gibi çok ince kabuklu olduğu için dayanıksız. Yani, tüccarın işine gelmiyor. (Ama çocuklar ince kabuklu domatese bayılıyor!) Rengi kıpkırmızı olmadığı, şekli de çoğu zaman eğri büğrü, en azından fazla girintili çıkıntılı olduğu için pek öyle albenisi yok. Yani görünüme aldanmayanlar için bu tür… Domatesin biçimi mi, yoksa lezzeti mi önemli sizin için? Lezzeti diyorsanız buyrun pembe domates üretimine.
Eskiden çok üretilen, şimdilerde ise kaybolmaya yüz tutmuş bu türü evlerimizde, balkonlarımızda varsa bahçelerimizde yetiştirsek, çocuklarımıza sağlıklı ürünler yedirmiş, tüccara, başta şu ünlü Cargill olmak üzere genetiği değiştirilmiş ürünleri üretip pazarlayanlara, kendimizce cevap vermiş olur muyuz? İşte ben geçen yaz bu türü balkonumda denedim, oldu pekala. Bu sene yine deneyeceğim. Hem bu kez beş kökten fazla ekeceğim. Çünkü lezzetine doyamadık biz. Peki domates yetiştirmek -hem de organik- kolay mı derseniz, kolay derim. Bütün canlılar gibi biraz sevgi ve ilgi istiyor o kadar. Gerisi doğaya, güneşe kalmış…
Organik tarım konusu açılmışken, canımı sıkan bazı gelişmelere değinmeden edemeyeceğim. Yerli tohumlar kaybolurken bir yandan da devlete ait tarım işletmelerinin haraç mezat elden çıkarıldığını, buralarda yetiştirilen bitkisel ve hayvansal ürünlerin yok pahasına özel sektöre devredildiğini biliyor musunuz?
İki yıl önce, meyve fidanı almak için Yalova Tigem’e gittik. Orada işinin ehli bir ziraat mühendisiyle karşılaştık. Meyvecilik konusunda kara cahil olan bizleri son derece yararlı bilgilerle donattı. Fidanlarımızın dikim öncesi kök ve dal budamasını yaptı. Gerekli doğal gübreyi verdi. Dikim ve bakım konusunda bütün sorularımızı sabırla cevapladı. Aynı gün özel sektörden benzer ürünleri çok daha pahalıya da alabilirdik. Tigem’lerde benim bildiğim kadarıyla tarım alanında yerli tohumların islahıyla uğraşılıyor ve üreticilere bu iyileştirilmiş yerli tohumlar dağıtılıyordu. Oysa Yalova Tigem, Trakya’dakiler ve daha birçoğu artık yok. Neden? Bütün topraklarımızın yapay gübrelerle kirletilmesi, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalarla (GDO) doldurulması için mi? Zaten sayısı çok azalan köylüye artık kendi kendini üretemeyen tohumluklar dağıtılıyor. Her sene yeniden tohum almak zorunda bırakılıyor. Böylece çiftçinin kendisine dayatılan türde üretim yapması sağlanıyor. Bu ürünler ise ekolojik dengeyi tehdit ediyor. Ne ilginçtir ki gelişmiş ülkeler bu tür denemeleri kendi topraklarında değil bizim gibi ülkelerde yapmayı tercih ediyorlar. Örneğin Afganistan’da da binlerce dönüm toprakta aynı uygulamayı yapıyorlar.
Bu gidişle inşaatlarla kapatılmamışsa verimli tarım alanlarımızda sadece ucube tarım ürünleri yetiştiğini göreceğiz. Konuyla ilgili yasanın çıkmasıyla soya, mısır ve pamukta tamamen yabancıların eline bakacağız. Ne çıkar bundan, demeyin. Japonya bile o gayet kıt topraklarında çeşit çeşit tarım ürünü yetiştirmeye çalışırken bizim kendi ürünlerimizden vaz geçmemiz doğru mu? Olayın bir boyutu da besin maddelerinde kendi kendine yeterli bir ülke olmak. Bu bütün dünya için hayati önem taşımıyor mu?
GDO’ya hayır, organik tarıma, -sesimizi yüksek çıkararak- evet demenin zamanı geldi de geçiyor!
Not :
Evinizde, bahçenizde bu yaz organik domates yetiştirmek isterseniz size yardım edecek ve benim de üyesi olmaktan gurur duyduğum grup bir yıldır elbirliğiyle domates üretiyor. Bir kaç kişinin üretiminden ne mi olur? Birer birer denize geri atılan deniz yıldızlarının hikayesini hatırlayın… Pembe Domates Ağına siz de katılıp organik üretime destek verebilirsiniz!