​ Bardağın hangi tarafından bakıyorsunuz? Dolu tarfından mı, yoksa boş tarafından mı? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '08

 
Kategori
Siyaset
 

Bardağın hangi tarafından bakıyorsunuz? Dolu tarfından mı, yoksa boş tarafından mı?

Bardağın hangi tarafından bakıyorsunuz? Dolu tarfından mı, yoksa boş tarafından mı?
 

Şükürler olsun ki dinim İslam.

Şükürler olsun ki ulusum yüce Türk ulusu.

Ve

Şükürler olsun ki liderim gazi Mustafa Kemal Atatürk.

29 Ekim’de vizyona giren , Can Dündar imzalı Mustafa filmi hakkındaki izleyenlerin yorumlarını inceliyorum.

Uyuyamadım... Saat sabahın üçü...

Filmin ismi Mustafa...

Can Dündar gözüyle...Filmin yönetmeninin gözüyle...

Gazetecilerden, aristokratlara, tarih bilimcilere ve vatandaşlara kadar izleyici yelpazesinin yorumlarına baktığımda şunu fark ettim.

‘‘Olan mı yoksa sizin olmazınız mı’’?

Aslında işin püf noktası bardağın hangi tarafından baktığınızla ildemli.

Peygamber de olunsa, bir ülkeyi kurtaran lider de olunsa, bir deha da olunsa, sıradan vatandaş da olunsa önce etten kemikten insanlar doğru. Onlarda çocuktu, sizin bizim gibi; insanı olan her şey insana mahsus olduğu için, yaşamaları gereken ne varsa yaşadılar, buraya kadar tamam, bu film bunu anlatmış.

İşte bundan sonrası...

Ben peygamberimi de, atamı da insani taraflarının bu kadar ortaya döküldüğü yayınlarda görmek istemem. Çünkü beni bunlar ilgilendirmez ve bu tip yayınların; üstlendikleri misyonu, basitleştirme olarak algılanacağı endişesini taşırım ve bu filmde de ayni algılamanın olduğunu gördüm izleyenlerin eleştirilerinde. İslam düşmanlarının bir zaman peygamberimiz hakkındaki yayınları geldi bir an gözümün önüne...(Sonrası TSK 'ya yönelik yapılanlar keza...)

Bir lider, hem de öyle bir lider ki; hayal bile edemeyeceğiniz bir yıkımdan, bir ülke yaratmayı başaracak dehasal yapıda...

Bir ülkeyi yıkıntılar arasından yaratmak!

Yıkıntılar...

Her taraftan kuşatılmış , ruhen yıkılmış insanlara , yeniden bağımsızlık ruhunu, yeniden başlama isteğini verebilmek.

Parasız, silahsız, yapayalnız bir millete can simidi olabilmek... Küçücük bir çocuğun gece yarısı yalnız başına olduğunu düşünün! Başına gelecekleri hayal etmek, hayal etmek bile kanınızı dondurur değil mi?

İşte o küçücük çocuk gibiydi savaştan yenik çıkmış millet.

Açtı, kimsesizdi, çaresizdi ve çevresi düşmanla kuşatılmıştı.

Düşman... Acımasızdı. Acımasız

Tek düşünceleriyse asimilasyondu.

Ne çabuk unutuldu İzmir’de İstanbul da kadınlarımızı üstünden çarşaflarının yırtıldığı? Bebelerimizin süngü ucunda öldürüldüğü, fırınlarda yakıldığı, kızlarımızın babalarının, ağabeylerinin gözleri önünde düşman askerlerince ziyan edildiği... Kilisesindeki gül bahçesini, Müslüman kanıyla sulayın diyen papazlar ne çabuk unutuldu.

Tam bu çaresizliğin, vahşetin ortasında uzandı elleri Mustafa Kemal’in... Anne olanlarınız beni çok iyi anlar. Çocuklarımıza zarar geleceğini gördüğümüz anda karşımızdaki insanların bedensel güçlerinden çekinsek te korkumuzu bir kenara bırakıp aslan kesiliriz.Öyle şeyler vardır ki korkudan bile korkmamayı sağlar bize.

Kurtuluş mücadelesi, arkası Atanın ölümüne kadar olan süre güne vurduğunuzda çok kısa gibi görünse de, ki bu kısalığıdır mucize tarafı bana göre;

İşte Mustafa filmindeki eleştirilerin sebebi de ortaya çıkıyor sanırım.

Evet, atamızın insani yanını anlatmak, bir bakış açısı ama; bakış açısı daraltılarak anlatmak, Türkiye’nin üzerinden ellerini çekmeyenlerin ekmeğine de yağ sürer. TSK, Atatürk, İslam... Bakın; bunlar Türk milletinin, manevi kalkanlarıdır düşmanlarına karşın. Ayrıca Türk milletinin maneviyatıyla, mücadelesinin nekadar güçlü olduğunu da bilirler ve bu değerleri gözümüzden düşürmek için, uğraş verirler. Bilirler ki, bu değerler kanadımızdır.

Bu kadar yoğun duyarlılığın olduğu bir zamanda, bu filmin olması belki de eleştirilerin yönünü bu tarafa yöneltti. Ayrıca, Atanın insani yönlerinin kısıtlı ya da kasıtlı anlatılması ya da tek yönlü anlatılması. (seyredenlerin algılamalarına göre ) Atanın belgeselinin herhangi bir yönetmen gözüyle değilde, Atanın kendi gözüyle görünenden oluşmasını isterdim. Artı, atanın gözünden Türkiye’nin doğuşu olmalıydı ana tema. Çünkü, belgeseller okullarda da gösteriliyor ve küçücük beyinlere; iletilmek istenen mesajın ne olacağının yönünü tayin edecek yine bu belgeseller, onların gözündeki Atatürk imajını zedelemeyen belgeseller . Atayı anlatan belgesellerin atanın insani özelini değil de insani dehasını anlatan yanlarının olmasından yanayım. Dosta düşmanda Gazi Mustafa Kemal’in dehasını tescillemiş ve yaptıkları bir çok ülkeye yol gösterici olmuşsa ve idolümüzse bir çoğumuzun, bitti. Geriye söylenecek söz, bitti...

 
Toplam blog
: 334
: 456
Kayıt tarihi
: 26.07.07
 
 

Yaşama değer veren bakış açısıyla biraz antika sayılabilecek düşüncelere sahip bir insanım. Geçmişte..