- Kategori
- Spor
BAŞARI DEĞERLENDİRMESİ
Sayın okurlar Sn. Terim' in bana göre gecikmiş istifasından sonra teknik direktör arayışlarımız başladı. Bu arada Sn. Terim' in kendisinden 20 kat vb düşük maaş alan bir teknik direktörün takımına elendiği vb de yazıldı. (Sn. Terim' in maaşı 260.000 TL' mış. Kaynak bugünkü Hürriyet gazetesi) Olay eğer sadece bu maaş karşılaştırılmasına dayandırılırsa ki bana göre çok doğru değil konuşmanın zamanı da -en azından Sn. Terim için- şimdi değil. Lütfen aşağıdaki alıntıyı okuyun.
"......zaten sizde, bende en az Sn. Terim kadar takım kurar ve çıkın bildiğiniz gibi oynayın desek sanırım ancak bu kadar kötü olup, tesadüfen finallere giderdik. Kenar yönetim ile bizim farkımızın adeta olmadığı koşullarda elde edilmiş bir başarının! bedeli medyada yer alan -ve az bulunup zam yapılması düşünülen- rakamlarmıdır. Yineliyorum ben yukarıda açıkladığım gerekçelerle spor insanlarının daha basitmiş ve de aslında oldukça da eğlenceli işler için çok yüksekmiş gibi gözüken bedelleri almalarını yadırgamıyorum, hatta doğal buluyorum. Ama doğal bulmadığım ortada aslında gerçek bir başarı yokkende bu rakamların telaffuz edilmesi. Bende örneğin Sn. Terim için uygun görülen maaş 110 bin YTL ise yine aynısını verirdim. Ama bir tek koşulla, bu maaş bu takımın Avrupa şampiyonu olması içindir der, ara aşamalar koyardım. Her ne sonuç alırsa alsın her ay x bedeli ör: 30000 YTL öder 80000 YTL' sı alacağıdır derdim. Gruptan çıkılınca geçen ay başına 20000 YTL' da öder, biriken alacaklarından düşerdim. Kupa finallerinde ilk tur geçilince o güne kadar ki her ay başına 10000 YTL daha öder yine alacağından düşerdim. Ve her ara aşamayı bu şekilde değerlendirirdim. Sonuçta ya 110 bin YTL zaten ödenir, ya da eğer nihai hedef gerçekleşmemiş ise gerçekleşen kadar ödenmiş olurdu......." Sayın okurlar bu alıntı benim 26/11/2007 (ikibinyedi) tarihli "Milli Takımımız" başlıklı yazımdan. Lütfedip tamamını okursanız sevinirim. Yani bu kavramı şimdi değil yıllar önce konuşmalıydık.
Şimdi yeniden teknik direktör arayışındayız. Bana kalırsa ulusal takımın başına Sn. Ersun Yanal getirilmeli. (Kendisini kanıtlamasına olanak verme borcumuz olduğunu düşünüyorum.) İstediği her yetki verilmeli ve maaş sistematiği anlattığım gibi olmalı. Nihai rakam hiç önemli değil. Başarı elde ederse o parayı da almalı. O para her ne ise. Ama en azından elde edemez ise bu ülkenin paraları (federasyon özerk olsa da bu ülkenin parasını harcıyor) afaki harcanmamalı. Aslında takımın başına daha ilk günden kendini kanıtlamış çok önemli bir yabancı isim getirilebilir. Ama ben ne yazık ki Türk futbolcularının birlikte uluslararası nihai bir başarıyı elde edebileceklerinden çok kuşkuluyum. Bu benim kuşkumu adım gibi biliyorum ki gelecek teknik direktörde taşıyacak ve kariyerindeki çok olası bir olumsuz dönem için isteyeceği paraya (ekonomideki hesaplamalarda yer alan ek risk payı gibi) onu da ekleyecek ve benim önerim gibi bir öneriyi haklı olarak kabul etmeyecek. Yani çok olası bir başarısızlığı veya önemsiz bir başarıyı elde etmek için ödenen bedel çok yüksek olacak.
Gelin hayatımızda bir defa her türlü duygusallığımızı bir kenara bırakıp gerçeklerimizle yüzleşerek karar verelim. Kendimizi doğru değerlendirelim. Teknik direktöründen futbolcusuna Sn. Çetin Altan' ın deyişi ile Türk' ün Türk' e propogandasını yaparak uçuk ünvanlar, benzetmeler yüklemeyelim. Kendimizi doğru değerlendirerek en yükseği hedefleyelim, doğru bir zamanlama ve doğru bir planlama ile o hedefe gidelim. Bırakın biraz geç olsun o hedefe ulaşmamız. Ama gecikme hiç ulaşamamaktan iyidir. Adım gibi biliyorum ki bu karar benim düşündüğüm gibi olmayacak. Yine paralar harcanacak, yine "...efendi sen bizi ne sanıyorsun..." tarzı yazılar medyada çıkacak ve sonuçta bugünkü noktada olacağız.