- Kategori
- Güncel
Başbakan'ın istihbarat yanılgısı ve Cumhurbaşkanı'nın cumhuru sahiplenmesi

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'da kendini gösterdi..
Dünya'nın gözleri önünde şık olmayan iki olay yaşandı. Sinan Erdem Spor Salonu'nda WTA İstanbul Tenis Şampiyonası'nda Bakan Fatma Şahin'in konuşması sırasında tribünlerden ıslık ve yuh sesleri hiç hoş olmadı, İstanbul'a yakışmadı. Dünya'nın bir numaralı teniscilerini ağırlıyan İstanbul'un reklam ve tanıtım amacı göz ardı edildi adeta. Protesto, amacını aşan bir tepki olarak belleklerde kaldı.
Sporla, siyaset ayrı tutulmadığı, spora siyaseti sokma gayretleri kaos ortamını yaratmaktadır. Spor seyircisi aktif ve çok dinamik bir yapıya sahip olması nedeniyle, en küçük bir kıvılcımda parlayacak duruma gelmektedir. Provokasyonlara açık hale getirilmeleri her zaman mümkün olabilmaktedir.
İkinci büyük ayıp ise Ulus'ta yaşandı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak istiyen onbinlerce insanın önüne barikatlar kurularak Anıtkabire yürümeleri engellenmek istendi. Polisle halkı karşı karşıya getirerek, insanların en doğal hakkını ellerinden almak istedi iktidar partisi. Biber gazı ve sıkılan suyla ortalık savaş alanına döndü.. Manzaranın, Suriyede yaşanan iç savaştan pek farkı yok gibiydi.
Ulusta yaşanan arbede ve polisin orantısız ve gereksiz müdahalesi dış basında geniş yer aldı. Türkiye'nin gösteri, yürüyüş ve insan hakları konusunda ne kadar dar bir çerçeve içinde olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Bu da bizim ileri demokrasimizin bir ayıbı olarak tarih sayfalarında yerini alacaktır.
Başbakan'ın istihbarat alındığını, provokasyon olacağını bu yüzden, yürüyüşe izin verilmiyeceği hususunda kararlı olduklarını dile getirirken, yine istihbarat konusunda bir kez daha yanılgıya uğradı. Uludere'deki 34 vatandaşın öldürülmesinde ve Suriye uçağının Esenboğaya indirilmesinde olduğu gibi. Sn. Başbakan'ın İstihbarat kaynaklarını acilen revizyondan gecirmesi ve dış istihbarata fazla güvenmemesi gerekir diye düşünüyorum.
Ulus'ta yaşanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı skandalı, anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı'nın Ankara Valisi sn.Alaattin Yüksel'le Köşk'te yaptığı görüşmede, fazla gerginliğe müsaade edilmemesi hususundaki talimatları doğrultusunda barikatların kaldırıldığı anlaşılıyor.
Bu olayı, Cumhurbaşkanı'nın cumhuru sahiplenme isteği olarak düşünebiliriz.